Davutoğlu’nun Kerkük Önerilerine Cevaplar!

Eski Başbakan Davutoğlu, Kerkük konusunda 10 Maddelik bir Öneri getirdi ve Kendini eleştiren Bahçeli’ye de Cevap verdi. Dış Politika konusunda hala kendisini Otorite gibi gören Davutoğlu’nun bu önerilerini görelim ve üzerinde konuşalım:

  1. Irak savaşı sonrasında Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri olarak benimsediğimiz “Irak küçük bir Ortadoğu, Kerkük küçük bir Iraktır” ilkesi mucibince Kerkük’te bütün etnik ve mezhebi tarafların katılımı ile bir sonuç bulunması gerektiği ilkesi benimsenmeli ve tek taraflı eylemlerden ve emrivakilerden kaçınılmalıdır.

Cevap: Irak Şiiliğin Ana Merkezi, Necef Şii Dünyasının Kalbidir. Bağdat nasıl Arap kültürü ile yoğrulmuşsa Kerkük de Türk kültürü ile yoğrulmuş Türkmen ağırlıklı bir kenttir. Ne Kerkük Irak’tır, ne de Irak Ortadoğu’dur.

  1. Bu çerçevede Kerkük’ün statüsü de dâhil olmak üzere 25 Eylül referandumunun ortaya çıkardığı bütün sonuçlar müzakerelere fırsat tanımak üzere dondurulmalıdır.

Cevap: Referandum da dâhil olmak üzere Kürtler ile müzakere edilecek hiçbir husus yoktur. Kürtlerin istediği 1970 Özerklik sınırlarına (Erbil, Dohuk, Süleymaniye), 2003 ABD işgalinden sonra hedeflenen Ninova (Musul), Kerkük, Diyala, Hanekin bölgelerinin katılmasıdır. Kürtlere Saddam tarafından verilen Özerklik hukuksuzdur ve Irak’ın Kuruluş Kanunu’na aykırıdır. Kürtlere İngiliz Manda yönetiminde bile özel imtiyazlar verilmemişken sonraki yıllarda kazanıldığı söylenen siyasal ve kültürel haklar tamamen Askeri yönetimler tarafından sus payı olarak verilmiştir, tümü antidemokratiktir ve hukuksuzdur.

  1. Şehir etrafındaki bütün askeri hareketlilikler ve hangi yönden olursa olsun güç kaydırmaları durdurulmalıdır.

Cevap: Düne kadar Kerkük kenti çevresindeki askeri hareketliliklerin tek sorumlusu Kürtler ve Barzani tarafından desteklenen Valisidir. Türkmenlerin haklarını gasp eden, Türkleri yok sayan, her fırsatta evlerini işyerlerini yağmalayan, kenti Kürtleştirmek için siyasi ve askeri baskılar kuranlar Kürt yönetimidir. HaşdiŞabi içerisindeki Türkmenlerin gayretleri ve HaşdiŞabi’nin Din Önderi Sistani’nin öğütleri ile Türkmen kasabaları baskı ve zulümlerden kurtulmuşlardır.

  1. Askeri yöntemlerle Kerkük’ün tek taraflı olarak IKBY’ye bağlanması ya da kendine has özellikleri yok sayılarak sıradan bir vilayet olarak merkezi hükümete bağlanması yönündeki talepler askıya alınmalıdır.

Cevap: Irak Türkleri kendilerini Arap veya Kürtlerden imtiyazlı veya üstün görmeyen, eşit siyasi, kültürel ve vatandaşlık hakları çerçevesinde, Irak’ın Toprak Bütünlüğü içinde yaşamak isteyen bir toplumdur. Kerkük Türkmenleri özel bir statü peşinde değildir ve kendilerini Irak’tan ayrı düşünmezler.

  1. Bugünkü siyasi gerçeklikler Kerkük’te kalıcı bir çözüm için bu şehre has özel bir düzenlemenin yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu özel düzenleme Kerkük’ün Irak’ın toprak bütünlüğü içinde ayrı bir statüye kavuşması ile sağlanabilir.

Cevap: Kerkük’e yönelik özel bir düzenleme yapılması, Irak’ın bölünme senaryolarından farklı değildir. Türkmenler sadece Kerkük sınırları içerisinde değil, Irak’ın bütün kentlerinde, Telafer, Erbil, Kifri, Hanekin, Musul gibi her bölgesinde eşit kültürel ve siyasi haklara sahip olmayı hedeflemektedir.

