Soçi ve Suriye’de Son Durum

Bugün Suriye’deki siyasi çözüme katkıda bulunmak için Soçi Konferansı başladı. Bu arada bölgedeki askeri operasyonlar da bütün hızıyla sürüyor.

Suriye’de irili ufaklı yüzlerce çatışan grup var. Bunların kendi aralarındaki ittifaklar, anlaşmazlıklar ve çatışmalar da dikkate alındığında epey kafa karıştırıyor. Örnek olarak Özgür Suriye Ordusu dediğimiz de ÖSO (FSA) içinde her eğilimden grup var ve bir fikir birliği yok. Bu yüzden Suriye’deki durumu kavramak için, Büyük Güçlerin oluşturduğu Dört Ana Eğilim’den söz etmek gerekir:

  1. Türkiye destekli Muhalifler ve Türkmenler;
  2. Rusya ve Esad kuvvetleri, İran ve Hizbullah;
  3. ABD Koalisyonu, PKK Terör Örgütü ve Daiş;
  4. El Kaide çizgisindeki Radikal Muhalifler.

Türkiye destekli Muhalifler ve Türkmenler, ElBab Operasyonu ile rahat bir nefes aldı ve Nisan 2017 sonrasında geri dönüş hızlandı, yerleşim yerlerinin yeniden imarı başladı, barınma, sağlık ve eğitim merkezleri kuruldu, askeri eğitim kampları açıldı. Şimdi bu İttifak Efrin Operasyonu’na başladı ve bu Menbiç ve Fırat’ın doğusuna doğru operasyonlarını sürdürecek. Halen Türkiye politikasını benimseyen ve Türklere destek olan büyük gruplar şunlar: Cephetu’l Şamiyye, Feylaku’ş Şam, Ahraru’ş Şam, Hamza Bölüğü, Ceyşu’l Nasr, Nureddin Zengi Tugayları, Şükuru’l Cebel, Semerkand Tugayı, Muntasır Billah Tugayı, Sultan Murat Tümeni, Fatih Sultan Mehmet Tugayı ve diğer küçük gruplar. Bunlardan Arap kökenli olanlar eski Suriye Müslüman Kardeşler felsefesine sahipler. Türk gruplar, Suriye Türkmenleri ve Uygur Türkleri. Bir miktar da, Türkiye’ye gönülden bağlı ve Türklerle akrabalık bağları bulunan Kürt savaşçılar var. Bütün bu gruplar şimdi Suriye Milli Ordusu olarak da adlandırılıyor ve Türkiye’nin bölgesel politikasına destek veriyorlar. Bütün gruplarda büyük bir Türk sevgisi var.

Rusya, Esad, İran ve Hizbullah Kuvvetleri, aslında bir Rus – Şii İttifakı denilebilir. Esad’ın Suriye kökenli güçleri oldukça az. Bu ittifakın kara gücünü İran, hava gücünü ise Rusya koordine ediyor. Bu grubun büyük gücü Rusya, adeta Suriye’yi ABD ile paylaşmış gibi hareket ediyor. Rusya, kendisine Fırat’ın batısını egemenlik alanı olarak seçti ve Fırat’ın doğusunda tek bir operasyon bile gerçekleştirmedi. Rusya ve ABD arasında Obama döneminde bir Gizli Paylaşım Planı yapıldığını her zaman iddia ederim. Rus İttifakının egemenlik alanında Güney Suriye’de Tanif bölgesinde ABD’nin Arap, Ürdün ve İngilizlerle kurduğu barınma ve eğitim kampları var.  Dürzilerin yoğun olduğu Güney’deki Deraa’da şu anda çatışmasızlık var. Onun üzerindeki Yermuk bölgesinde Daiş, Muhalifler ve Nusra arasında çatışmalar sürüyor. Şam’ın doğusundaki Doğu Guta denilen bölge şu son günlerde en yoğun hava saldırılarına maruz kaldı. Bu kadar ağır bombardımana karşı bu bölge hala Muhaliflerin kontrolünde. İdlib bölgesinde çok önemli bir toprak değişimi oldu. Astana’da alınan kararlar çerçevesinde Halep Şam demiryolunun batısının Esad yönetimine devredildiği belirtildi ve gerçekten de Muhalifler bu bölgeden çekildiler. Bu alanda hâkim olan Nusra (Heyeti Tahriru’ş Şam) önemli kayıplar verdi Ebu Zuhur Havaalanı ve kasabasını kaybetti. Türkiye İdlib’deki bu gelişmelere karışmadı. Bu arada Türkiye’nin onaylamadığı bir husus: şimdi biraz daha içeride İdlib bölgesini ortadan bölen Halep Şam Otoyolu’nun doğusunu da Rusya ve Esad istiyor. Türkiye Efrin operasyonuna başladığında Rusya ve Esad da bu bölgedeki saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu yol üzerindeki Sarakib kasabası yoğun bombardıman altında. Rusya & Esad alanında üç bölgede halen Daiş Terör Örgütü alanı var. Rusya ve Esad’ın hiç ses çıkarmadığı ve operasyon yapmadığı bu bölgeler: Golan Tepeleri Doğusu, Yermuk ve –Rakka ve Deyrozor’dan boşaltılan Daiş militanlarının Esad yardımıyla yerleştirildiği- İdlib Doğusu.

