Kadın Hakları

Aslen Bağdatlı ve aynı zamanda şair olan İslam bilgini Cemil Sıdkı Zehavi (1867-1936),  ilk yazdığı kadın şiirinde şunları söylüyordu :

«Kadın bir değil, birçok yüzden mazlumdur. Bir kere şu yüzden mazlumdur ki; boşama yalnız erkeğin elindedir. Nikah için kadının rızası aranıyor da, boşanırken neden onun görüşü sorulmuyor, bilemiyorum? Diğer yönden yine mazlumdur ki; erkek kardeşinin aldığı mirasın ancak yarısını alıyor. Daha sonra yine mazlumdur ki; kocası kendi üzerine üç karı daha alabildiği halde o başka bir koca ile evlenemiyor. Mazlumdur ki; yaşadığı sürece hava almasına, erkeklerle bir yerde bulunup hayat okulunda öğrenilecek gerçekleri görmesine engel olan bir örtü altında bulunuyor. Yalnız o kadar mı? Sadece dünyada değil, ahirette de böyle. Çünkü erkek orada yetmişten, yetmiş bine kadar huri kızlarına sahip olacakken, o yine kocası ile kalacak…»[1]

Zehavi 1933 yılında yayınlanan Risale adlı eserinde yine İslam kadını hakkında şu görüşlere yer veriyordu :

«Yıllarca bekledikten sonra, isyan edip perdeyi yıktı. Tarih ona (kadına) zulüm edenlerden hesap soracak. Hürriyet istedi, fakat cevap alamadı. Ümidini kesince peçeyi kendi eliyle parçaladı. Önünde şerefli geniş bir alan gördü. Hayat bu zamanda inkılap ister. Dinin dış kabuğunu değil özünü al. Peçeyi Kitab’a (Kuran’a) bağlıyorlar, keşke Kitab’ı okusalar. Taassup, gözün gerçeği görmesine engel olur.»[2]

Bunlar, Hz Peygamber döneminin Şeriatını, yani Arap İslam Hukuku’nu, bütün Müslüman toplumlara ve çağlara uygulama çabasının sonucudur. Kadının hiçbir hak sahibi olmadığı bir dönemde Kuran’ın getirdiği uygulamalar bir devrimdi. Ancak Müslümanların zamanla bunu geliştirmeleri ve adaleti yaygınlaştırmaları gerekirdi.

KAYNAK: Dr Abdullah Manaz, Siyasal İslamcılık II, Türkiye’de Siyasal İslamcılık, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 1. Baskı, Ocak – 2008, İstanbul, sh.517.


[1] İslam Dünyasında Fikir Hareketleri, Dr Abdullah Manaz, s. 91.

[2] İslam Dünyasında Fikir Hareketleri, Dr Abdullah Manaz, s. 91.