HTS Tartışması ve Halep Operasyonu

Fotoğraf: Mustafa Kemal ve Teşkilatı Mahsusa Kurucuları Özel Kuvvetler ve İstihbarat Subayları olarak Bingazi’de.

Bu konuda bilen bilmeyen herkesin konuştuğu bir ortamda şunları dikkatle okumanızı tavsiye ederim.

Emperyalistlerin Terörist dediğine Terörist diyerek ancak onların çıkarlarına hizmet ederiz. Yıllar önce Hamas konusunda ilk yazdığım kitaplarda onu Direniş Örgütü olarak tanımladığım ve Terörist demediğim için çok eleştiriler almıştım. Yine 1990’lı yıllarda yazdığım makale ve kitaplarımda PKK Terör Örgütü ile FETÖ Terör Örgütü’nün, Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Pentagon tarafından kurgulandığını yazdığımda yine anlaşılmamıştı. Fetö Tehlikesi konusunda Türkiye’de ilk yazanlardan biriyim. Usame Bin Laden, ABD için Afganistan’a Suudi Pasaportu ile gönderilirken Kahramandı. Ne zamanki, ABD çıkarlarına karşı ElKaide’yi kurdu, dünyanın 1 numaralı teröristi oldu. HTS’nin kaderi de aynı oldu. ABD, Suriye iç savaşı başladığında ileride bu grubu oluşturacak bazı kişileri 15 Temmuz 2012’de (Cumhurbaşkan Yardımcısı, Milli Savunma, İçişleri ve Muhaberat Bakanları’nın öldürüldüğü) Esad’a yönelik darbe girişiminde kullandı ve destekledi. Sonradan Sünni grupların ülkeyi çok kısa zamanda ele geçireceği ve İsrail için daha büyük tehlike olacağı anlaşılınca bu gruplara olan desteğini kesti ve bu grupları ElKaide ile ilişkilendirerek Nusra Cephesi’ni Terörist ilan etti. Çok geçmedi Trump’ın şimdi Ulusal İstihbarat Başkanı yaptığı Tulsi Gabbard (Demokrat Milletvekili) gizlice Şam’a gelip Essed ile anlaştı ve Essed’i İsrail’in çıkarlarına daha uygun bir lider olarak seçtiler. Trump seçilip de Suriye’den çıkacağını söyleyince başta Gabbard olmak üzere bu grup karşı çıktı ve Essed’in İsrail sınırında kalmasının çıkarlarına uygun olduğunu söylediler. Uygurlar Çin’e karşı savaşırsa Halk Kahramanları ama Suriye’de Türkmen dağını korumak için savaşırlarsa Terörist. PKK & YPG, ABD ve Batının çıkarlarına hizmet ettiği sürece Terörist değil. Kadın ve Çocuk katleden kim olursa olsun teröristtir. Daiş bir teröristti ve stüdyo kurgusunu CIA MOSSAD MI6 yapmıştı. Bu konuda da Türkiye ve Dünya’da ilk kitapları (Türkçe ve İngilizce) yazdım, ezbere konuşmuyorum.

1988’de Suriye’de iken dost olduğum Golan Türkmeni veya Müslüman Kardeşler mensubu bir çok arkadaşımız şimdi Essed Rejimi, Rusya ve PKK’ya karşı savaşıyor. Dünyada ve Türkiye’de İslamcı Gruplar hakkında iki ciltlik en önemli kitabımı -ki bu konuda dünyadaki en iyi kaynaktır- okuyanlar bilirler Ben Hilafet, Cemaat, Tarikat sistemlerini kölelik görürüm ve hayatım boyunca mücadele ettim. İslam düşüncesi konusunda aynı siyasal fikirleri, aynı mezhebi ve hatta aynı dini paylaşmayabiliriz ama şimdi aynen Sykes-Picot sürecinde olduğu gibi Ortadoğu’da Emperyalistlerin kurduğu düzeni bozmak ve sürgün edildikleri köylerine yurtlarına dönmek için savaşanlara hiçbir zaman Terörist demeyeceğim. “Kanımı akıtacağım ama Kandil’e kadar gidip PKK’yı temizleyeceğim” diyenlere Terörist demeyeceğim.

