Rusya Gizli Servisi, Muhaberat, PKK ve DHKP-C’nin Provokasyonlarına DİKKAT.

Hem Gezi olayları sırasında, hem de Berkin Elvan’ın cenazesinin arkasından yaşanan protestolarda, masum göstericiler arasına sızan provokatörlerin başında DHKP-C terör örgütü var. Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi, Marksist Leninist bir örgüt ve uzun yıllardan beri Rusya, Suriye ve İran İstihbarat kuruluşları tarafından destekleniyor. Temel hedef, Türkiye’yi kaos ve çatışma ortamına sürüklemek. Şimdi biraz ayrıntı verelim.

DHKP-C’nin temeli, 1978 yılında NATO’ya karşı Sovyet istihbaratı tarafından kurdurulan Devrimci Sol örgütüydü. Dursun Karataş, Devrimci Yol’dan ayrılarak silahlı eylemi temel alan Devrimci Sol’u kurmuştu. Dev-Sol, Rus Gizli Servisi için pek çok taşaronluk yaptı. 26 Eylül 1990’da başarılı MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas‘a suikast düzenledi. Karataş, 1994 yılında Suriye’nin başkenti Şam’da örgütün ismini DHKP-C olarak değiştirdi.

Bu yıllarda, Türkiye’de –içlerinde kadın, çocuk ve öğretmenlerin de bulunduğu- binlerce kişiyi katleden PKK terör örgütü büyük bir çöküş içerisindeydi. Bu yüzden Rus İstihbaratı, Türkiye ve NATO hedeflerine yönelik olarak yeni oluşumlar peşindeydi. Bir yandan, Alman ve İran İstihbaratı ile işbirliği yapılarak PKK’nın güç kaybettiği alanlara Türk Hizbullah’ı yerleştirilirken, diğer yandan da Türk solundan devşirilen bazı militanlarla Suriye’den yönetilecek yeni Silahlı Sol gruplar kurduruldu. İşte DHKP-C, böyle bir ortamda ve söz konusu ülkelerin desteği ile Şam’da kuruldu. Şam’ın Mezze mahallesindeki apartmanlarda Suriye Muhaberat’ı tarafından örgüt evleri tesis edildi. Türkiye’den getirilen militanlar önce bu evlerde siyasi eğitimden geçiriliyor, ardından da Şam – Lübnan güzergâhındaki Muhaberat Eğitim kamplarında ve Lübnan’da Sidon’daki örgüt merkezlerinde ve Güney’deki eğitim kamplarında silah ve bomba eğitimi alıyorlardı. Örgüt, eylemleriyle kendisini ispat ettikten sonra PKK terör örgütü ile işbirliği kararı aldı. 1996 yılı sonunda PKK Terör Örgütü Lideri Abdullah Öcalan ile DHKP-C Örgütü arasında Şam’da İşbirliği Protokolü imzalandı.

1996 yılı sonunda PKK Terör Örgütü Lideri Abdullah Öcalan ile DHKP-C Örgütü arasında Şam’da İşbirliği Protokolü imzalandı.

DHKP-C’nin Ortadoğu kadar rahat hareket ettiği bir başka bölge Avrupa ülkeleriydi. Yunanistan Gizli Servisi (EYP) kuruluşundan itibaren bu örgütün sınır geçişlerine, barınmasına ve mali yapısına önemli destek verdi. Fransız Gizli Servisi (DHSE) ise örgütün Avrupa’daki en önemli koruyucusu oldu. DHKP-C Lübnan’da Asala’nın kurulduğu tamamı Ermeni Anjar kasabasında da irtibat merkezine sahipti. Suriye Muhaberatı’nın Lübnan Karargâhı da yine bu kasabadaydı. Bu sebeple, Avrupa’daki Asala kalıntısı militanlar ve imkânlar da DHKP-C’nin emrine sunulmuştu. İran ve Ermenistan Gizli Servisleri de örgütün Doğu sınır geçişlerinde önemli bir destek unsuruydu. Örgüt, Artvin başta olmak üzere bazı doğu illerimizde de örgüt evleri oluşturmuştu.

