OrtaDoğu’da 50 Yılın Değişimi

Bir ülkede veya bölgedeki Sosyolojik Değişim, siyasi ve askeri gelişmelerden daha önemlidir. OrtaDoğu’da belki de son 50 yılın en önemli toplumsal anlayış değişikliğini şu günlerde yaşıyoruz.

Türkiye -Kıbrıs Barış Harekâtı hariç- son elli yıldır, bölgesinde Kırmızı Çizgileri olan ancak gerektiğinde bir türlü siyasi ve askeri adım atamayan bir ülke konumundaydı. Bu yüzden bölge halklarının Türkiye ve Türklerin gücü hakkındaki tarihsel algısı epeyce tahrip olmuştu. Bu durum, Türkiye’ye karşı siyasi, askeri ve ekonomik saldırılara güç ve cesaret kazandırmış, Terör tehditleri de bir o kadar artmıştı.

Türkiye’nin son beş yıldır yürüttüğü Ortadoğu Politikası ve Fırat Kalkanı ile Zeytin Dalı Harekâtları, çok önemli bir Algı Değişikliği yarattı. Bu Sosyolojik Değişim, bana göre siyasi ve askeri başarılarımızın kalıcılığı ve geleceği açısından en önemli olaydır.

ElBab’ta Daiş Terör Örgütü’nün, Afrin’de PKK Terör Örgütü’nün büyük hezimete uğratılması bölge insanlarının Türkiye, Türkler ve Türk Ordusu hakkında küllenen Güven Algısını diriltmiştir. Bugün işgal ve saldırı altındaki bütün bölge kentlerinde, “Buraya da Gelin, Burayı da Özgürleştirin, Bu Saldırı, Katliam ve Terörden Bizleri de Kurtarın” gösterileri yapılmaktadır. Bölge Halkları, PKK ve Daiş gibi örgütlerin –arkasında süper güçler bile olsa- yenilebildiğini görmüştür. Bu toplumsal anlayış değişikliği önümüzdeki 50 yıla damgasını vuracak en önemli gelişmedir.

Menbiç’te, Rakka’da ve bugünlerde neredeyse bütün İdlip şehirlerinde gittikçe büyüyen kalabalıklar “Türklerin Önderliğine” umut bağlamıştır. Sadece Emperyalist ülkelerin, İran ve Suriye ordusunun saldırıları değil, Şam’ın kenar mahallesi DoğuGuta’da ve İdlib’in her yanında Muhalif Gruplar arasına yayılan fitne ve çatışmalar toplumdaki bezginliği ve umutsuzluğu had safhaya ulaştırmıştır.

Tarihi hatırlarsak, bundan tam bir asır önce, benzer siyasi ve askeri gelişmelerden sonra işgale uğrayan İslam Toplumları, Atatürk’ün ve Türklerin Milli Mücadelesini örnek almışlar ve sömürgeci ülkelere birer birer başkaldırmışlardı.

Bugünlerde, Doğulu ve Batılı Emperyalist ülkelerle gizli pazarlıklar yapan, onların birer Eyalet Sorumlusu gibi ülkelerini yöneten Şeyhler, Krallar ve Başkanlar, ayaklarının altındaki toplum tabanının kaymakta olduğunun farkında değiller.

Yenilgilerden ders alıp ani dönüşler yapabilen ABD, bölgedeki zeminin elinden kaydığını görmüştür. ABD’nin işgali altındaki Suriye toprakları adeta kaynamakta, PKK Terör Örgütü’ne karşı tepki ve isyanlar gittikçe büyümektedir. Bu gelişme, sadece PKK Terör Örgütünü değil, onun arkasındaki güçleri de bu topraklardan atmayı hedefleyen bir toplumsal gelişme ve değişimdir. Bu değişim, yüzbinlerce insanın canı ve kanıyla yoğrulmuştur. Bu acı unutulmaz ve mutlaka çok önemli sonuçları olacaktır.