11 Eylül Saldırılarının Arkasında İsrail mi Vardı? Yazan: Eşkenaz Yahudi Yazar Elias DavidSon

11 Eylül 2001 Saldırıları üzerinden neredeyse iki on yıl geçti. O tarihlerden bu yana Ortadoğu ve komşu olarak Türkiye kaos, terör ve savaş içerisinde. Kudüs, İngilizlerce işgalinin 100. Yılında ilhak edildi. İsrail, işgalinin 50. Yılında Golan Tepeleri‘ni İlhak kararını aldı. Ramazan ayından hemen sonra Trump, Aramco Arap Suudi Koalisyonu desteğinde “Yüz Yılın Barış Anlaşması” adı altında Batı Şeria‘nın ve Filistin Halkının siyasi varlığına da son noktayı koyacak. İşte tam da bu kritik dönemde, İzlanda’da yaşayan Eşkenaz Yahudi Yazar Elias DavidsSon “11 Eylül” hakkında yeni bir yazı yayınladı. Son Yüzyılı anlamanız için bu yazıyı Türkçe’ye çevirdik ve DavidsSon’un biyografisi ile birlikte bilginize sunuyoruz.

Elias DavidsSon Kimdir:

Elias Davidsson, İngiliz Manda Yönetimi döneminde 1941 yılında Filistin’de doğdu. Ailesi Alman kültürüyle yetişmiş Eşkenaz Yahudisiydi. Soyadını Babası David Kahn’a atfen “DavidsSon” yani DavidOğlu olarak almıştı. Aile 1931 yılında dinsel sebeplerle 1931 yılında Filistin’e göç etti. DavidsSon çocukluk yıllarını Tel Aviv ve Kudüs’te Arap ve Yahudilerin komşu olduğu bir bölgede geçirdi. Ardından 10 yıl kadar Fransa’da kaldı ve Sosyalizm ve Arap Karşıtlığı ile karşılaştı. Bu dönemde Sosyalist Siyonist Gençlik Hareketi olan Hashomer Hatza’ir’in bir üyesiydi. Daha sonra bu hareketin Irkçı bir temele dayandığına inandığı için ayrıldı. 21 yaşında İzlanda’ya yerleşti. İzlandalı bir doktor ile evlendi ve İnsan Hakları Savunucusu olarak tanındı. Kendisini bir Filistin Yahudisi olarak tanımladı. İzlanda Filistin Derneği’nin kurucusuydu ve Yahudiler ile Filistinlilerin bir arada yaşayacağı Laik Demokratik bir Devlet kurulmasını savunuyor. Hindistan İhaneti isimli bir eseri ve bazı kitapları yanında, çok sayıda makaleler yazdı. 2008 yılında “11 Eylül Saldırısını Müslümanların Yaptığına İlişkin Bir Kanıt Yok” başlıklı bir yazı da yazmıştı. Halen 80 yaşında, ikinci hanımı ile İzlanda’da hayatını sürdürüyor ve Bestekar olarak tanınıyor. Mayıs 2019’da yazdığı bu son makalesi, Amerikalı Gazilere ait Veterans Today’da dün (25 Mayıs 2019) yayınlandı.

11 Eylül’ün Arkasında İsrail mi Vardı?

Elias Davidson – Mayıs 2019

Teoriler genellikle üç kategoriye ayrılır: (1) İyi teoriler; (2) Kötü teoriler ve (3) Saçma teoriler.
İyi bir teori, kimliği doğrulanmış herhangi bir gerçekle, fiziksel yasalarla ve sağduyuyla çelişmeyen bir teoridir. Kötü bir teori, bu noktalardan en az biriyle çakışan teoridir. Saçma bir teori, çoğu gerçeklerle, fiziksel yasalarla ve sağduyuyla çelişen teoridir.

Belli sayıda insan, “İsrail’in 9/11 saldırılarının arkasında durduğu veya en azından aktif olarak saldırıları kolaylaştırdığı” teorisini desteklemektedir. İddia edilen gerçeklerin hiçbiri bu teoriyle çelişmezken, bu gerçeklerin bazıları ortak duyu ile de çatışmaz. Bu nedenle, aşağıdaki sorular tatmin edici bir şekilde cevaplanmadığı sürece, bu teorinin kötü bir teori olarak kabul edilmemesi gerektiğini ve bu kadar kötü bir teorinin neden desteklendiği sorusunun ortaya çıktığını söylüyorum.

