Dünya, Ortadoğu ve Suriye’de Son Durum

Dünya kamuoyunun Ukrayna meselesine odaklandığı şu günlerde Dünya, Ortadoğu ve Suriye’deki önemli gelişmeler özetle şu şekilde:

– Netanyahu, daha önce varılan mutabakata rağmen Gazze işgali ve savaşını tamamen bitirmeyi amaçlayan 2. Aşamaya geçmemekte direniyor. Evangelist Trump Yönetimi ile Netanyahu’nun temel hedefi kısaca; “Geride kalan ve çoğu asker olan 20’den fazla rehinenin de koşulsuz serbest bırakılmasını sağladıktan sonra yeniden savaşa dönmek ve Gazze’nin ayakta kalan binalarını da yıkarak bölgeyi yaşanmaz hale getirmek suretiyle Emlakçi Trump’a ve ortaklarına hediye etmek”. Arap ülkeleri Ukrayna krizinden fırsat bularak Trump’ın Gazzelileri Sina, Ürdün ve Suudi Arabistan çöllerine sürme teklifine karşı; Gazzelileri şerit içinde yer değiştirmek suretiyle yeni bir imar çalışması yapılması planını sunmaya hazırlanıyor.

– Mısır ve Hamas, dün bir açıklama yaparak “Savaş kesinlikle sona erdirilmeden kalan rehinelerin serbest bırakılmayacağını” net bir şekilde duyurdu. Mısır yönetimi geçtiğimiz ay boyunca Sina bölgesindeki askeri varlığını artırdı ve bazı büyük askeri manevralar yaparak İsrail’e gözdağı vermeye çalıştı. Bölgede İsrail’e en büyük tehdit olacak askeri güç aslında Mısır. İsrail iç kamuoyu sık sık Mısır’ın askeri gücüne atıf yaparak bu konuda önlemler alınmasını tartışıyor. Son birkaç gündür İsrail, Mısır’ı sindirmek için ABD’yi devreye sokmaya çalışıyor, “ABD yardımı olmadan Mısır’ın ayakta kalamayacağını” vurgulayarak Mısır’ı tehdit ediyor. Bununla birlikte Mısır, artık son noktada olduklarının farkındalığı ile ilk kez dik bir duruş sergiliyor. Bu tavır umut verici bir durum. Tabii bu duruşun arka planında; Trump’ın Arap Ülkelerinin Lideri olarak sürekli Suudi Arabistan’ı öne çıkarmaya çalışmasına bir karşı tutum da yatıyor. Trump tabiatıyla Aramco’nun trilyon dolarlarının peşinde.

– ABD’nin Ortadoğu Politikası tam olarak netleşmiş değil, şu günlerdeki önceliği en azından 90 günlük süre içinde Ukrayna-Rusya savaşını sona erdirmek. Trump, ABD’nin 125 milyar dolarlık harcamasını sürekli bir şekilde 500 milyar dolar vurgulayarak tahsil etme gayretinde. Ukrayna’nın Nadir Mineral kaynaklarına el koymak suretiyle buna gerçekleştirmeye çalışıyor. Söz konusu mineraller, yeni bilgisayar teknolojileri, uzay çalışmaları ve yapay zeka elementleri için hayati derecede önem taşıyor ve ABD’nin amacı Çin’in bu konudaki üstünlüğüne karşı yeni bir atılım yapmak istiyor. Putin ise Trump ve Gölge Başkan Elon Musk’ın bu zaafının farkında olarak işgal ettikleri Ukrayna topraklarındaki mineralleri de ABD’ye verebileceklerini söyleyerek, uluslararası yaptırımları, ticaret ve finans dolaşımı konusundaki engellerin kaldırılmasını, Ukrayna’nın silahsızlandırılmasını ve Kuzey kutbunun paylaşımını kolaylaştırmayı hedefliyor. ABD, Rusya ile anlaşarak Rus-Çin ortaklığını yıkmayı amaçlasa da Putin’in bu noktaya kadar taviz vermesi olası değil. Yukarıdaki amaçlara ulaşmak zaten Putin için en büyük başarı sayılacak.