ABD ve PKK Terör Örgütü, Menbiç’ten başlayarak Suriye’nin en stratejik Kuzey ve Doğu’sunu işgal etmiş durumda. Burada Aynul Arap ve Haseki dışındaki bütün bölgeler Arap nüfusun yoğun olduğu bölgeler. ABD burada 20’ye yakın askeri üs ve eğitim merkezine sahip. Bütün Kuzey Suriye’nin elektrik ihtiyacını karşılayan Tişrin Hidroelektrik Barajı ve Suriye’nin tek önemli su kaynağı Rakka Barajı, ABD’nin kontrolünde. Yeni ortaya çıkan saha araştırmalarına göre, gelecekte bölgenin en önemli Petrol ve DoğalGaz yatakları da bu alanda bulunuyor. Daiş Terör Örgütü’nü ABD ve Pentagon’un kurduğunu ve yönettiğini hep söylüyoruz. Nitekim Türkiye ElBab’tan, Irak Hükümeti de kenti topraklarından Daiş militanlarını temizlemesine rağmen ABD, Daiş’i sürekli korudu, kendi elemanlarını kuşatma alanlarından çıkardı, bölge stratejisine uygun yeni alanlara taşıdı ve halen de Ortadoğu’daki en önemli Daiş varlığı yine ABD’nin etkinlik alanındaki Doğu Suriye – Irak sınırında muhafaza ediliyor. ABD kendisini bir Dünya koalisyonu gibi gösterse de Koalisyon içerisinde çeşitli ülkelerin sembolik askerleri ve uçakları var. ABD en büyük güç olarak Fransız lejyonerlerinden destek alıyor onların sayısı da 300 civarında.

El Kaide çizgisindeki Nusra, şimdiki adıyla Heyeti Tahriru’ş Şam aslında Suriye’deki en önemli savaşan grup sayılırdı. Suriye iç savaşı başladığında 15 bine yaklaşan gücüyle, yüz bin kişilik Özgür Suriye Ordusu’ndan daha etkindiler. Nusra (HTŞ) aslında bir çatı örgüt. El Kaide felsefesine inanıyor ve Zevahiri’ye yakınlık duyuyorlar. Nusra içindeki irili ufaklı Sünni Muhaliflerin bir kısmı, son yıllarda çatıdan ayrıldılar. Ayrılanlardan Radikal olanlar, bölgedeki ve özellikle İdlib doğusundaki Daiş Terör Örgütü’ne katıldılar ve bu arada Esad yönetimi ile adeta örtülü bir anlaşma yaptılar. Nusra’dan ayrılan bazı ılımlı gruplar ise İdlib merkezli Özgür Suriye Ordusu bünyesine katıldılar. Rusya ve Esad, Nusra bahanesiyle İdlib bölgesine saldırmaya devam ediyor. Ancak gruplar ve halk iç içe yaşadığı için, Örgüt mensupları ile nüfus arasında ayrım yapılamıyor. Türkiye, İdlib bölgesinde henüz dördüncüsünü kurduğu İzleme Merkezleri ile bu kaosu düzeltmeye çalışıyor.

Suriye’nin geleceği konusunda birkaç söz söylemek gerekirse; ABD her ne kadar burada kalıcı olduğunu söylese de, Türkiye, Rusya ve İran arasındaki bu ittifak sürerse birkaç bin askerle burada kalıcı olması oldukça zor. ABD, Irak’ı terk ettiği gibi burayı da terk etmek zorunda kalabilir. Suriye’nin geleceğindeki en önemli sorun şu anda PKK Terör Örgütü. Afrin Operasyonu sonucunda PKK Terör Örgütü Fırat ve Haseki bölgesinde de büyük bir moral ve güç kaybedecek. Örgütün yenildiğini gören Fırat’ın doğusundaki Arap aşiretler de birer birer Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu’na katılacaklar. ABD’nin kaderi de o zaman daha net ortaya çıkacak. Şu anda ABD, Arap aşiretlere büyük miktarda finansal rüşvet dağıtıyor.

Afrin ve Münbiç kurtarıldıktan sonra Soçi ve Astana girişimi Suriye’nin yeni Siyasi yapısını ve planını uygulama alanına sokacaklar. Afrin ve Münbiç operasyonları süresince Rusya ve Esad da mümkün olduğunca toprak kazanmaya çalışıyor.