Başarsalar da başaramasalar da Fethi Mübin (ki içerisinde çok sayıda savaşçı gruplar var ve HTS bunlardan sadece bir tanesi ve yukarıda belirttiğim gibi ABD’nin önce destekleyip sonra Terörist dediği grup. Hepsi bir çatı altında birleştiler) ve Suriye Milli Ordusu içerisinde savaşan Türkmen arkadaşlarımın, Türkçeyi unutmuş ama atasının Türklüğünü unutmamış Türkiye sevdalısı Arap arkadaşlarımın, yine hangi siyasal düşünceden hangi mezhepten olursa olsun Arap dostlarımın savaşını yürekten destekliyorum. Gönül isterdi ki, bu işler II.Abdulhamid ve Mustafa Kemal gibi liderlerin birleştirici akıllarıyla çözülseydi ve içlerinde Sosyalist Ateist Türk Milliyetçisi arkadaşlarımın olduğu Nusayriler ve Kurucularının bir Türk olduğunu iyi bilen Dürziler ile Sünnileri birleştirebilseydik de böyle Ortadoğu halkları Batı, ABD, Siyonist İsrail ve İngiltere ile Türk düşmanı Putin’in çıkarları için savaşmak durumunda kalmasaydı.

Büyük Devlet olmak için Büyük Düşünmek gerekir.

Türk, insanları etnik ve dinsel mensubiyetlerine göre ayırmaz, ümmetçilik mezhepçilik yapmaz.

Yaparsan:

Irak’ın Kuzeyindeki Telafer Türkmenlerini Şii diye yalnız bırakır, gidip Irak Kürdistanı’nda Barzani ile Talabani kavga etmesin diye arada barış gücü olursun. 36-42. Paraleller kurulurken Pentagon planlarına teslim olur, Telafer Türkmenlerinin güneye göç edip Sistani’nin emriyle kurulan HaşdiŞabi kuvvetlerine girmesine yol açarsın. (Dönemin Genelkurmay planlayıcılarına not olsun.)

Türklere sevdalı Nusayriler ile Sünni Suriyeliler arasında uzlaşmacı olacak yerde sadece Müslüman Kardeşler’e yardım eder, Suriye politikasını çıkmaza sokarsın. Şükrü Kuvvetli’lerden gelen Türk varlığına sahip çıkmazsan, Kasım Süleymani gelir orayı bir Fars vatanı yapar.

İran Türklerini yıllarca ihmal edersen, Karabağ’ı kurtarırsın ama Türk dünyasına giden yolu bir türlü açamazsın.

Mustafa Kemal’in Şam sürgününde görev yaparken dost olduğu ve kurucusunun da Türk olduğu Dürzileri Ruslara İngilizlere kaptırırsın, İsrail’in Siyonist ordusunda asker yaptırırsın.

Ne Afrika’da şimdi Wagnerler ile savaşan Tuaregler’den (Afrika Türklerinden) haberin olur, Ne de Libya’da Mustafa Kemal’in arkadaşı Meclisin açılışında en önemli konuğu olan Senusi’yi ve şimdi orada mücadele veren torunlarını tanırsın.

Orta Asya Türklerine, Emperyalistlerin söylemiyle Özbek, Tatar, Kazak, Kırgız dersin, Gagavuzlara Hristiyan, Karaimlere Musevi diye yanaşmaz uzaklaşırsın.

Mustafa Kemal’i iyi tanısaydın, Ortadoğu’nun en önemli kentlerinde kurduğu Vatan ve Hürriyet Cemiyetleri ile Arapları nasıl örgütlediğini ve Teşkilatı Mahsusa’nın temellerini attığını, sonra da Libya’da onlarla omuz omuza niçin mücadele ettiğini bilirdin. Libya’daki mücadeleyi örnek alarak Fransız sömürgecilere karşı savaşan Cezayirli savaşçıların öldüklerinde göğüslerinden niçin Türk bayrakları çıktığını anlardın.

Mustafa Kemal’i iyi tanısaydın, Misakı Milli sınırlarını Yıldırım Orduları Komutanı iken Halep’te çizdiğini, İskenderun körfezi için ölüm hastalığında Hatay’ı vatana kattığını, Antakya ve Adana’da Arapları, Nusayrileri ve Türkmenleri gizlice nasıl örgütlediğini de bilirdin, Afrin’in, Lazkiye’nin, ElBab’ın, Telafer’in önemini o zaman daha iyi anlardın.

