Rus Emperyalizminin -Ayısının- Gözü Kırım’da!

Ukrayna, Rusların işgalinden önce tarih boyunca yüzyıllarca Türk devletlerinin hâkimiyeti altındaydı. Sırasıyla, İskitler (Saka Türkleri), Hunlar, Hazarlar, Kıpçaklar, Peçenekler, Kumanlar, Oğuzlar ve Altınordu Devleti ve Osmanlı Devleti Ukrayna’yı yönettiler. Osmanlı Devletinin zayıflamasıyla birlikte Ruslar, bu bölgedeki etkilerini artırdılar. I. Dünya Savaşı’nı takiben 1919 yılında Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu ve 1922 yılında da Sovyetler Birliği’ne katıldı. Ukrayna’nın bütün ekonomik altyapısı diğer Sovyet cumhuriyetleri gibi Moskova’ya bağlandı.

Ukrayna’nın en stratejik bölgesi Karadeniz kıyısındaki Kırım yarımadasıydı. Burası, bir Türk topluluğu olan Müslüman Tatarların anavatanıydı. Ruslar, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara yardım ettikleri gerekçesiyle Kırım’daki Tatarların büyük bölümünü Orta Asya ve Sibirya’ya sürgün etti. Yaşlılar, kadınlar ve yeni doğmuş çocuklar bile yurtlarından çıkarıldılar. Rusya’nın en soğuk ve en uzak köşesine Sibirya’ya sürüldüler. Bir ay süren tren yolculuklarında çoğu yaşlılar ve çocuklar öldüler. Sürgün edilenlerin yerine Ruslar yerleştirildi. Günümüzde Kırım nüfusunun % 58’ini Ruslar, % 24’ünü Ukraynalılar ve sadece % 12’sini ise Tatarlar oluşturuyor.

1990’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılması üzerine Ukrayna bağımsız bir ülke oldu. Bu yıllardan itibaren ABD ve Batı ülkeleri bu bölgeyi Avrupa’ya katmak için büyük bir psikolojik savaş başlattılar. 7 Mayıs 1992’de ABD Hükümeti ile Ukrayna arasında İnsani, Teknik ve Ekonomik İşbirliğini amaçlayan bir anlaşma imzalandı. Bunun ardından zaman içerisinde, Batı yanlısı 400 civarında çeşitli uluslararası örgüt, 350 civarında insani yardım organizasyonu ve 180 sivil toplum kuruluşu faaliyete başladı. 20 bin civarında öğrenci Amerika’da okumak için Fulbright burslarından yararlandı. Bunlar, ülkelerine döndükten sonra devlet ve sivil toplum kuruluşlarında görev aldılar.

Russian_UkraineBu arada, Almanya’nın liderliğindeki Avrupa Birliği, “Avrasya Balkanları Projesi” çerçevesinde Ukrayna’ya özel bir önem verdi. Avrupa Birliği’nin temel hedefi, Ukrayna’yı önce Gümrük Birliği’ne ardından da Avrupa Birliği’ne alarak Rus hâkimiyetinden kurtarmaktı. Çoğunluğu Hıristiyan olan Ukrayna’da Batı yanlıları Katolik, Rusya yanlıları Ortodoks mezhebine mensuplar. Bu yüzden, Ukrayna 2000’li yıllarda defalarca Papa tarafından ziyaret edildi.

11 Eylül 2001’i takiben ABD’nin Afganistan ve Irak’ı işgal ettiği zaman, Rusya da eski Sovyet Cumhuriyetlerindeki etkinliğini artırmaya yönelmişti. Ukrayna’da siyasi çatışmalar hızlandı ve 31 Ekim 2004 tarihinde yapılan seçimlerde Batı yanlısı Viktor Yuşçenko  46,69, Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç 49,42 oy aldı. Yuşçenko seçimlerde hile yapıldığını iddia edince sokak gösterileri başladı ve 26 Aralık 2014’te yeniden seçimlere gidildi. Bu kez Yanukoviç % 44,20 oy alırken, Yuşçenko % 51,99 oy alarak Devlet Başkanı seçildi. Bu döneme, Yuşçenko’nun seçimlerde kullandığı Turuncu renkten dolayı Turuncu Devrim adı verildi.Election_Ukraine

2010 yılında yapılan seçimlerde bunun tersi oldu. Batı yanlısı Yulia Timoşenko % 45,8 oy alırken, Rusya yanlısı Yanukoviç % 48,5 oy alarak Devlet Başkanı oldu. Rusların, Ukrayna üzerindeki etkinliği yeniden güçlendi. Avrupa ve ABD’nin Batı yanlısı olan gruplara desteği devam etti. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, 13 Aralık 2013’te yaptığı Kiev ziyaretinde “Demokratik Kuramların gelişmesi ve sivil toplumun desteklenmesi için Ukrayna’ya 5 milyar dolardan fazla yardımda bulunduklarını” ifade etmişti.

ABD, Irak, Afganistan ve Ortadoğu ile uğraşırken Rusya ve Çin, Asya’da büyük etkinlik kazanmışlardı. ABD, Irak, Afganistan ve Ortadoğu’da başarısızlığa uğradı. Bu sebeple Başkan Obama, Afganistan ve Irak’tan çekilmeyi ve ardından Büyük Ortadoğu Projesi’ni sonlandırmayı kararlaştırdı. ABD askeri gücü Asya bölgesine kaydırıldı ve Suriye konusu da askıya alındı. Bu arada, Rusya’nın Akdeniz’de artan askeri gücünü kontrol etmek için Ukrayna’daki psikolojik savaşa hız verdi. Nitekim de, Rusya da –Suriye’nin Tartus Deniz Üssü dışında- bölgedeki en büyük deniz gücünün bulunduğu Sivastopol, Kırım’a odaklandı.

ABD ve Batı, Ukrayna’yı Rusya’dan koparmaya kararlı. Buna karşılık Rusya da, özellikle Dinyeper nehrinin doğusunda kalan bölgeyi ve Kırım’ı, bağımsız federasyonlar halinde Rusya’ya bağlamayı düşünüyor. Özellikle Kırım’ı yönetenler tamamen Rus yanlısı politikacılar. Geçtiğimiz hafta Kırım Başbakanı olarak atanan Sergey Aksyonov, Kırım’daki Rusyanın Birliği hareketinin lideriydi. Başbakan olduktan hemen sonra, Kırım’ı koruması için Rusya’ya başvurdu. Kırım’daki durum, Rusya’nın 1970’li yıllarda Afganistan’ı işgal ettiği duruma benziyor.

Buna bağlı olarak Rusya Kırım’daki stratejik bölgeleri Rus Özel Kuvvetleri ile fiilen işgal etti. Putin, Rusya’nın Doğu Ukrayna’daki çıkarlarını korumak için Savaş Yetkisi aldı. NATO ve Batı ülkeleri bu duruma şiddetle karşı çıktılar. Ancak, ne NATO ne de ABD ve Batı Rusya’ya karşı savaşacak güce sahip değiller.

Ukrayna ve Kırım’daki tehlikeli oyun devam ediyor. Rus Emperyalizmi (Ayısı) biraz daha ileri giderse, Ukrayna tam bir iç savaş ve bölünmeye sürüklenmiş olacak. Bizim en büyük üzüntümüz, Kırım Tatarları bir kez daha Rusların zulmüne uğrayacak. Gönül ister ki, Kırım tarihte olduğu gibi bağımsız bir ülke olsun. Bu artık neredeyse imkânsız. Bu nedenle, Rus Emperyalizmine karşı Batının kontrolündeki bir Ukrayna’yı her zaman destekliyoruz.