  1. İsrailli Çalışanlar,
  1. Neden yanan İkiz Kuleler Olayını dikkat çekici bir şekilde kutladılar?
  2. Olay sonrası New York’un tam da merkezinde beyaz bir minibüste niçin kutlama yapıyorlardı?
  3. Korsan olduğu iddia edilen araçta Metal Kesicilerin ne işi vardı?
  4. Minibüste neden Patlayıcı kalıntıları bulunmuştu?
  5. Torbalarında niçin Nakit Para taşıyorlardı?
  6. İsrail Televizyon Görevlileri, 11 Eylül Saldırılarını belgelemek için mi oradaydı?
  1. Neden sanat öğrencileri gibi davranan İsrailli operatörler, 11 Eylül öncesinde açıkça Federal kolluk kuvvetleri memurlarının ve ABD askeri üslerinin ofislerini ve evlerini dava etmişlerdi?
  2. İsrailli bir şirket olan Odigo‘nun yetkilisi Micha Macover, halka neden, iki çalışanının, gerçekleşecek 11 Eylül saldırıları hakkında iki saat önceden bir uyarı aldığını duyurdu?
  3. İsrailli bir denizcilik şirketi (Zim) neden 11 Eylül’den önce Dünya Ticaret Merkezi’nin yeni bir yere taşınmak istendiğini halka açıkladı?
  4. İsrail Dışişleri Bakanlığı halka neden “12 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi kompleksi içinde ya da çevresinde olduğu bilinen yaklaşık 4.000 İsraillinin burada çalıştığını” duyurdu.
  5. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu neden 9/11 saldırısının İsrail için çok iyi olduğunu açık bir şekilde ilan etti?
  6. Donald Rumsfeld neden Mayıs 2001’de Dov Zakheim‘ı işe aldı ve 10 Eylül 2001’de 2.3 trilyon dolarlık Pentagon fonunun kaybolduğunu açıkladı?
  7. O sabah devam eden birçok askeri tatbikattan (yani savaş oyunlarından) sorumlu General Ralph Eberhart, İsrail’in emirlerine göre mi hareket etti?

Kutlama Yapan ve Fotoğraf Video Çeken Mossad Ajanları

Elias DavidsSon’un yazısı yukarıdaki kadar. Ancak bundan yaklaşık bir hafta önce Whitney Webb tarafından Mint Press News’te kısmen bu yazıdaki bazı hususlara temel olan ve aynı konuya temas eden bir başka yazı yayınlanmıştı. Bu yazının özeti ise şu şekildeydi:

FBI tarafından 7 Mayıs 2019’da; “11 Eylül sonrasında kutlama yapan İsraillilerden en az ikisinin Mossad Elemanı ve Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırılar hakkında önceden bilgi sahibi olduğu” konusunda yeni Fotoğraflar ve Bilgiler yayınlandı.

Saldırıların yapıldığı gün saat 08:46’da ilk uçağın Dünya Ticaret Merkezi’ne çarpmasından birkaç dakika sonra, sonradan İsrail uyruklu oldukları ortaya çıkan bes kişi Union City’deki Doric Apartman Kompleksi’nin otoparkına yerleşmişlerdi. Fotoğraf çeken ve saldırıları Filme alan bu kişiler kulelerin yıkılmasını “Çakmak Yakarak” kutluyorlardı. FBI tarafından görüşülen en az bir görgü tanığı, İsraillilerin minibüsünü otoparkta saat 08:00’de, yani saldırıdan 40 dakika önce görmüştü. Hikâye o dönemde ABD ana akım medyasında yer aldı ancak o zamandan sonra unutuldu.

Erkekler Sivan Kurzberg, Paul Kurzberg, Obed Ellner, Yaron Shimuel ve Omar Marmari, daha sonra kolluk kuvvetleri tarafından tutuklandı ve Urban Moving System (Kensel Taşıma Şirketi) elemanı ve iş tatilinde olduklarını ifade ettiler. Sivan Kurzberg, tutuklayan memura: “Biz İsrailliyiz, senin sorunun biz değiliz. Sizin sorunlarınız, bizim de sorunlarımız, sorun Filistinliler” diye söyledi. Yıllar boyunca bu hikâye, saldırıları belgeledikleri için kutlama yaptıkları ve saldırı hakkında önceden bilgi sahibi olmadıkları, yönünde değerlendirilmişti. Ancak FBI tarafından yeni yayınlanan bilgiler, beş İsraillinin çektikleri fotoğraflar saldırılar hakkında önceden bilgi sahibi olduklarını şiddetle gösteriyor. Fotoğrafların kopyaları, özel bir vatandaş tarafından yapılan FOIA talebi ile alınmıştır.