DHKP-C kurulduğu yıllardan itibaren özellikle Türk Polis ve Asker Karakollarına ve ABD hedeflerine yönelik çok sayıda eylemler gerçekleştirdi. 1995 Eylül’ünde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na yönelik saldırıda 2 Jandarma Erinin şehit edilmesi, 1996’da Sabancı Center’a yapılan saldırıda Özdemir Sabancı ve 2 kişinin öldürülmesi örgütün önemli eylemleri arasındaydı. Nitekim cinayetin faillerinden Mustafa Duyar, Marmaris’ten Yunanistan’a, buradan Almanya ve Fransa’ya, oradan da son olarak Suriye’ye kaçmıştı. DHKP-C’nin baskılarından korkunca önce PKK’ya geçmek istedi ancak işbirliği protokolü militan geçişine izin vermediği için Aralık 1996’da Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ne teslim oldu. 1999 Şubat’ın da Afyon cezaevinde, Nuri Ergin çetesince öldürüldü.

DHKP-C, 2001’den 2012’ye kadar eylemlerini seyrekleştirdi. Suriye krizi ile birlikte 2012 Eylül ayından sonra Örgüt yeniden eylemlere başladı. Özellikle, Polis merkezlerine yönelik eylemler gerçekleştirdi. 1 Şubat 2013’te ABD Ankara Büyükelçiliği’ne ve 19 Mart 2013’te Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi ile Adalet Bakanlığı’na, 21 Eylül 2013’te ise Dikmen’deki Emniyet Genel Müdürlüğü binasına büyük saldırılar gerçekleştirdi. 11 Mayıs 2013’de, Reyhanlı’da 66 kişinin öldüğü bombalı eylemde Suriye Muhaberatı ile birlikte DHKP-C’nin de önemli payı vardı.

DHKP-C, son yıllarda özellikle Alevi kökenli gençler arasında etkinlik kurmaya çalışıyor. Suriye’de Lazkiye, Türkiye’de Antakya’da ve İstanbul‘da önemli çalışmalar yapıyor. PKK terör örgütü ile yakın ilişkiler sürdürüyor ve ortak eylemler gerçekleştiriyor. PKK terör örgütü ise DHKP-C’nin eylemlerine önemli bir destek veriyor. Hem Gezi Protestolarını hem de Berkin Elvan’ı sahiplenmeye çalışıyorlar.

Rusya, Ukrayna krizinin ardından Kırım’a el koymuş durumda. Suriye’nin Tartus ve Lazkiye limanlarındaki askeri varlığını azalttı ve dikkatini Karadeniz’e yoğunlaştırdı. Bu yüzden, Suriye’de Esad yönetimiyle uğraşılmaması için ayrılıkçı Kürtleri isyana sürüklemek istiyor. Nitekim Rusya, Kuzey Suriye’deki Kürtler ile Esad Yönetimi arasında gizli bir ittifak kurdurmuş ve Haseki’de PKK ile Esad güçleri arasında saldırmazlık anlaşması yaptırmıştı. Rusya, PKK’nın Suriye’deki varlığını destekliyor ve bölgeye yönelik yardımlara aracılık yapıyor. 30 Mart Yerel Seçimleri ardından PKK’nın Sivil İtaatsizlik ve Yerel Bağımsızlık eylemlerini artırması bekleniyor. Son tahliyeler ile birlikte, PKK terör örgütünün Paralel Devleti olan KCK tutukluları da serbest kalacaklar. DHKP-C, bu kargaşa sürecine bir hazırlık ortamı oluşturmak için, Hükümete yönelik protestolara sızarak provokasyonlara girişiyor.

Bu çevreler, MHP’li gençlerin ve Ülkücülerin de çatışmalara dâhil olması için büyük çaba sarfediyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, her seçim konuşmasında “Gençlerin sokaktan uzak durması” konusunda uyarılar yapıyor. Ülkü Ocakları bugün yaptığı açıklamada “bu çatışmaların içinde olmadıklarını ve olmayacaklarını” belirtti. Ayrıca, “Bugün, Burakcan Karamanoğlu’nun hayatını kaybettiği olaylarda, Kasımpaşa’da iki grup arasındaki çatışmanın DHKP-C yanlıları ile AK Parti yanlısı 1453 Grubu arasında yaşandığını” ifade etti.

Bu noktada, toplumun siyasal tepkilerini kaosa ve çatışmaya dönüştürmek isteyen terör örgütlerine karşı uyanık olmalıyız. PKK ve DHKP-C’nin oyunlarına ve kışkırtmalarına karşı çevremizi ve özellikle gençlerimizi bilgilendirmeliyiz.

Paylaş / Share