El Kaide ve Rus Gizli Servisi (SVR)

Afganistan’ın 1979 yılı sonunda Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine, 1984 yılında Dr Abdullah Azzam’ın öncülüğünde CIA ve ISI (Pakistan Gizli Servisi) tarafından kurulan Mektebu’l Hidamati’l Mücahidin El Arab yani Arap Mücahitlerine Yardım Bürosu, El Kaide’nin çekirdeği sayılır. Usame Bin Laden, bu dönemde örgütün lojistik ve militan sorumlusu ve Suudi Arabistan İstihbarat Servisi’nin Afganistan temsilcisiydi.

1989 yılında Afganistan işgali sona erip Sovyetler Birliği dağılınca, CIA Afgan Mücahitlerine olan desteğini çekti. Abdullah Azzam CIA tarafından öldürülünce, Usame Bin Laden de ABD çizgisinden koptu ve bugün El Kaide olarak bilinen örgütün temellerini attı. Önceleri yine CIA tarafından kurulmuş olan Taliban hareketinin desteğini aldı ve Mısırlı Eymen El Zevahiri de ikinci adam oldu. Bu yıllardan sonra El Kaide örgütü, Rus Gizli Servisi ile yakın ilişkiler içerisinde, Amerikan ve Batı hedeflerine karşı çok sayıda eylem gerçekleştirdi. Bu süreç içerisinde, CIA, MI-6 ve MOSSAD tarafından yapılan bazı büyük bombalama eylemleri de El Kaide’ye maledildi ve içlerinde Türkiye’nin de olduğu bazı NATO ülkeleri arasında güçlü bir ittifak kurulması sağlandı.

Usame Bin Laden’in ölümünden sonra El Kaide bugün, Eymen El Zevahiri’nin kontrolünde bulunuyor. Zevahiri, Mısır’da Müslüman Kardeşler’in ılımlı tavrına karşı çıkıp 1970’li yıllardan itibaren kendini gösteren Munazzamatu’l Cihad adlı örgütün liderlerindendi. Örgüt, hem ABD ve İsrail’e hem de CIA tarafından desteklenen Müslüman Kardeşler ve Mısır Hükümetlerine karşı mücadele etmesiyle tanındı. 1981’de Enver Sedat, Ağustos 1993’de İçişleri Bakanı Hasan Elfi, Kasım 1993’de Başbakan Atıf Sıdkı suikastlarının arkasında bu örgüt vardı. Zevahiri liderliğindeki örgütün bütün eylemleri Rusya’nın menfaatlerine hizmet etti.

Aynı şekilde, günümüzde tamamen Zevahiri tarafından yönlendirilen El Kaide örgütü de Rus Gizli Servisi’ne (SVR) hizmet ediyor. Bu çerçevede, son yıllarda Suriye’de El Kaide tarafından gerçekleştirilen bütün eylemler, Rusya’nın stratejik hedeflerini ve Esad hükümetinin elini güçlendiriyor. El Nusra tarafından gerçekleştirilen kanlı eylemler (bir zamanlar CIA’nın Taliban eylemlerini dünya kamuoyuna abartarak yansıttığı gibi) dünya ve Türk kamuoyuna anında servis ediliyor. Türkiye’de özellikle Rus Gizli Servisi tarafından desteklenen bazı medya kuruluşları da buna öncülük ediyor. Sonuçta, El Kaide’nin adeta kameralara poz verir gibi gerçekleştirdiği kanlı eylemler, Esad Hükümetinin masumiyetine delil olarak sunuluyor. Son olarak, Esad yönetimini zorlayan en önemli konu olan Kimyasal Saldırı da El Nusra’ya maledilmeye çalışılarak, Batı’nın kozu elinden alınıyor.

Katar ve Suudi Arabistan Gizli Servisleri, El Kaide gibi örgütleri özellikle destekleyip ön plana çıkartırken, kendi krallıklarını yıkacak İslamcı grupları da dolaylı olarak tasfiye etmiş oluyorlar.

Aslında yüzbinlerce Müslümanın ölümüne yol açan Büyük Ortadoğu isyanları ve savaşları, İstihbarat örgütlerinin psikolojik savaşında birçok yanlış algılara ve hedeflere yöneltiliyor. İslam için savaştıklarını zanneden İslamcı grupların mücahitleri, hangi ülkeye ve kime hizmet ettiklerini bile bilmeden şehit olduklarına inanıyorlar.

Bu dönemde ise Türkiye, hem ağır bir mülteci sorunuyla karşı karşıya kalıyor, hem de sanki bu radikal örgütlerin ve ellerindeki silahların tek sorumlusu gibi gösterilerek NATO’nun planlarına kurban ediliyor. Kısacası El Kaide eylemlerinden günümüzde en büyük çıkar sağlayanlar Rusya, Suriye, İran ittifakı ile Suud ve Körfez krallıkları.