2002 yılında “Jewish (Yahudi) Daily Forward’a konuşan üst düzey Amerikalı bir istihbarat görevlisine göre, FBI soruşturmasında tutuklanan beş İsraillinin Mossad Gözetleme Görevi yürüttüklerini ve tutuklananlardan en az ikisinin isimlerinin CIA-FBI veri tabanında MOSSAD ile doğrudan bağlantısı olduğunu gösteriyordu. Adamlardan Paul Kurzberg ise ABD’ye gelmeden önce başka bir ülkede MOSSAD için çalışmıştı. Tutuklananlardan bir diğeri olan Obed Ellner, daha sonra İsrail televizyonunda “Beş İsrailli’nin Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıyı belgelemek için New York’ta bulunduğunu” belirtti.

Fotoğrafların FOIA (Bilgi Özgürlüğü Yasası) çerçevesinde yayınlanması önemli çünkü, FBI’ı denetleyen Adalet Bakanlığı’nın daha öncesi FOIA taleplerine verdiği cevaplarda “çekilen tüm fotoğrafların Ocak 2014’te tahrip edildiği” iddia edilmişti. Fotoğraflar İsraillilerin yüzlerinin görülmesini imkânsız hale getirilmek suretiyle yayınlansa da İsraillilerin gözle görülür derecede mutlu oldukları anlaşılmaktadır. Yayınlanan fotoğraflar Orijinal’den alınan kopyalar değil, orijinal fotoğrafların (siyah beyaz) fotokopilerinden alındığı görülmektedir. Ayrıca İsraillilerin elindeki kamerada bulunan 76 fotoğraftan sadece 14 tanesi yayınlandı. Kurzberg’in elinde Çakmak Yakan görüntüsü 5. Fotoğrafta görünmektedir ve 10 Eylül 2001 tarihine, yani saldırıdan önceki güne aittir. Diğer tüm fotoğraflarda ise sadece ay ve yıl gösterilmektedir. FOIA, tarihlerdeki tutarsızlık hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Bu durum, kameranın yanlış bir tarihle programlanması olarak açıklanabilirken, iki nedenden dolayı durum böyle görünmüyor. Birincisi: 14 resimden sadece ikisi bu tarihi taşıyor; İkincisi ise: Sınıflandırılmamış FBI Raporları, Sivan Kurzberg’in 10 Eylül 2001 günü öğleden sonra 3 civarında Doric Apartmanlarını ziyaret ettiğini açıkça belirten bir görgü tanığını işaret ediyor. Diğer bir ifade sahibi ise yabancı bir dilde konuşuyor ve kendisini Geçici İnşaat İşçisi olarak tanımlıyor. (Sınıflandırılmamış FBI Raporu, 61. Sayfa).

Ayrıca, FBI raporunda; “Tutuklanan beş İsrailliyi istihdam eden şirket Urban Moving System’e ait bir minibüsün 10 Eylül’de burada olduğu ve inşaat işçisini kompleksin dışına çıkarmak isteğini” belirtiyor. Konuşanların yabancı aksanları vardı. Bu nedenle 5, 7 ve 8 numaralı görüntülerin saldırılardan bir gün önce aynı komplekste alındığını gösteriyor, Kurzberg, 10 Eylül 2001 tarihli her iki görüntüde de görülüyor. Bu durum iki olasılığı, fotoğrafların saldırıdan önce ve saldırı sırasında alındığını gösteriyor. Kurzberg saldırıdan bir gün önce Çakmak Yakarak fotoğraf çekildi ve avukatı fotoğrafın içeriğini New York Times’a yanlış tanıttı. Fotoğrafın arka planı ve özellikle kulelerin durumu ayırt edilemediği için bunu belirlemek zor.

