Vatan Severler Vatan Düşmanı ile Görüşmez!

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek önderliğinde -içlerinde Abdullatif Şener, Süheyl Batum, Barlas Doğu ve İsmail Hakkı Pekin’in de bulunduğu- 12 kişilik bir grup 28 Şubat – 3 Mart tarihleri arasında Suriye Devlet Başkanı Esad’ın davetlisi olarak Şam’a gidiyor. Bu durum, dünya kamuoyunu Esad’a mecbur kılan bölgesel ve uluslararası politikanın bir sonucu bile olsa çok büyük ve affedilmez bir yanlıştır.

Doğu Perinçek’ın son yıllarda Ermeni iddialarına karşı verdiği mücadele, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik psikolojik operasyonlar karşısındaki tutumu ile Bayrak ve Birlik konusundaki çözüm ve tavırları, inkâr edilemeyecek takdire şayan hususlardır. Özellikle oğlu Mehmet Perinçek’in Rus arşivlerine dayanarak hazırladığı Ermeni Meselesi’ne dair çalışmalar ancak alkışlanabilir.

İşin doğrusu, bir Kadro Hareketi olduğunu iddia eden Türk Milliyetçileri’nin yapması gereken birçok sosyal ve bilimsel faaliyeti Perinçek Grubu gerçekleştirmiştir. İşte bu yüzdendir ki, daha önce Türk Milliyetçiliği çizgisinde bulunan –örneğin Prof. Dr. Abdülhaluk Çay gibi- pek çok isim Vatan Partisi’ni bir umut olarak gördüler. CHP’den umudunu kesen Atatürk Milliyetçileri ve son 10 yılda yalnız bırakılan eski TSK Mensupları da Vatan’a umut bağladılar.

Bütün bunlara karşılık, Vatan Partisi’nin Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, aynı yanlışta ısrar eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir adım daha öne çıkarak Beşşar Esad ile görüşmesi, bütün bu beklentilerin yanlışlığını açıkça ortaya koyuyor.

Beşşar Esad, İngiltere’de Batı eğitimi görmüş ve tesadüfen Suriye’nin başına gelmiş masum ve yalnız bir adam değildir.

  • 1958’de Rus Gizli Servisi ile işbirliğine giderek Suriye Baas Partisi içinde güçlenen ve 1971 yılında darbe ile işbaşına gelen Türk düşmanı Hafız Esad’ın oğludur.
  • Suriye’nin bağımsızlıktan sonraki ilk ve Baas’tan önceki son Cumhurbaşkanı olan Türk asıllı Şükrü Kuvvetli’yi 1958’de sürgüne gönderen ve Lübnan’da ölümüne sebep olan Hafız Esad olmuştu.
  • 1970’li yılları takiben, bir NATO üyesi olan Türkiye’yi hedef alan terör eylemlerinin planlandığı ve yönetildiği bir numaralı ülke Hafız Esad’ın Suriyesi idi. 1970’li yıllar boyunca, Marksist Leninist terör grupları, Rus uzmanların desteğindeki -1969’da kurulan- Baas Muhaberatı tarafından korunup kollanmıştı.
  • 1970’li yıllarda Türk diplomatlarına karşı eylemler gerçekleştiren Asala Terör Örgütü’nü, Lübnan’ın Anjar kasabasında koruyan ve destekleyen Hafız Esad ve onun istihbarat başkanı Ali Duba idi… Çağdaş ve Milliyetçi Nusayri toplumunu özellikle ayrı tutarak ifade edelim ki; bütün güvenlik kurumlarını kendine yakın Nusayri ailesi ile yöneten Hafız Esad, 30 yıllık yönetimi boyunca kendi Nusayri aşireti de dâhil bütün Suriye halklarına baskı ve şiddet uygulamıştı. Hama ve Humus’ta büyük katliamlar yapan Esad, Suriye’yi adeta açık bir hapishaneye çevirmişti.
  • Anjar’ın hemen ötesinde, yine Bekaa Vadisi’nde PKK Terör Örgütü’ne yurt veren ve yıllarca bu örgütün baş destekçisi olan, örgütün elebaşısını 1979’dan kaçıncaya kadar ülkesinde koruyan ve 50 bini aşkın Türk kadın, çocuk, yaşlı, güvenlik ve eğitim görevlisinin katledilmesinde payı olan yine Hafız Esad ve ailesiydi.
  • Hafız’dan sonra da hiçbir şey değişmedi, Beşşar Esad’ın çevresindeki bütün önemli kişiler Hafız’ın en güvenilir adamlarıdır. Esad Rejimi bugün Ruslar ve İŞİD ile barışık olduğu kadar Rojavalı Kürt Terör Örgütleri ile de yakın dostluk içindedir. Son başarısız Moskova barışmasına giden tek önemli Muhalif lider PYD Lideri Salih Müslim olmuştur.
  • Bugün, varil bombaları ile kendi kentlerindeki binlerce kadın, çocuk ve sivili katletmeye devam eden de yine aynı kişidir.

Yukarıdaki örnekleri daha da artırabiliriz. Neredeyse 50 yıldır Ortadoğu’nun Terörist ve Eşkıya yuvası olan Suriye’yi ve rejimini savunmak kendisini Türk kabul eden hiçbir vatanseverin işi değildir.

Ne Türk Milliyetçileri, ne Atatürk Milliyetçileri, ne de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temel felsefesini özümsemiş olanlar bu yanlışa ortak olamazlar. Bir emperyalizme karşı olmak, bir başka emperyalizmi desteklemekle haklılık kazanmaz. Suriye’de yaşamamış olanlar Esad Suriyesini tanıyamazlar.