Kan Kokan Sokaklar ve Kurban!

Yaygın kentleşmenin olmadığı yıllarda, Kurban adeta bir Bayram havasında kesilirdi. Kurban kesilirken çocuklara gösterilmez, Kavurmalar hazırlanır ve sabah kahvaltısına yetiştirilirdi. Kesilen kurbanların hiçbir parçası zayi edilmezdi. İşkembelerine kadar temizlenir, Kafa ve Ayaklar geleneksel tabirle Ütülür, Derileri ise Türk Hava Kurumu’na veya bir Cemiyete bağışlanırdı. Artık etler ve akıtılan kanlar mutlaka derin bir çukur kazılarak toprağa gömülür, yeraltı canlılarına yem olurdu.

Şimdi, çok katlı hapishaneler şeklinde yoğunlaşan kentlerde Kurban Kesimi tam bir eziyete dönüştü. Toplu kurban kesim yerlerinde saatlerce bekleyenler, küçük kentlerde ve kasabalarda ev önünde kesilen ve kafalarına, ayaklarına ve işkembelerine kadar artık etleri çöplere atılanlar, acemi kasaplarca kesilen ve ekonomik değerini yitiren deriler ve en kötüsü de neredeyse bir hafta sokakları, çöp bidonları ve havası kan kokan kentler. Eskiden, Kurban derilerini toplamak için Cemiyetler yarışırdı ve Türk Hava Kurumu topluyor diye eleştirilirdi. Şimdi zaten çoğu parçalanmış derilerin parasal değeri olmadığı için kimse toplamaya tenezzül bile etmiyor.

Peki, İslam’ın doğuş yıllarında nasıldı? Kurban geleneğinin temeli, Hac mevsiminde Hac için toplanan kalabalıkların doyurulmasını amaçlayan bir ihtiyaca dayanıyordu. İslam’dan önce vardı ve İslamiyet de bunu yasaklamadı ve devam ettirdi.

Din hükmü açısından Kurban Farz değildir. Sadece Ebu Hanife’ye göre Vaciptir. Hatta Ebu Hanife’nin iki talebesi İmam Muhammed ve Ebu Yusuf, Vacip hükmüne katılmazlar. İmam Malik, İmam Şafii gibi daha katı İslam mezheplerinde bile Sünneti Müekked denilen, Peygamberimizin sürekli yaptığı bir uygulama yani Sünnet hükmündedir. Sadece Zenginlerin ve Mukim olanların kesmesi konusunda herkes hemfikirdir. Seyahatte olanlar Kurban kesmezler. İbni Abbas gibi birçok büyük Sahabeler de Kurban’ın sadece Sünnet olduğu kanaatindedir. Ancak Müslümanların çoğunluğunda Sünnetler, Farzların da önüne geçtiği için artık bir zorunluluk gibi İslam toplumlarına yerleşmiştir.

İster Sünnet isterse Vacip olsun, Kurban ibadetinin bugünkü uygulaması özellikle kentlerde içler acısı bir durum. Bu uygulamanın mutlaka Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından organize edilmesi ve bugün bazı büyük marketlerin yaptığı gibi Uzmanlarca kesilerek evlere ulaştırılması zorunlu hale gelmiştir. Şayet Diyanet tarafından bir organizasyon yapılırsa, Kurbanların hiçbir parçası zayi edilmez. Kurbanların ÜçteBir Hayır Miktarları, gerektiğinde Konserve fabrikalarında paketlenir ve yıl boyunca ülkemizdeki veya bütün dünyadaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılır. Kurban Derileri, ekonomik değerini yitirmeden değerlendirilir ve bedelleri ihtiyaç sahiplerine Bayram Harçlığı yapılır.