Ancak her iki olasılıkta da Kurzberg, Dünya Ticaret Merkezi’nin yanmasını saldırıların gerçekleşmesinden bir gün önce Simüle etmişti. FBI, Kurzberg’in tutuklandığı sırada Mossad Gözetleme Operasyonu’nda bulunduğu sonucuna varılmasıyla, İsrail İstihbaratının (MOSSAD) da saldırıları önceden bildiğine işaret edeceği sunucuna varmıştı.

FBI raporunun ilgili bölümünde: “Öncelikle İsrail vatandaşları Dünya Ticaret Merkezi’ndeki durumlarını kabul ettiler mi ve olay gerçekleşmeden önce ve bu beklenti ile mi filme almışlardı?” sorusunun cevabını empatik olarak belirlemediğini öne sürerek bunu bütünüyle reddetmişler ve “Yok, Hayır” demişlerdi.

Eğer 5. Ve 7. Görüntüler saldırıdan bir gün önce çekildiyse, FBI’ın resmen tutuklanan İsraillilerin saldırı hakkında önceden bilgisi olmadığına karar vermesine neden olay neydi? Haziran 2002 tarihli ABC News’te yayınlanan bir rapor, Bush yönetiminin soruşturmaya müdahale ettiğini ileri sürüyor. Bu rapor: “İsrail ve ABD Hükümet Yetkilileri bir anlaşma yaptılar. 71 gün sonra, beş İsrailli hapisten çıkarıldı, uçaklara bindirildi ve (İsrail’e) evlerine gönderildi.İsrail Hükümeti ile olayı örtbas etmek için yapılan bu anlaşma, ABD Başkanlık Yönetimi’nin İsrail adına yaptığı ilk şey değildi. Yönetimdeki üst görevlilerin müdahale ettiğine dair diğer bir kanıt, o zamanlar Başsavcı John Ashcroft’un tutuklananların serbest bırakılması için bizzat imza attığı gerçeğidir. 2005 yılında Lobici ve Danışman olarak özel sektöre geçtiğinde, İsrail Hükümeti Ashcroft’un ilk müşterilerinden biri oldu.

Soruşturma kayıtlarının imha edilmesi ile soruşturmanın resmî sonuçlarının toplanmadığı gerçeği arasında bir örtüşme olduğu görülüyor. İkinci olarak, FBI 24 Eylül 2001 tarihli bir dosyada resmen “İsraillilerin hiçbirinin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gizli istihbarat faaliyetleri ile aktif olarak meşgul olmadıklarını belirlediklerini” söylüyor. Ancak bu sonuç çelişkiliydi ve bir yıl sonra yetkililer ve İsrail hükümeti “beş İsraillinin gerçekten de ABD’de gizli istihbarat faaliyetlerinde bulunduğu” gerçeğini kabul etmişlerdi.

İlave olarak, fotoğrafların yeni FOIA sürümleri, “35 mm kamera içinde bulunan filmden alınan resimlerin hiçbirinin saldırıdan önce İkiz Kuleleri betimlemediği” şeklinde FBI tespitinin yanlış olduğu gösteriyor. Bu da son FOIA talebiyle yayınlanan görüntülerin neden yoğun bir şekilde düzenlendiğini ve arka plandaki detayların büyük ölçüde gizlenerek, fotoğrafların saldırı öncesi veya sırasında çekilip çekilmediğini belirlemeyi imkansız hale getirdiğini, açıklıyor.

Nakit Parayla Dolu Torbalar, Metal Kesiciler ve Patlayıcı Taşıyan Turistler

Kutlama yapan İsrailli fotoğrafları ve faaliyetlerinin ötesinde tutuklamayla ilgili diğer şüpheli durumları tekrar gözden geçirmekte yarar var. Sık sık atıfta bulunulan örneklerden biri, Obed Ellner’de ele geçirilen “belirli yerlerin vurgulandığı şehir haritalarının yanı sıra, 4700 dolar nakil bulunan bir torbanın” olması. Ayrıca, FBI’a göre, “İsraillilerin tutuklandığı minibüste tipik olarak bir nakliye şirketinin günlük işlerinde kullanılan ekipmanların bulunmadığı oldukça garipti ve minibüste patlayıcı kalıntısı bulundu”.

