Trump’ın Çekilme Kararının Stratejik Noktaları

Trump’ın Suriye’den çekilme kararını günlerdir tartışıyoruz. Bu tartışma sürecinde özellikle üzerinde durulması gereken bazı noktalar var, bunları başlıklar halinde şu şekilde özetleyebiliriz:

ABD, Suriye’deki askerlerini çekerken bölgeyi tümüyle boşaltmıyor. ABD’nin Irak’ta daha fazla askeri var. Örnek olarak, Irak’ta Sünnilerin en kuvvetli bölgesi olan ve hem Saddam ve Baas yanlıları hem de Daiş taraftarlarının en önemli çıkış mekanı durumundaki Hit ile Hadisa arasında kalan Aynu’l Esed askeri üssünde 4 bin ABD askeri bulunuyor. Burası çok stratejik bir bölge ve Fırat nehri üzerindeki en verimli topraklar burada. Irak’ın diğer yerlerindeki ABD askeri sayısı ise bin civarında ve Irak’taki toplam asker sayısı 5 binden biraz fazla.

Şunu unutmayalım ki Trump Suriye sahasından Irak sahasına çekiliyor. ABD, PKK ile ortaklaşa işgal ettiği Menbiç ve Fırat’ın doğusuna aylardır büyük bir silah yığınağı yaptı. Şimdi bu silahları PKK’dan alma niyetinde değil ve “Kürtleri koruma kararındayız” ifadesiyle terör örgütünü de tümden gözden çıkarmıyor.

ABD’nin gerçek niyeti aslında şöyle görünüyor: Bu kadar silahla donattığı PKK Terör Örgütü ile bölgeye müdahaleden vazgeçmeyen Türkiye’yi savaştırmak istiyor. El Bab ve Afrin operasyonlarında ABD, Türkiye’ye yardım etmediği gibi PKK’ya rehberlik yaptı, silah ve lojistik destek verdi. Türkiye’nin başarılı operasyonu üzerine, PKK tümüyle silinmesin diye militanları geri çekip Tel Rifat ve Menbiç bölgesine konuşlandırdı. Aynen, Barzani’nin Irak Hükümeti tarafından büyük bir hezimete uğratılacağı anlaşılınca KDP’yi Erbil’e çekmesi gibi. ABD bütün kararlarında bölgedeki Kürtlerin siyasi ve askeri varlığını korumaya çalışıyor.

Trump çekilme kararını bir sabah uyanınca kendi başına vermiş değil. Danıştığı askeri danışmanları muhtemelen ona şunları söylemiştir:

  • ABD’nin Kuzey Kürt Koridoru planı parçalandı ve amacına ulaşması mümkün değil. Bu yüzden Türkiye’ye rağmen bu konuda ısrarı sürdürmenin bir geleceği yok.
  • ABD’nin bölgesel müttefiki PKK, Türkiye ve Irak’ta neredeyse silinme noktasına geldi. Suriye’de ise çok geniş bir alanı kontrol etmekte zorlanıyor. Yerel halk ile PKK Terör Örgütü arasında ciddi gerginlikler var.
  • Türkiye, ısrarla vurguladığı Menbiç ve Fırat’ın doğusuna operasyon kararını hayata geçirirse, Türk ve ABD askerinin karşı karşıya gelmesi de kuvvetle muhtemel. Böyle bir ihtimal, ABD’nin bölgeye yönelik bütün gelecek planlarını altüst edebilir.
  • ABD’nin önemli çatışma bölgelerinde doğrudan kendi askeri yerine, işbirliği yaptığı militanları kullanması daha akıllıca. Aynen Afganistan’da olduğu gibi (Buraya Daiş militanlarını taşımış ve Taliban ile savaştırmaya başlamıştı) Suriye’de de müttefik grupları savaştırmakla hem çıkarlar hem de ABD askerleri korunmuş olacaktır.

ABD’nin bölgeye yerleşmesinin temel amacı 3 kısa başlıkta ifade edilebilir: İsrail için hayati önem taşıyan bölgesel Su kaynaklarını kontrol etmek, ABD için önem taşıyan ve henüz açığa çıkarılmamış Petrol ve Gaz kaynaklarına ortak olmak ve İran & Şii tehdidini İsrail’den uzak tutmak.

Geleceğe dönük bir tahminde bulunmak gerekirse, ABD’nin Tayyip Erdoğan’ı iktidardan uzaklaştırma umudu bitmemiştir. Her yeni seçim ABD, İngiltere ve İsrail için bir umut taşımaktadır. Bu sitede defalarca yazdığımız gibi, Menbiç anlaşması tamamen bir oyalama taktiğinden ibarettir. Bu çerçevede Suriye’den çekilme kararı da bir oyalama ve zaman kazanma taktiğidir. Son olarak Trump’ın askeri danışmanı Bolton’un “Bizimle tam koordinasyon olmadan Türkiye Suriye’de operasyon yapmasın” açıklaması da, Suriye’den hiç vazgeçmeyeceklerinin işaretidir.

ABD, gerçekte Ortadoğu’dan hiç çekilmeyecek, gel git taktikleriyle zaman kazanacak ve tam amacını gerçekleştirmek için uygun vakti kollayacaktır. Bu süreçte de kendisi için engel oluşturan askeri güçleri birbirleriyle veya emrindeki paralı terör örgütleriyle savaştırarak zayıflatmaya çalışacaktır.