ABD & İsral & İran Savaşı’nın, ABD ve İsrail’in yenilgisiyle sonuçlanmasının ardından yapılan Barış Mutabakatı’nın en önemli maddelerinden birisi Lübnan. İsrail, Lübnan’ın güneyindeki önemli bir alanı tamamen işgali altında tutuyor. Haritada görüldüğü gibi Litani Nehri’nin doğu ucundan başlayan işgal çizgisi aslında Suriye’deki Cebel Şeyh’e kadar uzanan bölge. Dolayısıyla İsrail, sadece Lübnan’da değil Golan Tepelerinin ötesine geçmek suretiyle Suriye’nin stratejik dağlarında da kalıcı olmayı planlıyor. Zaten yıllardır fiili olarak hüküm sürdüğü Türkmen Golan Tepeleri’ni, Trump’ın ilk döneminden bu yana neredeyse tamamen ilhak etmiş durumdaydı. Şimdi Suriye ve Lübnan tarafında da yeni toprakları elinde tutmayı ve güvenlik bahanesiyle burayı gelecekte ilhak etmeyi planlıyor. Tabiatıyla bütün bu bölgede asıl güvenlik sorunu İsrail’in kendi varlığı ve işgali. Büyük İsrail projesiyle, Güney’de Sina, içeride Gazze ve Batı Şeria, Kuzey’de Lübnan ve Doğu’da Suriye topraklarını bilfiil işgal ederek genişlemiş bulunuyor. Bunun ötesinde Büyük Siyonistan projesi çerçevesinde de Suriye’nin güneyindeki Dürziler ve kuzeyinde Kürt ayrılıkçılarla temasını ve desteğini sürdürüyor.
ABD & İran Barış Mutabakatı, Trump ile Netanyahu arasındaki iyi günleri geride bıraktı. Trump, Netanyahu’yu bilgilendirmeden ve sürece dahil etmeden İran ile bir barış anlaşması imzalama yolunda. Netanyahu’nun kışkırtmasıyla İran savaşına katılan ABD, sadece körfezdeki askeri üslerini kaybetmekle kalmadı aynı zamanda büyük bir güven ve itibar kaybına da uğradı. Artık Körfez ülkeleri ABD’den bağımsız olarak İran ile açık veya gizli yollardan anlaşmaya çalışıyor. Katar’ın dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran fonlarını bu süreçte serbest bırakması ve yine Körfez ülkelerinin finanse edeceği ve yatırım yapacağı 300 Milyar dolarlık İran’ı yeniden inşa fonunun kurulması daha da önemli bir konu.
Netanyahu’nun savaş çığlıkları ne askeri ne de siyasi bir zafere yol açtı. Tam aksine İran’ın bölgedeki nüfuzunu daha da artırdı. Netanyahu artık Ekim seçimlerine büyük bir yenilgiyle girecek ve muhtemelen de seçimleri kaybedecek. Bununla birlikte, İsrail’in çok fazla değişmesini beklemek de hayal. İsrail toplumundaki liberallerin sayısı oldukça azaldı ve toplumun % 70’lik bir bölümü hala radikal dinci gruplarla bağlantılı durumda. Bu yüzden, Netanyahu’nun yerine gelmeye çalışan Muhalefet liderleri de yine Siyonizm ve Savaş çığırtkanlığı yaparak adeta Netanyahu ile yarışa girmiş görünüyor.
Son olarak Avrupa Birliği ile ilişkileri de derin yara alan İsrail, büyük bir yalnızlığa mahkum. Bu yalnızlık, Siyonist radikalleri de güçlendiriyor. Ortadoğu Savaşları daha uzun bir süre dünya gündemini meşgul edecek.
Tucker Carlson’un Ortadoğu, ABD İmparatorluğunun Yıkılışı ve İran konusundaki son konuşmasını altyazılı olarak hazırlıyorum. Vakti olanlar ve Ortadoğu üzerine kafa yoranlar için önemli tespitler bulunuyor.






