Sınıflandırılmamış FBI Raporunda Patlayıcı Kalıntıları

Minibüste şahıslarla birlikte, Eğitimli Bomba Koklayan Köpek tarafından da arama yapıldı. Araçtan örnekler alındı ve FBI laboratuvarına gönderildi. Nihai sonuçlar hala beklemede. FBI, toplam olarak 4 yasak patlayıcı madde örneğinin bulunduğunu raporladı: “Kumaş Örneği, Kontrol Cubuğu – SA (-) Eldivenleri, Kontrol Çubuğu ve Patlayıcı örnekleri bulunan Battaniye”. Ek olarak Minibüste bulunan bir VHS kaset ve fotoğraflar da Laboratuvara gönderildi.

FBI İsrailliler ve Minibüs konusunda normal olmayan bilgilere ulaşmıştı. “Şirket tesislerinin araştırması sonucunda, Meşru bir ticari faaliyet yürüttüğüne ilişkin çok az kanıt bulunduğunu” belirtmişti. Ayrıca şirkette, çalışanların sayısına göre alışılmadık derecede çok bilgisayar bulunduğu, Urban Moving System (Kentsel Taşıma Sistemleri) ve çalışmaları ile ilişkili çeşitli sahte isimler ve takma adlar belirlendi. FBI’ın şirket hakkındaki soruşturmaları yerel medyanın da ilgisini çekti ve daha sonra hem televizyon hem de yerel basında yer aldı. Urban Moving System’in eski bir çalışanı “Newark Division”da çalışanlar arasında yüksek oranda Amerikan karşıtı duyguların bulunması sonucu işten ayrıldığını bildirdi. Eski çalışan, bir İsrailli Urban çalışanının bir keresinde “bize 20 yıl verin, medyanızı ele geçirip ülkenizi yok edelim” dediğini belirtti. (FBI Raporu, Sayfa 37).

FBI, bir ay sonra Urban Moving System tesislerini yeniden aradı ve şirketin binasının ve tüm eşyalarının sahibi tarafından boşaltıldığını tespit etti. Görünüşe göre, çalışanlardan beşinin 11 Eylül sebebiyle 13 Eylül 2001’de tutuklanmasının ardından cezai soruşturmadan kaçmak için yapılmıştı. Şirketin Sahibi İsrail Vatandaşı Dominik Otto Suter, FBI tarafından sorgulandıktan iki gün sonra 14 Eylül 2001’de İsrail’e kaçtı. FBI, ABC News’e “Urban Moving’in bir İsrail İstahbarat Operasyonu için koruma sağladığını” söyledi. Şaşırtıcı olan, Suter 2016’dan bu yana Google, Microsoft gibi teknoloji üslerinin bulunduğu San Francisco Körfez Bölgesi’nde yaşıyor. Kamı Kayıt Veri Tabanına göre Suter, 2006 ve 2007’de ABD Ordusu ve diğer bazı ABD kurumları için çalışan bir telekomünikasyon şirketi olan Granit Telekomünikasyon için de çalıştı.

Urban Moving System’in yanı sıra, önceki soruşturma çerçevesinde bir başka taşıma şirketi olan Classic International Movers’ın tutuklanan İsraillilerle bağlantısının görülmesi de ilgi çekiciydi. FBI Miami Şubesi, 19 kişilik 11 Eylül saldırganından birinin Classic International Movers’ı kullandığı ve Eposta hesaplarıyla ilgili soruşturmalardan dolayı gözle görülür şekilde rahatsız olduklarını belirtmişti.

Kalabalık Bir Dans Pisti

Kutlama Yapan İsrailliler olayı 11 Eylül sonrasında uzun zaman bir hakaret olarak görülse de, genellikle göz ardı edilen şey saldırıların ardından yüzlerce İsrail vatandaşının tutuklandığı gerçeğidir.

Aralık 2001’e ait bir FOX News raporuna göre, 11 Eylül’ten sonra 60 İsrailli yakalandı veya gözaltına alındı, çoğu sınır dışı edildi ve 2001 yılında fedaral yetkililer tarafından toplan 140 İsrailli tutuklandı veya gözaltına alındı. FOX News Raporu, Kutlama Yapan İsraillileri de içiren bütün bu tutuklamaların “Devlet tesislerine nüfuz etmek için tasarlanmış organize bir (İsrail) İstihbarat Toplama Operasyonu” soruşturmasıyla ilgili olduğunu iddia etti.

