Türkiye’nin En Büyük Etnografya Müzesi

Yerel kültürün yaşatılması ve Somut Olmayan Kültürel Miras örneklerinin gelecek nesillere taşınması için büyük önem taşıyan Etnografya müzelerimizin en büyüğü olarak tanımlanabilecek olan Halıcı Ahmet Urkay Etnografya ve Arkeoloji Müzesi, 23 Mart 2019 Cumartesi günü resmi olarak ziyarete açıldı. Açılış Denizli Valisi Hasan Karahan ve Eşi Şule Meral Karahan’ın katılımı ile gerçekleştirildi.

Müze, Denizli’nin beyaz travertenleriyle ünlü Pamukkale’den çıkıp, kırmızı travertenler ve kırmızı suyu ile tanınan Karahayıt’a girdiğinizde hemen sağda yer alır. Müze avlusuna yöresel taşlarla örülmüş devasa bir taç kapıdan girilir. Giriş avlusunda büyük arkeolojik eserler ile birçoğu Osmanlı dönemine ait çeşme taşları sergilenmektedir.

Müze binasına ilk girdiğinizde, Ahmet Urkay beyin topladığı ve Eşi Fatma hanımın özenle koruduğu yüzlerce tarihi halılar ve kilimler arasından seçtiği bazı örnekleri görürsünüz. Bunların belki de onlarca katı, halen depolarda muhafaza edilmektedir.

 Müzede, hanımların ilgisini çekecek çok sayıda eski işlemeler bulunur. Pamuklu dokumalar ve örtüler üzerinde birbirinden güzel desenler yer alır. Telkâriler, işlemeli yelekler ve cepkenlerin en yenisi bile bir asır öncesine ait.

Günlük hayatın bir parçası olan bazı etnografik eserler için örnek odalar düzenlenmiş. Mutfak odasındaki Bakır kaplar, tencereler ve tasların büyük çoğunluğu onlarca yıl öncesinin desenleriyle süslüdür. Odada yer alan renkli ahşap dolaplar, süslemeler ve her türlü eşya müzenin kayıtlı eserleri arasında. Ortada yer alan bakır sini ve minderlerle çevrili yer sofrası, ahşap raflara dizilmiş bakır kaplar aynen bir Türk evinde olduğu gibi sergileniyor.

Günümüzde artık şömine olarak yaygınlaşan ocaklı oda, günlük hayatın geçirildiği en önemli mekân. Ocağın üzerindeki ay yıldızlı süslemeler ve renkli desenler Türk sanatının güzelliğini yansıtıyor. Ocağın üzerinde asılı eski duvar saati, ortada duran mangal, hemen kenardaki eski dikiş makinesi her gün kullanılan eşyalardan birkaçı.

Türkler mutlaka bir odalarını Misafir odası olarak düzenler. Konuklar burada ağırlanır, burada yatırılır. Hasır yastıklar, minder ve kilimler geleneksel evlerimizin unutulmazları arasında. Odalarda yer alan dolap kapakları, kapı çerçeveleri ve tavanlar Türk ahşap mimarisinin en güzel süslemelerini barındırır.

Etnografik odaların en güzeli tabiatıyla Gelin odası. Odadaki her eşyada ayrı bir işleme ve parıltı göze çarpar. Pirinç karyola üzerinde simle işlenmiş tarihi bir yatak örtüsü serilidir. Odada yer alan yastıklar, duvar aynası ve perdeler yıllar öncesinin hatıralarıyla dolu. Mankenler üzerinde, bugüne kadar zorlukla korunmuş kıyafetler ve üç etekler bulunmaktadır.

Ahmet Urkay müzesinde sergilenen hanım kıyafetleri dışında, daha birçok eserler sandıklarda muhafaza edilmektedir. Ahmet Bey’in geleceğe dönük hayallerinden birisi de sandıklarda sakladığı seçkin eserleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine bağışlamak.

Müzenin uzun koridorlarının her birinde farklı eser grupları sergilenir. Tarihi siniler, muhteşem oymalarıyla ahşap kapılar, pencereler, dolap kapakları, devasa bakır kazanlar ve daha niceleri görenleri hayran bırakır.

Metal eşyalar bölümünde kahve değirmenleri, dibekler, süslemeli bakır ve bronz sürahiler, kepçeler yıllar öncesine ait. Biraz ilerisinde kılıçlar, çakmaklı tüfekler, kamalar, bir sonraki bölümde birbirinden güzel metal ve gümüş takılar, müzik aletleri, köstekli cep saatleri bulunur. Müzede el yazması ve altın varaklı Kuran-ı Kerimler, tarihi seccadeler de sergilenmektedir. Müzenin en ilginç bölümlerinden birisi rengarenk tarihi seramik ve döküm sobaların, ahşap ve metal sandıkların bulunduğu alandır. Burada, Müzenin en nadir parçalarından biri olan ve Viyana kuşatması sırasında hazine sandığı olarak kullanılmış kilitli büyük metal sandık yer almaktadır.

Çanakkale yöresine ait seramikler, pişmiş toprak eserler ve porselenler için ayrı bir bölüm oluşturulmuştur. Yörüklerin göçte ve yerleşik hayatta kullandıkları birçok büyük eşyalar ve tarım aletleri için özel dekorlar hazırlanmıştır.

Müzenin arkeoloji bölümünde, Denizli yöresinde bulunmuş ve tarih öncesi çağlara ait fildişiler ve fosiller yer alır. Bilim adamları bu kalıntıların Asya filleriyle benzerlikler taşıdığını tespit etmişlerdir. Anforalar, baskılı seramikler, toprak yağdanlıklar ve sikkeler arkeoloji bölümünde sergilenen eserler arasındadır.

AHMET URKAY KİMDİR

Ahmet Urkay, 1938 yılında Denizli’nin Tavas ilçesinde doğdu. Nikfer beldesinde ilkokulu bitirdikten sonra iş hayatına girdi. Halı dokumacılığı ve ticareti yapmaya başladı. Bu vesileyle, Türkiye’nin her yanına seyahatler yaptı ve gittiği yerlerdeki eski etnografik eserleri toplamaya, satın almaya merak duydu. Bu şekilde yıllar içinde binlerce eski eseri bir araya getirdi.

1966 yılında Marmaris’e giderek burada Turizm işletmeleri ve oteller kurdu. Bir yandan da hayır işlerinde bulunarak okullar açtı ve eğitime büyük hizmetlerde bulundu. 1995 yılında Koleksiyonerlik Belgesi aldı ve Arkeolojik eserler ve kaybolmaya yüz tutmuş taşınır eski kültür varlıklarını da topladı.

2005 yılında Marmaris’te özel bir müze kurdu. Müzeyi burada büyütme imkânı bulamadığı için koleksiyonunu memleketi Denizli’ye taşıdı. Çalışmalarını ölümsüz kılmak için bir Vakıf kurdu ve Eşi Fatma Hanım ile birlikte şu anda Türkiye’nin en zengin özel etnografya müzesi olan Halıcı Ahmet Urkay Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’ni Türk kültürüne kazandırdı.

Paylaş / Share