Cemaatin Hukuk Manevraları

Devletin Fetö Terör Örgütü mücadelesi, fedakâr ve vatanperver İstihbarat & Emniyet & Adliye üçgeninde aynı titizlikle sürüyor. Buna karşılık Cemaat de bütün varlığıyla mücadele etmeye, yargılanan, tutuklanan ve kaçak durumdaki elemanlarını korumaya ve kurtarmaya devam ediyor.

Örgütün en üst düzey yöneticilerinin çoğu yurt dışına kaçmayı başardılar. Anadolu’daki orta düzey yöneticiler ve sorumlulardan kaçak durumda olanlar, köylerde, mezralarda, örgütün gizli şehir evlerinde saklanıyor. Bu arada ifade edelim ki, 15 Temmuz sonrasında Örgütün alt düzey elemanları sahip oldukları artı gayrimenkulleri paraya çevirirken, örgüte ait nakitlerin de gayrimenkule çevrildiği gözlendi.

Şimdi Örgütün en önemli faaliyet alanı Hukuk Büroları ve Hapishaneler. Bu noktada yapılan çalışmalar 3 noktada yoğunlaşıyor:

Hukuk Büroları: Örgütün takibata uğramamış hukukçuları, genç elemanları şimdi yargılanan ve tutuklanan mensuplarının dosyalarını büyük bir titizlikle inceliyorlar. Soruşturmaların en az zararla atlatılması için taktikler ve planlar belirliyorlar. Bu aşamada en önemli hedef: Davaların Tanıkları. Tanıkları yakınlık, akrabalık, acındırma, menfaat ve gerekirse tehdit yoluyla “Aleyhte İfade” vermekten alıkoymak. Önemli tanıkları itibarsızlaştırmak için suçlamalar, dedikodular ve hatta “Kripto Fetöcü” iddiaları yaymak. Basın, Sosyal Medya ve Muhalif Siyasi Parti Temsilcileri yoluyla bu konuda şüpheler ortaya atmak, yürütülen soruşturmaların hafifletilmesini, durdurulmasını, savsaklanmasını sağlamak, Mücadele Azmini Kırmak, Bezginlik ve Umutsuzluk Yaratmak suretiyle kamuoyu baskısı oluşturmak. Tanıklar bildiklerini unutur, davalar sıradanlaşır, iddialar basitleşirse, Örgüt mensupları da düşük cezalarla bu süreci atlatır, inancındalar. Örgütün dilinden düşürmediği en büyük dua “SABIR ve İMTİHAN”. Bu noktada söyleyelim ki, bazı meşhur sosyal demokrat avukatlar da sanırız iyi paralar karşılığında Fetö sanıklarının savunmasını üstlenmişler.

Hapishaneler: Cemaat tutukluları genellikle aynı mekânlarda, koğuşlarda tutuldukları için aralarından itirafçı çıkmasına büyük ölçüde engel olunuyor. Bazı itirafçılar ise Örgüt tarafından özellikle belirleniyor ve büyük davalar üzerinde yeni şüpheler ve saptırmalar oluşturulmaya çalışılıyor. Dışarıdaki Hukuk Büroları tarafından belirlenen püf noktaları, ifade tarzları küçük notlar halinde sanıklara ulaştırılıyor ve mahkemelerde okumaları isteniyor. Suçlamaların niteliklerine göre oluşturulan savunma taktikleri uygulamaya konuluyor. Takibata uğramamış Abiler, hala kendi elemanlarından birinci derece sorumlular ve irtibatlarını sürdürüyorlar.

Sanıklar ve Aileler: Oluşturulan bu denetim ortamı içerisinde Sanıklar ve Aileler adeta hipnotize edilmiş şekilde Üç Maymunu oynuyor. En büyük zararı ve yıkımı alt yapıdaki bu kişiler çekmesine rağmen hala Geleneksel Bağlılık ve İtaat çemberinden kurtulamıyorlar. Aileler, Sanıkların başına gelecek en ağır cezalara bile alıştırılmış ve suskunlaştırılmış. Sürekli yapılan telkinler yüzünden, önemli bölümünde görünür bir pişmanlık duygusu görülmüyor.

Cemaatin, Türkiye ve Yurt dışındaki Dindar toplum tabanından fikren dışlandığı çok açık. Örgüt en azından artık para ve bağış toplayamıyor. Zor durumdaki tutuklu yakınlarına çok büyük bir gizlilik içinde sınırlı mali yardımlar sürüyor. Örgütün bu haliyle sonraki yıllarda yeniden dirilip güç kazanması çok zor. Cemaatin en büyük moral kaynağı kendilerine kol kanat germiş bazı eski siyasilerin sessizliği. Bu sebeple Cemaat, toplum desteğini kaybetse de siyasi alanda yine varlığını ve etkisini sürdürmekten geri durmayacak. Kendisine hizmet edeceğini düşündüğü her oluşuma destek olacak, kendisine yakın duranlara hizmet etmeyi sürdürecek.

Fetö Terör Örgütü, aynen rol model aldığı Masonik teşkilatlanmalar gibi Örtülü bir Casus Örgüt gibi çalışmaya devam edecek.

Bütün bunlara rağmen, bu gelişmeleri yakından takip eden, bilen ve ona göre gerekli tedbirleri alan İstihbarat & Emniyet & Adliye teşkilatımızın sınırlı sayıdaki genç ve dinamik yöneticilerini tebrik ediyoruz.