ABD & İsrail’in Yeni Kürdistan Planı

Ortadoğu’da yakın geleceğe dönük önemli hazırlıklar yapılıyor. Netanyahu’nun ve Radikal Yahudilerin İsrail seçimlerindeki başarısı ile birlikte İran ile İsrail arasında ağır bir savaşın bütün taşları döşeniyor. Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki güçlenen varlığı ve iran destekli füze teknolojisi, İran’ın nükleer faaliyetine paralel olarak İsrail’i doğrudan vuracak ve Demir Kubbe’yi delebilecek yeni bir Balistik Füze Denemesi bunun en son göstergeleri.

ABD, Suriye’nin güneyindeki Tanif Üssü bölgesinde Arap aşiretlerini Özgür Suriye Ordusu adıyla yeniden örgütledi, kendi emrinde bir komutan atadı ve aynen Suriye’nin kuzey doğusundaki PKK & PYD Terör Örgütü gibi önemli askeri eğitim ve teçhizatla donatmayı hızlandırdı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonları sebebiyle bu bölgeden Akdeniz’e erişimi kapanan ABD, yakın gelecekte Kuzeydoğu Suriye’deki bölgenin en önemli doğalgaz kaynaklarını ve Irak petrolünün de bir kısmını buradan taşımak için Suriye’nin güneyinde yeni bir Koridor oluşturmaya çalışıyor. Aynı şekilde bu koridor, İran’daki nükleer tesislerin ve füze üslerinin vurulması neticesinde muhtemel bir bölünmenin ardından İran petrolünü de kısa yoldan Akdeniz’e taşımak için de yeni bir yol oluşturacak.

Ortadoğu’da birbirinden ayrı gibi görünen bütün gelişmeler aslında doğrudan birbiriyle ilişkili. Eskiden bu tür önemli olayların gelişme süreci aylar, yıllar alırdı, şimdi ise birkaç hafta içinde gelişen ve olgunlaşan konular. Örneğin, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin oluşturduğu güvenli bölgelerde 3. Kolordu adı altında zamanında örgütlenmiş olan Cephetu’l Şamiyye ve Ceyşu’l İslam adlı örgütlerin bölgedeki ayrılıkçı çalışmaları devam ediyor. Bu örgütlerin, Türkiye tarafından oluşturulan Suriye Milli Ordusu’nu bölmek için uzun zamandır çalıştığını, ABD & İsrail Koalisyonu istihbaratçıları ile yakın ilişkiler kurduklarını, bölgedeki milyon dolarlarla ifade edilen bazı para akışlarını kontrol ettiklerini, Suriye Milli Ordusu askerleri maaşlarını bile zor alırken, bu örgüt liderlerinin lüks araçlara sahip olduklarını bir kez daha vurgulayalım.
Şunu unutmayalım ki, Türkiye ve Türk Ordusu Kuzey Suriye ve Libya gibi bölgelerde kalıcı faaliyetler yapıyorsa bu durum buradaki Türkiye sevdalılarının ve Türk torunlarının sayesinde olmaktadır. Şeyhler, Kabile Reisleri ve Derebeyleri tarafından yönetilen Arap Aşiretleri ile bir yere varılmaz ve Ümmetçilik Politikası her zaman iflas etmeye mahkumdur. Bu konudaki son tecrübeyi Mustafa Kemal, Şam ve Suriye’deki görevleri sırasındaki Arap ayaklanmaları sırasında yaşamış ve Milli Ülküyü ve Sınırları o zaman belirlemiştir.

Aslında çok geniş olan bir konuyu size çok kısaca özetlemiş oldum. Bu yazı ile birlikte paylaştığım Harita, geleceğe dönük Yeni Kürdistan Planı’dır burada İran’da yine PKK & PJAK’a teslim edilecek bölgeler de gösterilmiştir. Aslında Yeni demek sadece konudan yeni haberdar olacaklar için, yoksa bu neredeyse bir asırlık planın bir parçası. Büyük Kürdistan, Büyük Siyonistan, Büyük Ermenistan projeleri hep sürecek. Bu haritayı da yıllar önce David Koridoru Planı olarak yayınlamıştım ancak, kimsenin duymadığı konular duyuluncaya kadar komplo teorisi olarak kalıyor, haberdar olunca da zaten geç kalınmış ve iş işten geçmiş oluyor, aynen Irak Kürdistanı gibi. Yakında İran Kürdistanı, Suriye Kürdistanı, başarabilirlerse Türkiye Kürdistanı da sırada. 

Diğer fotoğraf ise yukarıda sözünü ettiğim 3. Kolordu artığı askerlerin sivil kıyafetler ve müftüleri ile birlikte Afrin’de yaptığı son bölücü gösteridendir. Gösterinin konusu: “HTŞ’nin bölgeden çıkarılması” gibi uydurma bir gerekçeye dayanmaktadır ve Türkiye’yi HTŞ ile işbirliği içinde göstermek için oynanan oyunun bir parçasıdır. Bu oyuna, bölgeden yanlış haber alan veya kasıtlı olarak bu oyuna hizmet eden bazı çevreler de alet olmaktadır. 

Kısacası, bölge hızla önemli bir gelişmeye doğru evriliyor.

 


Bu konuları izlemeye ve aktarmaya devam edeceğiz.

13 Kasım 2022 Pazar Notu: Bu yazı Taksim’deki bombalı saldırı eyleminden 1 gün önce yazılmıştır. Eylemin temel amacı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tekrar Suriye’ye müdahaleye zorlamaktır. Türkiye’nin müdahalesi ile birlikte ABD’nin Tanif’ten girmesi ve PKK Terör Örgütü ile birlikte Deyrozor Bölgesini ele geçirerek Suriye’nin güneyinde bir koridor oluşturması kuvvetle muhtemeldir. Kobani ve Münbiç bölgelerindeki terör yapılanmasının sona erdirilmesi bizim için bir milli güvenlik sorunudur ve en kısa zamanda sonuçlanmalıdır. Türkiye’nin güneyini güven altına alması ve Büyük Ortadoğu savaşı sahasının Suriye’nin güneyine kayması Türkiye’nin menfaatlerine uygundur. 

Abdullah Manaz

Dr. Abdullah Manaz; araştırmacı, yazar, yönetmen ve belgesel yapımcısıdır. TRT'de 1985-2011 yılları arasında 500'den fazla televizyon programı üretmiş, 40'tan fazla kitap ve makale kaleme almıştır. Ortadoğu, istihbarat ve güvenlik alanlarında uzmanlaşmış olan Manaz, akademik çalışmalarını belgesel ve dijital içerik üretimiyle sürdürmektedir.