– Zelensky, son ABD ziyaretinde “Güvenlik Garantileri almak suretiyle mineral anlaşması yapma hevesiyle” gittiği Beyaz Saray’da bir Tiyatro sürprizi ile karşılaştı. Trump ve Vance, daha önce Ürdün kralına yaptıkları gibi basın önünde Zelensky’i ezmeyi ve itibarsızlaştırmayı amaçladılar. Zelensky ise açıkçası dik durdu ve hatta Vance’e -fısıldayarak da olsa- açıkça küfrederek onurlu bir direniş gösterdi. Zelensky, ABD dönüşünde uğradığı Londra’da Stramer tarafından yeniden ABD çözümüne yönlendirildi. İngilizler, savaşın devamından yana olsalar da ABD olmadan Rusya’ya karşı duramayacaklarının farkında. Avrupa’nın milyarlarca avroluk yardımı, stratejik silah desteği olmadan Rusya’nın saldırganlığını durduramayacak.

– Avrupa’nın Rusya karşısındaki tek kozu, İngiltere ve Fransa’nın nükleer silahları. Rusya’ya karşı savaşın sürmesinden yana olan muhtemel yeni Alman Lideri Merz, nükleer cephaneliklerini Avrupa Birliği savunmasının hizmetine vermeyi düşünen İngiltere ve Fransa’ya teşekkür etti. Ancak bütün bu gelişmelerin ötesinde asıl önemli olan Almanya’nın 1 trilyon avroya yaklaşacarak yeni bir fon kurma kararında olması ve yeniden silahlanma ve kıta Avrupası’nın askeri lideri olma yoluna girmesi. Avrupa’nın artık kendi yolunu çizmeye yöneldiği bir ortamda, Türkiye’nin bu birliğe hem Ticaret hem de Savunma alanında girme hedefi henüz belirsiz. İngiltere, Türkiye’yi bu birliğe dahil etme konusunda hevesli ancak Almanya, kıta Avrupasında kendi dışında başka bir büyük bir askeri gücü kabul edecek durumda değil. Bu arada Polonya’nın, “ABD’nin Almanya’dan geri çekmeyi planladığı askeri varlığı kendi ülkesine konuşlandırabileceği” açıklaması ile Macaristan’ın Rusya ile uzlaşma çabası da Almanya’nın en büyük endişe kaynağı. Bilenler için hep not ediyorum: Gehlen’in öğrencileri yeni Dünya politikasını istedikleri gibi yeniden şekillendiriyor. Bu planda Türkiye’nin konumu birincil değil ikincil seviyede.

– ABD’deki Siyonist Evangelist (Baptist & Methodist) lobi tarafından işbaşına getirilen Trump yönetimi, İsrail’e her türlü siyasi ve askeri desteğin önünü açtı. Bununla birlikte Trump, asker göndermek suretiyle Ortadoğu politikasına karışmayı ve savaşmayı onaylamıyor. Bir bakıma Netanyahu’ya “Sana tüm desteği veriyoruz, istediğini yapabilirsin” şeklinde özetlenecek bir politika benimsemiş durumda. Rusya Kuzey Koridoru’nun durumu netleşmediği sürece Ortadoğu koridorunun geleceği hala belirsiz durumda. Dolayısıyla Suriye’deki Kürtçü Ayrılıkçı Askeri Varlığın geleceği de henüz belirsiz. Netanyahu Suriye’nin parçalanması hayalinden vazgeçmiş değil ve yeni Suriye yönetimini Aşırılıkçı İslamist olarak dışlamaya başladı. Bir yandan Lazkiye bölgesindeki eski Essed rejimi kalıntılarını ve diğer yandan güney Suriye’deki Dürzi ayrılıkçıları desteklemeyi sürdürüyor.

