Çok Yemekten Ölüyoruz!

Çok zaman kendi kendime sorgulamışımdır: “Nasıl olur da bir insan birkaç Hurma yiyerek bir gün aç kalabilir?” Yıllar geçip hayat tecrübesi arttıkça bunun hiç de akıl dışı olmadığını gördüm. Bilirsiniz, şimdilerde 14-16 saatlik açlık diyetleri moda olmaya başladı. Geçmişte de, yaz günlerinde Oruç süresinin çok uzunluğundan şikayet edilirdi. İşin hakikati, bir iddiayı araştırıp sorgulamadan peşin yargıyla reddetmek son derece yanlış!

İslam tarihinde ve kültüründe Az Yemek, Az Uyumak ve Az Konuşmak temel ahlak ilkelerindendir. Kuran felsefesine göre ise, gün Çalışma, Dinlenme ve Uyuma zamanları olarak üçe bölünmüş. İslam filozofları 8 Saatlik çalışma süresinin Başında ve Sonunda olmak üzere günde iki öğün yenilmesini tavsiye eder. Hatta günde bir öğünü bile önerenler vardır. Ancak Kırsal ve Kentsel hayatın yoğun çalışma temposu, en az iki öğün yenilmesini ve vücut direnci için 3 normal öğün tüketilmesini de gerekli kılar.

Asıl sorunumuz: Normal değil Aşırı ve Dengesiz beslenme. Sadece belirli tür gıdaların tüketilmesi, pek çok hastalıklara yol açar. Örneğin, Etsiz beslenme B12 eksikliği gibi hayati bir vitamin yetersizliğine sebep olur. Bunlar şüphesiz Hekim ve Diyet uzmanlarının alanı. Bizim burada asıl vurgulamak istediğimiz konu: Çok yemek.

Birçoğumuzda, “Aç kalırsam ölürüm” korkusu ya da “Çok yersem iyi beslenirim” duygusu var. Ülkemizin kırsal alanlarının birçoğunda büyük bir tembellik hakim. Bağlar, bahçelere bakılmıyor, ürün çeşitliliği azalıyor. Verimsizlik, düşük fiyat ve yüksek maliyet yüzünden tarlalarımız ekilmiyor. Köylümüz bile “Çarşı” ekmeğine alıştı, sera sebzeleri tüketiyor. Kentlimiz ise, FastFood, dışarda yemek ve AburCubur alışkanlığına alıştı. Ev yemeklerini yapmaya kimsenin ne sabrı ne de zamanı var. Buna karşılık Sosyal Medya için saatlerce oturduğumuzun farkında bile değiliz. Türk toplumu gittikçe obezleşen, hastalık hastası, ilaç bağımlısı bir millet olma yolunda. Aslında Kapitalist düzenin amacı da bu olsa gerek: Eğlencesinden, gıdasına ve ilacına kadar kesesinden bağımlı bir Köle toplumu oluşturmak.

Bizim hayat tecrübemiz şu yönde: Çok yemekten ölüyoruz. Sadece günlük hayatta değil, “İftar ve Sahur” yazımızda detaylarını verdiğimiz gibi Ramazan ayında aç kalmamız gerekirken, bir kat daha fazla yiyoruz. Güneş doğmadan bir Seher Yemeği olmasa gereken Sahur, gece yarısı kalkılıp, yenilip yatılan adeta bir ölüm takvimine dönüşmüş. Sofralarımız adeta Aç Kalmış Müsrifler Sofrası. Öğün saatlerimiz dengesiz. Gıdalarımız kimyasal ve sanayi ağırlıklı.

Aç kalırsak ölmeyiz. Tam aksine vücudumuz gıda kalıntılarını da tüketir, uzun yaşarız. Günlük uyku düzenimiz yaşımıza göre 6-8 Saat aralığında olmalı. Sabah Kahvaltımız 08:00-10:00 arasına, Akşam yemeğimiz 16:00-18:00 saatlerine yerleşmeli. Akşam dinlenme vakitlerinde, sıcak ve hafif içecekler alınmalı ve uykudan 4 saat önce Yeme – İçme alışkanlığı bitmeli. Uykuda midemiz boş olmalı ve mutlaka Karanlık ortamda yatılmalı. Derin uykunun zamanında alınması için 11:00 – 07:00 arası Uyuma zamanı olarak belirlenmeli. Gece geç saatlere kadar bilgisayar veya televizyon başında kalmak yerine, sabahın aydınlık saatleri değerlendirilmeli.

Medeniyet ve Teknoloji ile birlikte, günlük hayatımız da hızla değişiyor. Değişmeyen tek şey, İnsan Bedeni ve Yaratılış Düzeni. Kısacası: Günlük Hayat Felsefemiz 3 x 8. Bunu bozarsak, hayatımız da bozulur.

Paylaş / Share