Bu biraz sert bir yazı olacak ama bu gidiş iyi değil. Teknoloji ve Haberleşme bir ülkenin, devletin dili, gözü ve kulağıdır.
Senin dilinden fısıltıyla bile çıkanı, yazdığın mesajı, notu birileri duyuyorsa, izliyorsa;
Senin gözün, sadece birilerinin görmeni istediğini ve gösterdiğini görüyorsa;
Senin kulağın, gerçekleri değil de sadece duymanı istediklerini duyuyorsa;
Sen DİLSİZ, KÖR ve SAĞIRSIN demektir.
Suç sadece Devletin de değil, toplum da dilsiz, kör ve sağır adeta. Bağırıp, çağırıyorsun, uyarıyorsun, ne dinleyen var ne gören. Arz ve Talep meselesi. Toplum neyse Devlet de onun bir yansıması.
Önce nasıl bir tehlikenin içerisindeyiz onu yeniden özetleyeyim:
* Toplum ve Devlet, Google, Microsoft, Apple gibi teknoloji şirketlerince adeta kuşatılmış durumda. Bu şirketlerin hepsi de, Yapay Zeka ürünleri dahil Pentagon ve IDF ile ortak çalışıyor. Bir tek Anthropic – Claude direnebildi, ona da teşekkür ediyorum ve sadece onu kullanıyorum. Batı teknolojisine dayanan Yapay Zeka uygulamaları ile hassas bilgi ve görüşlerinizi paylaşmayın.
* Sabah akşam gözümüz WhatsApp, YouTube, Instagram, FaceBook, TikTok ile açılıyor, gece onunla kapanıyor. Algoritmalarla adeta herkesi uyuşturmuş durumdalar. Yıllardır, WhatsApp kullanmayın, milli uygulama BİP kullanın diye uyarıyoruz, bakıyorum, Devleti yönetenlerin telefonlarında da baş uygulamalar bunlar. Allah korusun bir gün birileri ile savaşa girsek, halimiz Ortadoğu’nun kaderinden farklı olmayacak. İstediklerini telefon ve araçlarındaki bu casuslar yardımıyla tek tek avlayacaklar. 1980’li yıllardan beri suikaste uğrayan vatanseverlerin, sebepsiz kaza yapan lüks otomobillerin, düşen uçakların, dijital manipülasyonların hangisini sayalım.
* Birileri, yıllardır cemaat ve tarikatlarla toplumu uyuşturup, Fetö’yü palazlandırdıktan sonra ihtilal olunca, Devletin aklı başına geldi. Tam temizlenmiş de değil ancak, dışarıda aramayın artık, FETÖ telefonlarınızda ve akıllı araçlarınızda. Çünkü, kaçkın Fetö hainlerinin çoğu şimdi bu şirketlerin Avrupa bürolarında çalışıyor. Aynı şekilde Siyonizm’e karşı bağırıyor, çağırıyor, küfrediyor, toplumun gazını alıyorsunuz ama teknolojisini kullanıyorsanız buna ne denir? Siyonizm, konusunda Türkiye’de yayınlanmış iki önemli kitaptan birini yazdım, biri de rahmetli Hocam Yaşar Kutluay’ın “Siyonizm ve Türkiye” kitabı. (Kendisi Mossad tarafından suikaste uğradı, Akdenizde kayboldu.) Televizyonlarda her işin hep aynı uzmanları ahkam keserken, gezip görmediği Ortadoğu hakkında toplumu yönlendirirken, Türkiye’nin yetiştirdiği daha binlerce genç yetenek, bilim adamı ve uzman, sırf partizanlık yüzünden sansüre uğruyor. Sosyal Medya kanalları kapatılıyor, susturuluyor.
* Android Auto ve Car Play mahkumiyetinden hala kurtulamadık. Navigasyon sistemlerinin malum ülke tarafından icat edilip geliştirildiğini ve tamamen onların kontrolünde olduğunu artık herkes biliyor. Bunun bilinmesine rağmen Milli Bir Navigasyon Uygulaması bile yapamadık, bu kadar aciz miyiz? Ben bu sahanın dışında olmama rağmen, Asistan Türk adıyla bulut ve ses kaydı yapmayan bir Android uygulama geliştirdim. Devletin ilgili makamlarında oturup da ellerinde sınırsız imkanları bulunanlar uyuyor mu? Yazıklar olsun, oturdukları koltukların sorumluluğunu bilmeyen ve arkasını AKP’ye dayayıp keyif çatanlara. Herhangi bir partiye mensup değilim ve hiçbirini de onaylamıyorum. Tek umudum, hangi siyasi görüşten olursa olsun. teknolojiye meraklı gençler.
* Bu noktada iki önemli şahsiyeti takdirle anmak istiyorum. Birincisi BAYKAR Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar. Yukarıda işaret ettiğim bütün hususlara yıllardır dikkat çeken, devleti ve toplumu uyaran ve bununla yetinmeyip bazı girişimlerde bulunan örnek bir Türk genci Bayraktar. Drone teknolojisindeki başarısı zaten tartışılmaz ama bunun yanında bir de Medya Platformu girişimi oldu ancak, partizan kafalar bunu bir teknoloji ve bilgi kaynağı olmaktan uzaklaştırıp bir siyasal propaganda sahası haline getirdiler ve istenilen amaca ulaşamadı. Selçuk Bayraktar’ın SAHA 2026’da yaptığı konuşmanın videosunu aşağıya ekliyorum. Devletin teknolojiden sorumlu birimlerine ve İletişim Başkanlığı’na ders olsun.