Mustafa Kemal’i iyi tanısaydın Filistin’in İngilizler tarafından işgalinden önce Gazze’de İngiliz Ordusunu durduran tek komutan olduğunu, Almanların darmadağın ettiği Osmanlı Ordusunu savaşarak başarıyla Filistin’den çekmesinin kıymetini anlardın. İngilizlerin 1938’e kadar Atatürk’ten korktukları için Yahudilere hiçbir büyük kent vermediğini, Atatürk’ün vefatından hemen sonra Peel Paylaşım Planı’ndan vazgeçip alelacele bütün önemli Filistin kentlerini Siyonistlere nasıl verdiğini de anlardın. Biraz tarih okusaydın, Filistin’de halen direnen Gazze bölgesinin ve BatıŞeria’da Siyonistlerin tek bir yerleşim yeri kuramadığı Cenin’in bir Türk vatanı olduğunu ve şimdi orada savaşanların da Türk torunları olduğunu öğrenirdin.

Tarihi iyi okusaydın, Evangelist Amerika Birleşik Devletleri’nin Kudüs’ün işgalini silah ve parayla nasıl desteklediğini ve ardından Milli Mücadele’yi onaylamayan tek devletin de ABD olduğunu bilirdin. Mandacılığı kabul etmediği için Emperyalistlerin yüzüne gülüp ardından nasıl kurtulacaklarını düşündükleri Mustafa Kemal’in, Anadolu’yu kurtardığında bütün İslam dünyasının işgal altında olduğunu ve takiben Kuzey Afrika’da, Hindistan’da Müslümanlara nasıl örnek olduğunu ve bağımsızlık ateşini körüklediğini de bilirdin.

Mustafa Kemal’i sana hep Dinsiz ve Deccal tanıttıkları için, O’nun Hz Muhammed’den sonra belki de Müslüman Türklere en büyük aydınlanma yolunu açtığını, Kuran’ı Türk tarihinde ilk kez Türkçe’ye çevirttiğini, Kuran’ın en bilimsel tefsirini yazdırdığını, Kütübü Sitte denilen sağlam hadis kitaplarını hem de Meclis bütçesinden bastırıp bütün Anadolu’ya dağıttığını, o gün olduğu gibi bugün de toplumu köleleştiren Tarikatları neden kapattığını bilmezsin. Her yıl Hac için para akıttığın Suudilerin 1926’da Hz Peygamber’in mezarını yıkmak istediklerinde tek bir telgrafla Vehhabileri durdurduğunu duymamışsındır.

Mustafa Kemal’i iyi tanısaydın, ümmetçilik, mezhepçilik, ırkçılık yapmadan doğu illerinde görev yaptığını ama Şeyh Sait gibi İngiliz uşaklarıyla da mücadele ettiğini Türklerle binlerce yıldır akraba olan Kürtlere de özgür bir vatan bıraktığını, Irak’ta kalanların Saddam’ın, Suriye’de kalanların Esad’ın zulmünde yılllarca acı çektiğini, Türkiye’nin bu ülkede yaşayan herkese büyük bir miras olduğunu iyi anlatırdın.

Bilseydin bugün daha güçlüydük. Türk Kürt Gelinimiz, damadımız, dünürümüz ve akrabalarımızla bizim artık tek bir Millet olduğumuzu, hepimizin kadın erkek aynı siyasal ve hukuki şartlara tabi olduğunu, Bakan Başbakan olabildiğini ve bütün vatandaşlık haklarını herkesle eşit olarak kullandığını bilerek bölücülük yapmaz, bu vatana güç verirdin. Çözüm Çözüm diye Sykes-Picot’tan sonra bu büyük aileyi yeniden çözmek isteyenlerin oyununa da gelmezdin.

Söylenecek söz çok ancak zaman yok!..

Bu konuları derinliğine anlamak isteyenler için KÖSÜ Bir Askeri İstihbarat Teşkilatı başlıklı 2 ciltlik belgesel roman çalışmamı öneriyorum. Çalışma basılı kitap olarak kitapçılarda var.
Tek cilt ve kendimin renklendirdiği tarihi fotoğraflarla Mustafa Kemal Ortadoğu başlığı altında burada: https://play.google.com/store/books/details?id=IUb2DwAAQBAJ

Abdullah Manaz

Dr. Abdullah Manaz; araştırmacı, yazar, yönetmen ve belgesel yapımcısıdır. TRT'de 1985-2011 yılları arasında 500'den fazla televizyon programı üretmiş, 40'tan fazla kitap ve makale kaleme almıştır. Ortadoğu, istihbarat ve güvenlik alanlarında uzmanlaşmış olan Manaz, akademik çalışmalarını belgesel ve dijital içerik üretimiyle sürdürmektedir.