Gazze Soykırımı sebebiyle Savaş Suçlusu olarak mahkum olan, ABD’nin büyük umut bağladığı İbrahim Anlaşmaları suya düşen ve Mısır ve BAE liderleriyle görüşmeleri iptal edilen, İsrail ile birlikte bütün dünyadaki Yahudi varlığının imajını da yerle bir eden Netanyahu, dünya çapındaki örtülü operasyonlarını hızlandırdı.
Netanyahu bir yandan Gazze soykırımını sürdürürken diğer yandan da Askeri ve Güvenlik teşkilatlarının başına kendi adamlarını getirme gayreti içindeydi. Mossad Başkanı David Barnea askeri çözüme karşıydı ve Hamas ile bir an önce anlaşılması gerektiğini savunuyordu.
Netanyahu Barnea ile çekişmesini sürdürürken 2 Mayıs 2024’te ilk sadık adamı (Golani Tugayı eski komutanlarından) Şilomi Binder’i Askeri İstihbarat Teşkilatı Aman’ın başına atamayı başardı. Mossad’ın yapmayı reddettiği bazı dış operasyonlar için Aman’a özel yetkiler tanıdı. 21 Ağustos’da göreve devralacak olan Şilomi, 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da hem de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içinde Haniyeh Suikastinin gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı. Zaten 20 gün sonra da Aman üzerinde tam kontrnolünü sağladı. 27 Eylül 2024’te Lübnan Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah hedef alındı. Aman’ın sinyal istihbaratı (Birim 8200), görsel istihbaratı (Birim 9900) ve insan istihbaratını (Birim 504) birleştiren yapısı, Uydu ve Elektronik Haberleşme (özellikle Google Android ve Iphone dahil) istihbaratıyla çok sayıda suikast gerçekleştirdi.
Aman’ın yurt dışındaki en önemli operasyonlarından birisi Charlie Kirk suikasti oldu. Trump’ı iktidara taşıyan MAGA hareketinin gençlik idolü olan Kirk, tabandan gelen İsrail karşıtı seslere tercüman olunca 10 Eylül 2025’te bir etkinlik sırasında herkesin gözünün önünde öldürüldü. Kirk’in birçok yakın arkadaşı suikastin İsrail tarafından yapıldığını açıkça dile getirdiler ve bu ABD kamuoyunu uzun süre meşgul etti. Hatta bir arkadaşı “İsrail’in mesajı açıktı: Bize karşı gelirsen, böyle öldürülürsün, demek istediler” diye açıklama yapmıştı.
İsrail’in bir başka önemli dış operasyon kaynağı Daiş Terör Örgütüydü. CIA, MI6, MOSSAD kurgusu olan örgüt, ABD ve İsrail hedeflerine karşı ciddi bir eylem gerçekleştirmemiş; Aksine Irak’ta yenilgiye uğrayan ABD’nin Ortadoğu’ya yerleşmesine zemin hazırlamıştı. Suveyda bölgesindeki Daiş Örgütü, hemen sınırındaki İsrail’e, Palmira bölgesindeki Daiş Yapılanması ise hemen komşusu Tanif ABD üssüne karşı tek bir kurşun atmamışlardı. Tek hedefleri Suriye’deki Sünni Muhalif Gruplar ve özellikle Nusra Cephesiydi. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonları başarılı olunca, İsrail ve ABD bütün Daiş unsurlarını Türk güçlerine karşı harekete geçirmişti. Buna rağmen, Türk Silahlı Kuvvetleri, onlarca yıldır devam edecek denilen Daiş Terör Tehdidini günler içinde etkisiz hale getirdi. Örgüt zaten görevini de tamamlamış, göstermelik çatışmalar neticesinde hem Irak Sincar bölgesini, hem de Fırat’ın doğusunu yeni işbirlikçi PKK terör örgütüne çoktan teslim etmişti. (Bu konuda yayınlanmış, Türkçe ve İngilizce makale ve kitaplarımda çok geniş bilgi ve belgeler yayınlamıştım.)