* Takdire şayan İkinci önemli şahsiyet de TOGG Genel Müdürü Gürcan Karakaş. Biraz aceleyle başlatılan ve başlangıçta stratejik yanlışları bulunan Milli Otomobil Girişimi, nihayet teknolojiyi bilen herkesi sevindiren bir anlaşmaya imza attı. Dünya batarya teknolojisinin lideri CATL ile Şasiye Entegre Batarya Sistemi’nin TOGG’un yeni modellerinde kullanılması konusunda anlaşıldı. Bu büyük bir devrim ve Türkiye’nin geleceği için hayati derecede önemli bir anlaşma, detaylarına girmeyeceğim, isteyenler araştırsın. Umarım bu işbirliği Batı teknolojilerinden bağımsız yürür. Eğer, bu yeni teknoloji üzerine yine Android Auto ve Car Play gibi casus yazılım teknolojisi entegre edilirse malum esarete tamamen mahkum oluruz. Zaten CATL teknolojisi Huawei HiCar Teknolojisi ile mükemmel çalışıyor. Sakın ola ki, ABD’nin baskısı ile Huawei’den vazgeçilmesin. En azından yeni TOGG modellerinde HiCar teknolojisi de kullanılabilsin.

* Söz Huawei’ye gelmişken Telefon teknolojilerindeki Google tekelleşmesini de hatırlatayım. Google, artık bağımsız Android Uygulama Geliştiricilere ait uygulamaları kendi telefonlarında çalıştırmayacak. Bu çok büyük bir tehlikedir. Ben kendi ihtiyaçlarımı karşılamak için Google’dan bağımsız çalışabilecek 5 Uygulama yaptım. Yaptığım uygulamalar, eğer ABD & İsrail politikalarına aykırı bir içerik taşıyorsa zaten Google Play Console denetiminden geçmiyor. Yani anlaşılır bir şekilde ifade edeyim, Google, telefonlar üzerinde çalışan her şeye tam denetim ve erişim istiyor. Bu konuda, İletişim Başkanlığı dahil birçok girişim ve şikayette bulunduk ama Devleti yönetenler yine Google’a teslim oldu. Dünden bu yana İş Bankası İşCep uygulamasını Huawei telefonumda kullanamıyorum. Bu yeni tehlike Bankacılık sistemini de tam kontrol altına alma peşinde. Borsa, Kredi Kart Kullanımı, Elektronik Oylama ve entegrasyonlar gibi bulut alanında tam bir hakimiyet kurmaya çalışıyorlar. Paranın kaynağını, nereye harcadığını, alışkanlıklarını, nereye para gönderdiğini, nerelerde hesapların olduğunu ve diğer mahrem bilgilerini bilmek istiyorlar.
* Çocuklara Sosyal Medya Yasağı, biraz göstermelik. Eğer aile büyükleri bu işin önemini kavramışsa, zaten çocuklarına gerekli kısıtlamayı yapıyor ve bunlar ancak toplumun belki de yüzde biri kadar. Sen çocukları, teknolojik bir alternatifle buluşturmamış isen ve bu bilinçle eğitmemişsen bu kanunlar hiçbir işe yaramaz. Hala okullarında Linux sistemine geçemeyen, Windows’a mahkum, Ubuntu, Pardus nedir bilmeyen bir Eğitim Sistemi var. TUBİTAK istediği kadar çırpınsın, cahil siyasetçiler ülkeyi yönettiği sürece bu toplum cehalete mahkumdur. Apple ve Google’dan bağımsız bir Mobil Sistemi’nin ihtiyacını bile bilmiyorlardır.
Söylenecek daha o kadar çok şey var ki ama sanırım yazının maksadı anlaşılmıştır. Son olarak yine şu konulardaki önerilerimi yeniden kısa ve net biçimde sıralamak isterim.
1. WhatsApp kullanmaktan vazgeçin, BİP kullanın. Apple (Iphone) ve Google’dan uzak durun.
2. Instagram, Facebook, TikTok’a mahkum olmayın. Vazgeçemiyorsanız, web üzerinden kullanın ve sadece propaganda ve bilgi alışverişi için kullanın.
3. Milli Eğitim Bakanlığı, lütfen okullarda Pardus’u yaygınlaştırın. Eğitim sistemini hem kağıt israfından hem de Windows bağımlılığından kurtarın. Pardus’un yetersiz kaldığı konularda Ubuntu sürümlerini yaygınlaştırın. Milyonlarca liralık kaynakları yurt dışına transfer etmeyin. İlk, Orta ve Lise düzeyindeki okullarda dersliklerde Telefon kullanımını yasaklayın.
4. Devleti yönetenler, Google, Apple ve Microsoft şirketlerinin tekelleşme yönündeki yeni girişimlerini lütfen engelleyin. Milli Navigasyon ve Milli Mobil İşletim Sistemi konusunun hayati önem taşıdığını lütfen dikkate alın.
5. Devleti yönetenler, Elektrikli Araçlar konusunda Batılı otomobil şirketlerinin ve Türkiye’deki patronlarının lobisiyle hareket etmeyin, Matrah ve KDV ile oynayarak bu talebi kısmayın. Milli Elektrikli Araçları özendirin. Nükleer Santraller’in hayata geçirilmesi ve yenilerinin planlanması konusunda dış baskılara boyun eğmeyin.
Çok şey var ama daha da uzatmayacağım.
Devlet bu konuda öncü olmalıdır.
Devlet yönetiminde partizanlığın ve cehaletin yeri yoktur.






































