Türkiye’yi Kaybeden OrtaDoğu’yu Kaybeder!

Bugünlerde OrtaDoğu savaşında Oyun içinde Oyunlar var. Obama gitti ve Türkiye’deki bombalı eylemler bitti ancak; Trump’ın Başkan olmasıyla birlikte bölgedeki egemenlik ve istihbarat savaşı da yeni bir safhaya girdi.

Şimdi bazıları Komplo olarak algılasa da biraz kafa karıştıralım: Obama, İngiliz ekolünün hizmetçisiydi. ABD’yi başkanlar yönetmez, çevresindeki ekip ve arkasındaki çıkar çevresi yönetir. Trump Alman asıllı bir Amerikalı. Trump’ın oy aldığı bölgeler, Alman kökenlilerin (ki % 55’i bulur) yoğun olduğu bölgeler. Anlayacağınız, Amerikan İç Savaşı’nı yıllar önce İngilizlere kaybeden Almanlar nihayet Derin savaşlarını kazandılar ve Gehlen Ekibi yönetimi devraldı. Daha önce Alman oyunu ile Brexit kararı alıp, kahramanca (!) Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere ortada kaldı, Türkiye ya da Rusya’dan başka bir alternatifi de kalmadı.

Ancak Rusya’da işler pek de yolunda sayılmaz. Putin (ilk kez bir açık kaynakta ifade edelim) Gehlen’in yeni nesil Odessa (Organisation der Ehemaligen SS-Angehörigen) (merak eden araştırabilir) öğrencilerinden ve yine Gehlen’in elemanlarınca kurulan Doğu Alman İstihbarat Servisi Stasi’nin gelecekteki arka plan Organizatörü idi. Almanya, Ukrayna’nın yarısını ve Kırım’ı hediye ederek güçlendirse de; Putin, Rus Oligarklar (Yahudi Zenginler) ile denge içinde Rusya’yı yönetiyor. Aynı şekilde derinden (Lavrov gibi Ermeni&Yahudi asıllı) Rus entelektüellerinin dış politikada etkin bir kontrolü var. Aynen Trump’ın arkasındaki (Alman asıllı İrlandalı ve IV. Reich Temsilcisi) Pence gibi, Putin’in arkasındaki Gölge Başkan da Lavrov gibi görünüyor.

Erdoğan ile Trump, Başbakan ile Pence Görüşmeleri ve CIA Başkanı (İtalyan asıllı) Pompeo ziyaretinden rahatsız olan Lavrov Ekibi, Kuzey Suriye’de tehlikeli bir oyuna girişti. Bir yandan Esad Ordusu’nu ElBab’a yöneltirken, aynı gün üzerinde Türk bayrağı dalgalanan Türk Karargâh binasını vurdurarak 3 askerimizi şehit ettirdi. Bununla da kalmadı, belki de çok daha önemli bir hamle yapıldı. ElBab’tan sonra Türkiye’nin hedefi olacak (Efrin’in doğusundaki) Menag Hava Üssü, TelRifat gibi stratejik bölgelerin Kürtlerce Esad rejimine devri konusunda anlaşma yapıldı. Bu şekilde, Türkiye’nin Efrin’e yönelecek ve Hatay sınırına kadar uzanacak olan operasyonlarının önünün kesilmesi amaçlandı. (Not: -Belki de Türkiye’nin örtülü uyarısı üzerine- bir gün sonra SDF bu anlaşmayı yalanladı)

Gördüğünüz gibi yukarıda kaleme aldığımız her cümle, üzerinde ayrı ayrı düşünülmesi gereken çok hassas strateji oyunları. Türkiye bu noktada, Ukrayna ile vizesiz ve pasaportsuz seyahat gibi hafif kalacak karşı hamlelerden ziyade çok yönlü daha büyük karşılıklar vermeli. Telafer & Sincar yönündeki harekât için Irak Onayı düşündürebilir ancak (Aynul Arab’ı da bekletelim) Efrin (Amanos) için beklemeye gerek yok. Türk Silahlı Kuvvetleri aynı anda 3 büyük harekâtı yönetecek kabiliyet ve imkâna sahiptir.

Yeni ABD ile ilişkilerin yolunda olduğu muhakkak olsa da Birinci Dünya Savaşı’nda Alman ihanetine uğrayan Türkiye’nin atacağı her adımda çok dikkatli olması, ABD yönetimindeki Alman & İrlanda & İtalyan ittifakı ile sağlam dostluklar kurması faydalı olacaktır. PKK Terör Örgütü’nü ilk kuran, yıllarca koruyan ve hala da Terör Örgütü olarak kabul etmeyen bir Rus Federasyonu’na karşı ABD yönetimi daha ikna edilebilir görülmeli. Türkiye İstihbaratı ve Yönetimi’nin en acil hedefi geçtiğimiz hafta Tahriru’ş Şam oluşumu ile tam ortadan bölünen Suriye Muhalefeti’ni birleştirmek olmalı.

Afganistan’da Raşit Dostum’u küstürüp zor günler yaşayan Pentagon, OrtaDoğu’yu kaybetmek istemiyorsa Türkiye’yi kazanmayı düşünmeli. Putin ve Duma’daki Türk Grubu, Rusya’yı Ermeni ve Yahudi menfaatlerine kurban etmek yerine Türkiye’nin dostluğuna önem vermeli. Bütün bunların arkasında Almanya, artık ve artık Türkiye’ye ihanet etmekten vazgeçmeli, ülkesinin ve Belçika’nın PKK ve FETÖ üssü olmasına izin vermemeli.