Namaz ve Hac’dan Önemli İbadetler!

İslam toplumunda Namaz, Hac ve Umre gibi görünür ibadetler her şeyden fazla önemseniyor. Namaz kılmayan kınanıyor, Hac ve Umre yapanlar gururlanıyor, Kandil mesajları havalarda uçuşuyor. Ancak Zekât ve Fitre gibi mala dayalı toplumsal ibadetler ise neredeyse unutulmuş gibi…

Bir davranışı veya eşyayı kutsallaştırmak, gerçeklikten uzaklaştırır. Bir suya kutsallık atfederseniz, o artık manevi bir şifa kaynağıdır, ne temizliği akla gelir, ne de faydası veya zararı. Namaz, bir yakarıştır, yakınlaşmadır, gözyaşıdır, duadır. Anlamı bilinmeden kılınan Arapça Namaz ise ancak bedensel bir spor ve şartlanmış bir alışkanlıktır. Hac veya Umre, Dünya Müslümanları ile tanışma, buluşma, yardımlaşma ve dayanışmadır. Ne Kâbe’nin çevresinde dönmek, ne Kutsal taşa dokunmak, ne de varlığını bile idrak edemediği şeytanı taşlamak değildir, gerçekte emredilen.

Sözlü kültüre dayalı Doğu toplumlarında, sözler kutsallaşır, dokunulmaz hale gelir, sorgulanmadan tapılır. Söz anlamını yitirir, manalar kabuk bağlar, özüne erişilmez hale gelir. Cahiliye insanının, helvadan Tanrı yapıp, acıkınca yediği gibi gülünç bir hal alır. Tesbihler, rekatlar, sayılar, cifirler, göstergeler hayatı sarıp sarmalar. Gönül yerine dil söyler. Kalpler huzur bulmaz, dertler dinmez. İnsanı Allah’a bağlayan Akıl ve Ruhtan uzaklaşılır; Duymak, görmek, tatmak isteyen Nefis dini de dünyayı da şekillendirir. İsraf, dedikodu, gıybet, kin, intikam, nefret, düşmanlık, kibir, haksız kazanç ve daha niceleri Nefis tarafından tevil edilir, Dinsel kimliğe bürünür. İnsan nefsini ve inancını kutsallaştırır, kurtuluşa erdiğine, doğru yolda olduğuna inanır. İnsanın dini, Allah’ın dinini ortadan kaldırır. Bunun gerçekliğini de ne anlayabilir, ne de test edebilir.

İslam düşüncesinde, ibadetlerin Allah’a bir faydası yoktur. İnsana ve topluma ne kadar fayda veriyorsa, Allah katında da o kadar değerlidir. Bu yüzden, bireysel ibadetler gösterişten uzak bir şekilde insanın nefsini terbiye etmek içindir. Toplumsal ibadetler ise, bir yükümlülük ve görevdir. Zekât, Fitre, Yardımlaşma, İyilik gibi toplumsal ibadetleri yapmayanın, bireysel ibadetlerinin hiçbir değeri yoktur.

Bir Müslümanın Hac veya Umre’ye gidebilmesi için önce Zekât vermiş olması gerekir. Zekât’tan haberi olmayan Müslümanın Hac ve Umre ziyareti sadece turistik bir seyahatten ibarettir, Müslümanlığına artı değer katmaz. İhtiyaç sahiplerinin ve yoksulların hakkını kutsal sandığı seyahatlerde harcar durur, Ahiret gününde de bunun hesabını vereceğini bilmez. Zekâtını veren, sorumluluklarını yerine getiren bir Müslümanın parasını nasıl ve nerede harcayacağı, kaç kez Hac veya Umre yapacağı da başkasını ilgilendirmez.

Müslümanlar, birikim ve yatırım amacıyla biriktirdikleri malların en az kırkta birini, yoksul ve ihtiyaç sahiplerine Zekât olarak vermelidir. Borçlar çıkarıldıktan sonra kalan Birikimin üzerinden 1 yıl geçmiş olması şarttır. Bankada biriktirilen para ve yatırımlar, Süs amacıyla takılanlar dışında biriktirilmiş altın ve mücevherler, alıp satmak amacıyla birikmiş hayvanlar, evler, eşyalar ve mülklerden Zekât verilir. Kendisi gelir getiren sabit varlıkların (ev, hayvan, fabrika vb) kendi değerleri değil, gelirlerinden doğan birikimler esastır. İslam düşüncesinde, Zekâtı verilen mal temizlenir. Artan varlıklarda bütün ihtiyaç sahiplerinin hakları vardır. Bu sebeple Zekât farzdır, yani zorunluluktur. Devlete verilen vergiler bunun tamamen dışındadır ve ayrı bir toplumsal sorumluluktur.

Fitre denilen Yardım da, her yıl Ramazan ayında kişi başına düşen bir günlük yiyecek karşılığıdır. Aile reisi, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısınca Fitre vermekle yükümlüdür. Zekât ibadetinde üzerinden bir yıl geçmiş artan varlık esasken, Fitre ibadetinde o anki varlık durumu önemlidir. Fitre miktarı, kişinin yaşadığı ülkeye ve çevreye göre değişir. Türkiye’de bir kişi kendisi bir günde kaç liraya doyuyorsa o kadar Fitre verir. Varlığı az olan az, çok olan çok verir. Köyde 10 liraya doyulur, ya da bir günlük yiyecek verilirken; Büyük kentte yaşayan ise normal olarak yemek için günde 100 lira harcıyorsa, onun fitre miktarı da o kadardır. Çin’de veya Afrika’da yaşayan içinse 1 dolar da bir Fitre’dir.

Allah bireysel ibadetleri affedebilir, Zekât ve Fitre gibi toplumsal ibadetler ise ihtiyaç sahiplerinin hakkıdır ve onlar affetmedikçe affedilmez. Gösterişten uzak, mal ve mülkle yapılan gizli yardımlar ve ibadetler zordur ve kıymetli olanlar da bunlardır.

Ramazan ayı vesilesiyle, Zekât ve Fitre ibadetlerinin önemini bir kez daha hatırlatmak da bilenlerin bir görevi. Sorumluluklarımızı unutmamak dileğiyle…

Paylaş / Share