Libya’da Bütün Kontrol NATO’da Olmalı

Arap dünyasındaki isyanlar, krallıkları birer birer deviriyor. Bu süreçte ABD için önemli olan Ülkeler, Suriye, İran, Libya ve Yemen. Bahreyn ve İran konusundaki değerlendirmemizi bir önceki yazımızda belirtmiştik. Bahreyn sebebiyle, İran’daki isyana destek vermekten çekinen ABD, Libya ve Suriye’ye öncelik vermiş görünüyor.
Büyük Ortadoğu’da ABD ve Batı’nın hedefleri son derece açık. Tek kişinin ve partinin egemen olduğu ülkelerle uzun vadeli ilişkiler kurmak oldukça zor. Diktatörlerin politikasına ve sözlerine güven duyulmuyor. Bu sebeple, halk tabanına dayalı ve Batı’ya açık hükümetlerle kurulacak ilişkiler uzun vadeli olacak. Pentagon’un geleceğe dönük hedefleri bu yönde. Halk tabanından destek almadan, hiçbir ülkede uzun süre kalmak artık mümkün değil. Irak ve Afganistan, ABD için çok iyi bir ders oldu.
ABD, yenilgilerden ve yanlışlardan ders çıkarmada oldukça başarılı bir ülke. Türkiye ise, idelolojik saplantılar yüzünden, olaylara objektif bakmak yerine duygusal düşünüyor. Türkiye’nin Irak işgaline karşı çıkması doğruydu ve sonuçlar bunu gösterdi. Bugün ise, Libya konusunda Kaddafi’nin yanında görünerek büyük bir yanlış yapıyor. Kaddafi’nin bir diktatör olduğunu ve bir ordu polis devleti ile ayakta durduğunu, Libya’yı tanıyan herkes çok iyi bilir. Ve yine Kaddafi’nin, petro dolarlar ile bütün dünyadaki İslamcı örgütleri gizliden gizliye desteklediğini de uzmanlar iyi bilir. Kaddafi, pek çok Arap Şeyhi gibi orta sınıf halkına bedelsiz ürünler verir ve sadaka kültürü ile hakimiyetini sürdürür. Kendi çocukları ve çevresi ise milyonlarca doları istedikleri gibi harcama yetkisine sahiptir.

Türkiye’nin anlamamakta direndiği uluslararası bir politika var: Kaddafi yönetimi er veya geç bitecek. Buna rağmen, muhaliflerin silahlanmasına karşı çıkmak ve Türkiye’nin gelecekteki menfaatlerini zora sokmak, büyük bir vebaldir.

Türkiye, her tarafı memnun etme çabası içinde şaşkın bir dış politika yürütmektedir. Arap dünyasının ve İslamcı örgütlerin tepkisinden çekinmektedir. Bu politikasıyla, ne yıkılıp gidecek Kaddafi’ye, ne Arap şeyhlerine, ne Libya’da iktidara gelecek muhaliflere, ne de Batıya yaranabilecektir. Bu politikanın sonu yalnızlık, hüsran ve büyük bir ekonomik zarardır.
Türkiye’nin tereddütü yüzünden Fransa devreye sokulmuş ve ilk acil müdahalenin yapılması sağlanmıştır. Birleşmiş Milletler tarafından alınan müdahale kararından sonra bütün kontrol NATO’da olmalıdır. NATO’yu devre dışı bıraktıran Türkiye, kendisi de devre dışı kalacaktır. Türkiye, gelecekte karşı karşıya kalacağı benzer sorunlarda dost bulamayacaktır. Bu çok tehlikeli ve ideolojik bir dış politikadır.

Paylaş / Share