Allah İnsanla Konuşur mu?

Allah’a inanır veya inanmayız, konumuz bu değil!

Ama inanıyorsak, büyük bir iddiamız ve sorumluluğumuz var demektir. İnancımıza uygun yaşamak, Allah’ın bizi daima gördüğünü bilerek hareket etmek durumundayız. “Allah’a inanıyorum” demek yetmez. Allah’ı sadece Namaz’da, Cami’de ya da Kabe’de hatırlamak; Ancak sıkıntımız ve bir talebimiz olduğunda yalvarmak; İnanmak değildir.

Allah insanla sürekli konuşur ama bir lisanla ve doğrudan değil. Yaşadığımız olaylar, karşımıza çıkan insanlar, başımıza gelen iyilikler ve kötülüklerin hepsi Allah’ın bizimle konuşma yöntemidir. Allah’ın bir olayla öğretmek istediği, bir insanla hatırlatmak istediği, İyilikle “doğru yaptın” ve kötülükle “yanlış yaptın” dediği konuşmaları vardır. Bunu anlamak zordur. İnsan genellikle iyiliği kendisinden, kötülüğü başkasından bilir. Herkesi eleştirir, ama kendisini asla! Herkese buyurur, ama kendi nefsine buyuramaz.

Aslında Tanrı ve İnsan ilişkisinde, Mehmet Akif’in dediği gibi: “insan kendisini Tanrı yapar, Tanrı’yı da kul”. Kendi halini, davranışlarını ve sorumluluklarını bilmez, ama sürekli Tanrı’dan ister. İşler istediği gibi olmadığında “neden yaptın?” diye hesap bile sorar.

Ama gerçekte, Kuran’da ifade edildiği gibi: “Allah kullarına zulmetmez; İnsanlar kendi kendilerine zulmederler!” “İnsanların başlarına gelen kötülükler, kendi iradeleriyle yaptıkları yüzündendir!”

Allah insanlarla konuşur. Onları iddialarıyla imtihan eder. Mal verir, seyreder. Mülk verir, seyreder. Makam verir, nasıl hükmettiğine bakar. “Fırsat eline geçince diğer insanları aşağılıyor mu?” “İktidar sahibi olunca insanlara zulüm mü ediyor?” “Haramları, haksız kazançları kendisine mubah mı sayıyor?” “Allah için çalışıyorum, diye kendisine mi çalışıyor?” “Müslümanım, deyip de Haçlılarla mı dost oluyor?”

Kısacası; Ey İnananlar, Allah bizimle hep konuşuyor, ama anlarsak. Anlamazsak da, onun da bir süresi var…

Paylaş / Share