Petrol Kürt’ten Değerlidir!

Trump, “Kürtler ile Bağdat arasında taraf tutmuyoruz” deyince hepimiz birden şaşırıverdik. Çok geçmedi, Almanya Savunma Bakanlığı 2014 yılından bu yana Peşmerge’ye verdiği Eğitim desteğini askıya aldı. Bir başkası, Rusya ve Türkiye ile daha yakın işbirliği önerdi.

Kürtler, Kerkük Operasyonu sırasında Havada dolaşan Koalisyon uçaklarının Irak Ordu mevzilerini vurmasını büyük umutla beklediler, ama gerçekleşmedi. PKK Terör Örgütü, Kobani Kahramanı edasıyla Kerkük’e girdi, kadınların ve çocukların bile ellerine silah verip yollara çıkardı, fakat birkaç saat sonra onlar da ortadan kayboldular.

Sosyal Medya, PKK Terör Örgütü ve Barzani yandaşlarınca adeta istila edilmişti. Tehditler, Kahramanlık Naraları, Röportajları her yeri sarmıştı. Bugün onlardan da bir eser kalmadı. Kerkük Operasyonu’ndan ilk gelen fotoğraflardan birinde binlerce otomobil şehirden kaçıyordu. Kürtler 12 saate varmadan bütün imkânlarıyla Erbil ve Süleymaniye yollarına düştüler. Barzani’ye, PKK’ya, ABD’ye ve de İsrail’e Küfürler yağdı, Örgüt liderleri birbirlerini suçlamaya başladılar.

Ancak olay son derece açık ve netti. Öncelikle Türkiye, İran ve Irak anlaşmışlardı. Barzani adeta ablukaya alınmış ve gümrük kapıları, petrol tesisleri ve tartışmalı bölgelerin teslimi istenmişti. Barzani’nin bu ablukadan çatışarak çıkması veya galibiyeti imkânsız gibiydi. Bu yüzden ABD, belki de mevcut müttefik güçlerinin (muhtemel bir İran planından önce) erken tahrip edilmesini istememişti. Ve en önemlisi de ABD, petrol boru hatlarının, rafinerilerin ve kuyuların tahrip edilmemesi, çatışma olmadan Irak Hükümeti’nin bölgeyi teslim alması ve bir an önce Irak petrolünün dünya pazarlarına sorunsuzca akmasını tercih etti. Haziran’dan bu yana sürekli yükselen petrol fiyatları, bu Asya rekabeti içerisinde ne Avrupa ne de ABD ekonomisi için pek hayırlı olmayacaktı. Ayrıca, Churchill’in dediği gibi; “Bir damla petrol, bir damla kandan değerliydi!”

Şimdi bütün tartışmalı bölgelere Irak Hükümet Güçleri yerleşiyor. Hanekin, Diyala, Kerkük, Sincar, Musul ve diğer bütün yerleşim alanları Barzani güçlerince boşaltıldı ve geri çekilme devam ediyor. Hatta Barzani, 1970 Federasyon sınırlarının bile gerisine çekilerek (Örneğin Mahmur’dan) bütün Kuvvetlerini Erbil çevresinde konuşlandırdı.

Henüz çok ciddi bir çatışma yaşandığı söylenemez, ancak Barzani’nin hangi yerlerde direneceğini de zaman gösterecek. Belki Musul Barajı’nda, belki Dohuk’ta.

Ancak şu var ki, başta Rusya olmak üzere birçok ülke diplomatik temsilcilerini bile Erbil’den çekmeye hazırlanıyor. Artık petrolün vanası kimin elindeyse, konuşulacak da dost olunacak da orası, yani Irak Merkezi Hükümeti.

Türkiye, OrtaDoğu’da ABD planlarını altüst eden bu gelişmelerde öncü rol oynadı. ABD hala ne yapacağını kestiremiyor. Geri adım mı atsa, yoksa direnmeyi sürdürüp tümüyle mi dışlansa düşünüyor. Savaşı sürdürme hayalleri de sona erdi. Türkiye, Rusya, Irak, ABD’nin onlarca yıl burada olacaklar dediği Daiş Terör Örgütü’nü bitirme noktasına getirdi. Türkiye, hem PKK Terör Örgütü’ne hem de Gizli Müttefik Fetö Casusluk ve Terör Teşkilatı’na en büyük darbeyi indirdi.

Türkiye ile Irak çoktan petrol konusunda anlaştılar. Artık Kerkük – Yumurtalık Petrol Boru Hattı’ndan Irak petrolü akacak. Günlük 400 bin varil petrol Türkiye üzerinden Dünya pazarlarına ulaşacak. Petrol şirketleri şu anda kapalı kapılar ardında sıra kapma telaşında.

En Önemlisi de Kerkük ve Irak Türkleri kurtuldu. Bu Türk Milleti için ikinci Kıbrıs zaferi gibi. Türkmenler mutlu ve gelecek planları da umutlu. Bizler de Sevinçliyiz. Allah Tadımızı Bozmasın, Ülkemizin, Devletimizin, Milletimizin Birlik ve Düzenini Korusun.

Kürt halkına da bütün bu olaylar yine ibret olsun. Yüzlerce yıldır birlikte yaşadıkları ülkelere ihanet etmenin, kin ve nefreti çoğaltmanın bedeli de büyük oluyor. Dün Irak Türkmen Cephesi bir açıklama yaparak, özetle “Kürt komşularını barış içerisinde yaşamak üzere Kerkük’e davet etti ve yağmaya, intikama izin vermeyeceklerini” ifade etti. Gerçek Dostluk budur, yoksa Petrol için Kan döktüren ABD ve Batı Emperyalizmi değil.