İsrail Derin Devletinin, yıllardır hassasiyetle yürüttüğü önemli bir dış operasyon stratejisi İsrail dışındaki Yahudilere yönelik tehdit ve terör operasyonlarıydı. İsrail dışındaki Yahudi işadamları, Siyonizm hedeflerine kaynak oluşturmak için haraca bağlanmıştı. Üzeyir Garih gibi buna direnen ve yaşadıkları ülkeye sempati duyanlar ise ortadan kaldırılıyordu. Yurt dışındaki Yahudi gruplar ise örtülü tehditler, yeri geldiğinde sinagog bombalamaları ve terör eylemleriyle İsrail’e göçe zorlanıyordu. Bu şekilde, İsrail Batı Şeria’da yeni yerleşim yerleri kuruyor ve kalan Filistin toprakları da yavaş yavaş işgal ediliyordu. İsrail’de artık liberallere ve modern düşünen Yahudilere hayat hakkı tanınmıyordu. Nitekim 1980’li yılları takiben (özellikle Obed Yinon Planı çerçevesinde) İsrail’deki radikal yahudilerin oranı % 45’lerden 2024’le gelindiğinde % 70’e ulaşmıştı. İsrail’deki liberaller ABD ve Avrupa ülkelerine taşınırken, bazı Siyonist karşıtı Dindar Yahudi Cemaatleri de yurt dışında örgütlenmeyi ve yaşamayı tercih etmişlerdi.
Evvelsi gün, Avusturalya’da Hanuka bayramı kutlamasında saldırıya uğrayan Çabad Yahudi Cemaati de bunlardan birisiydi. Çabad’ın bir çok önemli Rabbi’si İsrail’e ayak bile basmıyordu ancak Cemaat Tel Aviv içerisinde de yavaş yavaş yayılmaya başlamıştı. Yazı ekinde verdiğim videoda Tel Aviv Kent Konseyi Üyesi Hades Regulsky bu Çabad hareketi hakkında aynen şunları söylüyor:
Mutlu Hanuka, gelecek hafta Tel Aviv menoralarla dolacak, Tehal Abba. Eğer Chabad’ın sadece çörek, mum ve Stalinist İsrailliler için apartman dairelerinden ibaret olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu, sadece Tel Aviv ve merkezinde 49 Chabad evi ve şehrin kuzeyinde 37 Chabad şubesi kuracak bir beyin yıkama örgütüdür. Onlar için din daha önemli. Menoralar hikaye değil, siz hikayesiniz. Web sitelerinde de yazdıkları gibi, her Yahudiye yaklaşmak, Hasidizmin öğretilerini ve bilgeliğini ona ulaştırmak ve ona, “Tadına bak ve gör, iyi olduğunu anla, Bay Kifish” demek.”
Regulsky’in Çabad hareketini Stalinist olarak nitelemesinin sebebi, cemaatin Doğu Avrupa ve Rusya kökenli olmasıdır. Avusturalya saldırısında etkinliği düzenleyen Çabad Rabbisi ile birlikte 15 Yahudi öldürülmüştü. Siyonistler için Siyonist olmayan Yahudiler de başlıca hedeftir.
Aslında Netanyahu, bir taşla birkaç kuş vurmayı hedeflemişti. İki ay kadar önce Filistin Devleti’ni tanıyan Avusturalya’yı Yahudi Karşıtı göstermek, Çabad hareketindeki siyonizm ve İsrail sevgisini güçlendirmek, saldırıyı Avusturalya’da güçlü bir toplum yapısı bulunan Müslümanların üzerine atmaktı. Ancak, öyle bir olay oldu ki, saldırganlardan birini durduran Ahmed el-Ahmed bir Müslümandı ve ülkede kahraman ilan edilmişti.
İsrail İstihbarat Örgütleri için örtülü eylemlerin failleriyle İsrail arasında bağlantı kuramazsınız ve çoğunlukla Cahil ve Radikal Müslümanları kullanırlar ancak Müslümanlar bunun farkında olmazlar. Aynen Daiş Terör Örgütü gibi.
Unutmadan not düşelim. Palmira bölgesindeki saldırı da yine bir örtülü İsrail operasyonudur. Son yıllarda Türkiye ve Ortadoğu’da gerçekleşen bütün Daiş saldırıları, Mossad ile işbirliği içindeki PKK Terör Örgütü’nün Suriye Ayn İsa ve ElHol kampında yakınları rehin tutulan Daiş Militanları tarafından işlenmiştir. Bu kamplardan rüşvet ödeyerek veya eylem karşılığında çok sayıda Daiş militanı serbest bırakılmıştır.
Türkiye ve Avrupa ülkeleri bu tür karmaşık adresli örtülü operasyonlar konusunda dikkatli olmalıdır. Netanyahu ve İsrail Derin Devleti, yeniden imaj tazelemeye çalışıyor.






