Raporda ayrıca, tutuklananların çoğunun IDF’de (Israel Defense Forces: İrail Savunma Güçleri) hizmet etmenin yanı sıra “İstihbarat Uzmanı” olduğunu ve Telefon Dinleme konusunda uzmanlaşmış İsrail şirketleri için çalıştığını ekledi. Gözaltına alınanlardan bazıları ayrıca İsrail ordusunun aktif üyeleriydi ve “Kutlama Yapan İsrailliler de dahil olmak üzere tutuklananların birçoğu “ABD hükümetini izleyip izlemedikleri” sorulduğunda yalan testlerinde başarısız olmuşlardı.

Tutuklanan İsraillilerden Omar Marmari, Polisin “11 Eylül Saldırılarını Neden Olumlu Bir Gelişme Olarak Gördüğü” sorusuna şunları söylemişti:

İsrail, artık dünyanın bizi anlayacağını ümit ediyor. Amerikalılar saf ve Amerika’nın içine girilmesi kolaydır. Amerika’da çok fazla kontrol yok. Ve şimdi Amerika, ülkesine kimin girdiği konusunda daha sert olacak”.

Şimdi Başbakan Netanyahu 2001’de kaydedilen gizli bir konuşmasında; Marmari’nin iddilarını yeniledi ve şunları söyledi:

Amerika’nın ne olduğunu biliyorum. Amerika kolayca hareket ettirilebilecek bir şeydir. Doğru yöne taşındı… Yolumuza girmeyecekler, yolumuza giremezler… Amerikalıların yüzde 80’i bizi destekliyor.

11 Eylül Saldırılarının yapıldığı gün siyasi ofisinde olmayan Netanyahu, Dünya Ticaret Merkezi’ne yönelik saldırıları “Radikal İslam ile ilişkilendiren” bir basın toplantısı düzenledi. “9/11 saldırısının Amerika için bir dönüm noktası olacağını ve onları Pearl Harbour’daki 1941 saldırısıyla karşılaştırdığını” ifade etti.

1995 tarihli Terörle Mücadele kitabında Netanyahu: “Demokrasiler yerli ve uluslararası terörizmi nasıl yenebilir?” diye söyleyerek “İran bağlantılı militanların Dünya Ticaret Merkezi’nin bodrumunda nükleer bomba patlatacağını” belirtmişti.

Yıllar sonra 2008’de İsrailli Maariv Gazetesi Netanyahu’nun “11 Eylül Saldırıları İsrail’e büyük fayda sağladı. Bir şeyden faydalanıyoruz ki bu da İkiz Kulelere, Pentagon’a ve Irak’taki Amerikan mücadelesine yapılan saldırı” dediğini yazmıştı.

Aslında, 11 Eylül’ün Amerika Birleşik Devletleri’ni Ortadoğu’da yıkıcı bir çabaya yönelttiğini ve gerçekten İsrail’e fayda sağladığını söylemeye gerek yok. ABD’nin 11 Eylül’den sonraki “Ulus Oluşturma” gayretlerinin birçoğu, PNAC (Yeni Bir Amerikan Yüzyılı Yaratma Projesi” üyesi Neo-Con’ların siyaset belgesini özellikle yansıtıyor.

Bu belge, başka şeylerin yanı sıra, “Suriye’yi zayıflatmak, işgal etmek ve hatta geri almak” ve “Irak’ta Saddam Hüseyin iktidarını sona erdirmek” şeklindeki İsrail Stratejik Hedefi ile Yeni Ortadoğu’nun inşası çağırasında bulunuyor.

Yukarıdaki iki Renkli Tablo içinde yer alan ifadelerin hiçbirisi bize ait değildir, Bağımsız ABD Medyasında yazılmış yazılardır. Ortadoğu ve Türkiye’de günümüzde yaşanılan bazı olayların anlaşılabilmesi için Türkçe’ye çevirdik ve bilgilerinize sunduk.

XWhitney Webb, Şili merkezli bir Mint Press Haber gazetesidir. Global Research, EcoWatch, Ron Paul Enstitüsü ve 21st Century Wire gibi birçok bağımsız medya kuruluşuna katkıda bulundu. Çeşitli radyo ve televizyonlar yer aldı ve gazetecilikten ödün vermeyenlerin Serena Shim ödülüne layık görüldü.

Paylaş / Share