Paris Saldırıları ve İŞİD Hücreleri

Basit ve net olarak ifade edelim. Hırsız ve katilin olmadığı yerde Polis’e ihtiyaç duyulmaz. İŞİD Terör Organizasyonu, OrtaDoğu ve Dünyanın polisliğine soyunan ABD ve Rusya’nın ortak çıkarlarını gerçekleştirmek için kurulmuş Kontrollü Tehdit Operasyonu’dur.

İŞİD Terör Örgütü, tek bir merkezi yönetimi olmakla birlikte birbirinden bağımsız hücreler ve gruplardan oluşan bir felsefi terör yapılanmasıdır. Bu yapılanma içerisinde özellikle, ABD, İngiltere, İsrail, Almanya ve Rusya İstihbarat Teşkilatları tarafından kontrol edilen Terör Grupları bulunmaktadır. Batı ve Rusya için İŞİD Projesinin Temel Hedefi; Ülkelerindeki Radikal İslamcı Grupların deşifresi, ülke toprakları dışında tasfiyesi ve alan hakimiyetidir.

Örgüt genel olarak bazen birbirinden habersiz bir şekilde söz konusu ülkelerin istihbarat teşkilatları tarafından yönetilirken (İŞİD Kıyafetiyle 200 kişilik İngiliz Özel Kuvvet Birliği’nin hikayesi örnektir), bütün dünyadan En Cahil ve Kesin İnançlı İslamcılar bölgeye akıtılmaktadır. İŞİD Terör Örgütü’nün militan sayısı 2015 yılı sonu itibariyle 90 bin civarındadır. Bunun 50 bini Suriye’de 40 bini ise Irak’tadır. Örgüt militanlarının önemli bir bölümü OrtaDoğu ve Afrika kökenlidir. FSB Başkanı Sysoev’e göre Eski Sovyetlerden katılan militan sayısı 10 bine yaklaşmış durumdadır. Bize göre ise –son zamanlarda Putin ile sarmaş dolaş olan- Kadirov’un Kafkaslardan derlediği militanlar da örgüt yönetiminde etkindir. Batı ülkelerinden İŞİD’e katılanların çoğunluğunu Fransa, İngiltere, Almanya, ABD, Kanada, Suudi Arabistan ve Fas vatandaşları oluşturmaktadır.

Rusya ve Batı’nın, Irak ve Suriye’deki İŞİD Mücadelesi “Danışıklı Dövüş” gösterisi gibidir. ABD ve Batının müdahaleleri, Irak Suriye Kürdistanı’nı genişletme ve yerleştirme amacını taşımaktadır. Daha önce TelAbyad, AynulArap’ta oynanan tiyatro evvelsi gün Sincar’da oynanmış ve Barzani, Şenkal Kahramanı ilan edilmiştir. Yeni hedef Telafer’dir. Önceleri 250 bin kişilik bir Türkmen yurdu olan bölge, aynen Kerkük gibi yakında Barzani kontrolüne geçirilecektir. Rusya, bölgede yaptığı saldırıların % 90’ını Suriyeli muhaliflere ve ancak % 10’unu İŞİD’e karşı gerçekleştirmiştir. Esad ve İŞİD kuvvetleri Haseki, Deyrozor ve Halep’te dostluk ve ittifak içindedir. İŞİD, uzun zamandır güya kuşatma altında tuttuğu Kuveyris Havaalanı’nı Esad Ordusu’na bırakmış ve Suriye Rejimi bu başarıyı “İstanbul’un Fethine” benzetmiştir. Buna karşılık, Suriyeli muhaliflerin etkinlik alanındaki bölgelerin hiçbirinde Rus, İran ve Esad İttifakı ciddi bir ilerleme kaydetmemiştir.

G20 Toplantısı öncesinde, Irak Suriye siyasetini kendi çıkarları çerçevesinde oluşturmayı düşünen ülkelerin desteğiyle, İŞİD hücrelerinin bölgemizde büyük bir eyleme hazırlandığını tahmin ediyorduk ve bunun –zaten PKK terörüyle uğraşmakta olan- ülkemizde olmaması için de gizlice dua ediyorduk. Beklediğimiz terör Lübnan ve Fransa’yı vurdu. Saldırıları gerçekleştiren İŞİD hücrelerinin kimin kontrolünde olabileceğine gelince; kısaca şunları bilmek gerekiyor:

  • Her iki saldırı da temel olarak Lübnan ve Suriye siyasetiyle de ilişkilidir. Güney Beyrut’ta Hizbullah tabanı hedef alınmış, Paris saldırılarını gerçekleştirenler “Suriye İçin” sloganları atarak insanları katletmiştir.
  • Saldırılar, Fransa’nın Lübnan ve Suriye politikası ile yakından ilgilidir. Fransa, Lübnan ve Suriye’de uzun bir süredir ABD ve –son aylarda en zor iç siyasal kargaşasını yaşayan- İsrail’in bölgesel planlarına aykırı görüşler öne sürmektedir.
  • İŞİD içerisindeki en radikal Batılı gruplar Fransa ve sömürgelerinden gelmektedir. Bu yüzden, en kolay yönlendirilebilir hücreler de bunlardır.

Fransa Saldırılarını gerçekleştiren İŞİD Destekçisi İstihbarat Servisleri ile Türkiye’de Reyhanlı, Suruç ve Ankara saldırılarını gerçekleştirenler aynıdır.

Bölgesel yapılanmanın arkasında bir Rus – Amerikan Paylaşım Planı olduğundan hep şüphelenirim. Bunun gerçekliğini de belki Sykes – Picot gibi yıllar sonra anlarız.

EkNotlar:

Olay sonrası gelişmelere baktığımızda, G20 ve Viyana görüşmelerinde Fransa sessizliğe gömüldü ve hatta Esad yanlısı planlara olumlu bakmaya başladı. Nitekim, ABD ve Rusya Viyana’da adeta acilen Esadlı Geçiş Planı üzerinde anlaştılar: 6 Ayda Ateşkes, 18 Ay Sonra Seçim. Türkiye’nin Güvenli Bölge önerisi rafa kalkacak ve yine Muhalifler hedef alınacak gibi görünüyor. Paris Saldırısı’nın bu iki önemli toplantı öncesi niçin yapıldığı daha net ortaya çıkıyor.

Paylaş / Share