– Suriye’de geçtiğimiz hafta bu konuda önemli bir gelişme yaşandı. Şam’ın güneyindeki Jaramana mahallesinde adi bir suçtan dolayı çıkan olayda 2 Suriye Güvenlik Görevlisi öldürüldü. Olaya karışan Dürziler, meseleyi mezhep çatışması şeklinde lanse edince durum Şam Yönetimi için bir krize dönüştü. Bununla birlikte, Suriye Yönetimi, yine uzlaşmacı bir yol izleyerek Suveyda bölgesindeki Dürzi Şeyhleri ile görüşmeler yapmak suretiyle olayı yatıştırmaya çalıştı. Dürzi Şeyhi Hicri’nin “Suriye yönetiminin kendilerini dışlama ihtimaline karşı İsrail ile dirsek temasını sürdürme ikilemi” bölgedeki barış ortamının sürekliliğini engelleyen hususlardan birisi. Bununla birlikte, bölgedeki entelektüel Dürzilerin önemli bir bölümü Suriye’nin bütünlüğüne önem veriyor ve İsrail’e karşı mesafeli duruyor. Dün Lübnan Dürzilerinin en önemli lideri Velid Canbolat, güzel açıklamalar yaptı ve özetle şunları söyledi: “İsrail, mezhep ayrılığını kullanarak Suriye’yi parçalamayı düşünüyor. Filistin meselesinde Arapların birlik haline gelmesine engel oluyor. Bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan İsrail ile uzlaşmayacağız. Dürzilerin bulunduğu Golan ve Deraa bölgesindeki Dürziler Netanyahu’nun planlarına alet olmayacak. Suriye Lideri Şara’dan randevu istedim ve bu hafta içinde görüşme yapmayı umuyorum.”

– Jaramana bölgesindeki gerginlik ile birlikte Suriye’nin parçalanacağı endişeleri bir anda hem ülkeyi hem de bölgeyi endişelendirdi ve Lazkiye’de fırsat bekleyen Essed kalıntıları da yeni askeri oluşumlar duyurdu. Ancak bu durum fazla uzun sürmedi. Suriye Savunma Bakanlığı’nın her iki bölgeye de askeri güç göndermesi ve bölge ileri gelenlerinin aracılıkları sonucunda yeniden sükunet sağlandı. Lazkiye’deki bazı isyancılar yakalandı ve Suveyda bölgesinde Suriye güvenlik görevlilerini öldüren Dürzi sorumlular, güvenlik güçlerine teslim edilecek.

– Suriye’de yeni Anayasa hazırlama süreci hızlandı. Uzlaşma komitelerinin bölge toplantılarının yapılmasından sonra Ulusal Uzlaşma Meclisi, “Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü vurgulayan, din ve mezhep ayrımcılığını reddeden, mevcut Suriye yönetimini desteleyen” bir karara vardıktan sonra, Şara’nın onayladığı Anayasa Hazırlama Komitesi çalışmalarına başladı. Şu anda Fırat’ın doğusundaki Ayrılıkçı Kürtler arasında da bir belirsizlik hakim. Teröristbaşı Öcalan’ın “PKK’nın Silah Bırakma Çağrısı” sonrasında siyasi ve askeri liderler arasında görüş ayrılığı gözleniyor. Irak ve Suriye’deki siyasi Kürt liderler, Türkiye ile artık barış yapılmasını isterken; Kandil’deki silahlı güçlerin ağaları sessizce bekliyor ve Suriye’de Pentagon’un emrindeki silahlı Kürtçü grupların liderleri “Kendilerinin PKK ile ilgisi olmadığını ve dolayısıyla Türkiye’deki girişimin kendilerini ilgilendirmediğini” söyleyerek ABD’nin bölgeye yönelik kararını bekliyor.

Abdullah Manaz

Dr. Abdullah Manaz; araştırmacı, yazar, yönetmen ve belgesel yapımcısıdır. TRT'de 1985-2011 yılları arasında 500'den fazla televizyon programı üretmiş, 40'tan fazla kitap ve makale kaleme almıştır. Ortadoğu, istihbarat ve güvenlik alanlarında uzmanlaşmış olan Manaz, akademik çalışmalarını belgesel ve dijital içerik üretimiyle sürdürmektedir.