  1. Kerkük’te referandum öngören Irak Anayasası’nın 140. maddesinin uygulanması tek taraflı çözüm dayatması şeklinde değil taraflar arasında uzlaşmaya varılan bir teklifin referanduma sunulması şeklinde uygulanmalıdır.

Cevap: Irak’ın Mevcut Anayasası, İşgalci ABD Yönetimi tarafından Geçici olarak tasarlanmış ve sonuçta Irak’ın parçalanmasını hedefleyen bir Anayasa’dır ve aynen Kürt Özerk Bölgesi gibi Irak’ın Kuruluş Yasasına aykırıdır. Irak’ın Kuruluş Yasası’nın 1. Maddesi: “Bu bölümde ifade edilen taahhütler Irak’ın temel kanunları olarak kabul edilmiştir ve hiçbir kanun tüzük ve resmi hareket bu maddelerle çelişemez veya bunlara karşı olamaz hiçbir kanun tüzük ve resmi hareket şimdi veya ileride bunların üstüne geçemez.”  Hükmünü karara bağlamıştır. Irak’ın BM tarafından da onaylanmış Temel Kanunu, hiçbir etnik ve dinsel gruba özel bir kültürel ve siyasal ayrıcalık tanımaz.

  1. Bu uzlaşının farklı çıkar alanlarının çatışmasını engellemek için yerelden başlaması ve şehrin ilgili bütün taraflarının temsil edildiği bir müzakere formatında yürütülmesi esas olmalıdır.

Cevap: Müzakere bir Hak Gaspı, Haksızlık, Hukuksuzluk ve benzeri hallerde buna taraf olanlarca gerçekleştirilecek bir durumdur. Müzakere talep eden tarafın kendisi bizzat işgalci, hukuksuz ve imtiyazcı konumdadır.

  1. Esasen daha önceki müzakereler bağlamında müteveffa Irak Cumhurbaşkanı Sayın Talabani ile bizzat bulunduğum görüşmelerde etnik grupların eşit temsili ile (Yüzde 33 Türkmen, yüzde 33 Kürt ve yüzde 33 Arap) oluşacak bir Meclis temelinde özel bir statüye geçme fikri kabul edilmişti. Bu veya benzeri formatlarla alanda yaşanabilecek etnik çatışmaları durdurabilecek yerel bir platform oluşturulmalıdır.

Cevap: Etnik ve Dinsel Temelli kurallar her zaman çatışma ve istismara zemin oluşturur, toplumun birlik ve beraberliğini bozar. Demokratik toplumlarda bu tür temeller üzerine Barış inşa edilmez.

  1. BM denetiminde yürütülecek bu müzakerelere Irak Merkezi Hükümeti ve IKBY asli olarak, katkıda bulunabilecek komşu ülkeler ise gözlemci olarak katılabilmelidir.

Cevap: Dünyada sadece 5 ülkenin çıkarlarına hizmet eden Birleşmiş Milletler yapısı ile Müzakere yapmak Adaletli bir sonuç getirmez. BM’nin son yıllarda çözüme kavuşturduğu uluslararası bir sorunu hatırlamakta güçlük çekeriz. Bu Maddede, Asli olarak Müzakerelere katılacaklar arasında sadece Irak Merkezi Hükümeti ve IKYB’yi zikredip, Kerkük’ün Asli sahipleri olan Türkmenlerin unutulması büyük bir Gaflet örneğidir.

  1. Bu müzakereler sürerken tansiyon düşürülmeli, güç kullanımından ya da güç projeksiyonundan kaçınılmalı ve rasyonel müzakere ortamının oluşmasına izin verilmelidir.

Cevap: Özerk Yönetim, Alan Genişletme, Yeni İmtiyazlar Elde Etme, Petrol Sahalarını Paylaşma gibi daha birçok özel amaçları bulunan Kürt Ayrılıkçılar ile Müzakere edilecek bir husus yoktur. Temel Amaç, bütün Etnik ve Dinsel gruplara eşit uzaklıkta, Demokratik ve Çağdaş bir Irak Devleti inşa etmek olmalıdır.

Sayın Davutoğlu, kendisini hala Türkiye ve Türk Milleti için Dış Politika üreten biri olarak görmekten vazgeçmeli, Türkiye’nin çok kıymetli değerleri olduğunu unutmamalıdır. İyi ki kendisi şu anda Başbakan değildir, yoksa Türkiye yine Fetö ve Kürdistan politikalarına kurban edilebilirdi. Bizi bu zihniyetten kurtardığı için Sayın Tayyip Erdoğan’a müteşekkiriz.

Paylaş / Share