Kaşıkçı Cinayeti ve Ortadoğu Fiyaskosu

Suudi Arabistan vatandaşı gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti, stratejik bir hedef için planlanmış özel bir eylem. Bu planın arkasında bölgesel bir istihbarat koalisyonu yer alıyor. Ancak faillerin kibir ve yeteneksizliği sebebiyle işler tam tersine döndü ve şimdi başlarını ağrıtıyor.

Bilindiği gibi, Arap Baharı projesinin arkasından ABD, İsrail ve Arap Koalisyonu tarafından oluşturulan bir ittifak var. Bu ittifak, Tunus’ta Raşid Gannuşi, Mısır’da Muhammed Mursi ve Türkiye’de Tayyip Erdoğan gibi liderleri tasfiye ederek Fas’tan İran’a kadar işbirlikçi liderleri iş başına getirmeyi amaçlıyordu. Fas Kralı baştan teslim oldu ve sessizliğe büründü. Libya’da Kaddafi öldürüldü ve ülke petrol kaynaklarının durumuna göre fiilen üçe bölündü. Tunus’ta Gannuşi’nin tek başına iktidara gelmesi önlendi ve bir Koalisyon kuruldu. Mısır’da Mursi ve Müslüman Kardeşler iktidarı -Rusya’nın da desteklediği- Sisi askeri darbesiyle devrildi.

Büyük Ortadoğu projesi Suriye ve Irak’ta tıkandı ancak bu bölgelerde kaosa sürüklendi. Suriye ve Irak, iç savaş ve Daiş planı ile uzun süredir belirsizliğe sürüklendi. Siyaset o kadar parçalandı ki Irak’ta aylardır hükümet kurulamıyor. Aynı durum, Hizbullah’ı hükümetten uzak tutmak istedikleri için Lübnan’da da yaşanıyor ve yine aylardır geçici bir hükümetle idare ediliyor.

Büyük Ortadoğu projesinin son iki hedef ülkesi Türkiye ve İran’dı. İran, son siyasi ve ekonomik ambargolar ile kuşatma altına alınmış durumda. Batı ve Arap Koalisyonu’nun 1980’li yıllarda başlayan yeni Ortadoğu yapılanmasında, üzerindeki bütün oyunları bozan tek ülke Türkiye oldu. Ülkeyi siyasi ve askeri olarak teslim almayı hedefleyen FETÖ, son askeri darbe girişimine rağmen başarısızlığa uğratıldı. Türkiye, Irak, Suriye ve İran’da kurulması hedeflenen Kürt Federatif Devleti planının taşaronu PKK Terör örgütü hem yurt içinde, hem de yurt dışında büyük bir hezimete mahkum edildi.

Bu başarısızlıklara rağmen ABD, İsrail ve Arap Koalisyonu yeni planlar kurmaya devam etti. Türkiye ile Ortadoğu arasına örülmek istenen Kürt Duvarı, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonları ile yıkıldı. Daiş Terör Örgütü, Türkiye sınırlarından temizlendi.

ARAMCO Koalisyonu’nun temel hedefleri şunlardı:

  • Türkiye’nin Ortadoğu ve İslam Dünyasındaki liderliğini sona erdirmek. Yeni lider olarak Suudi Arabistan’ı ön plana çıkarmak.
  • Suudi Arabistan’ın petrol fiyatlarını indirerek Rusya ve İran’ın ekonomik büyümesini engellemek.
  • Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve diğer küçük Arap işbirlikçiler ile bölgesel bir askeri güç oluşturmak.
  • İsrail’in kanunsuz işgal ve eylemlerini meşrulaştırmak ve Ortadoğu siyasetini normalleştirmek. Gazze’yi ortadan kaldırmak ve Batı Şeria’yı Ürdün ile paylaşmak.
  • Arap sermayesi ile Koalisyonu silahlandırmak ve ABD Savunma Sanayisini gerileme ve çöküşten kurtarmak.

Bu ve benzeri hedefleri gerçekleştirmek için bölgedeki tek engel Türkiye. İşte Kaşıkçı Cinayeti, böyle bir siyasi ve askeri plana destek olması için planlanmıştı. Üzerine yıkılacak bir Cinayet veya Kaybolma Senaryosu ile Türkiye’nin bölgedeki ve Arap dünyasındaki itibarı zedelenecekti. En önemlisi, diktatörlükle yönetilen Arap ülkelerinin muhaliflerine gözdağı verilecek ve ARAMCO Koalisyonu güçlendirilecekti.

Cinayet planında İsrail Gizli Servisi MOSSAD’ın önemli bir rolü vardı. Siber istihbarat için 2010 yılında kurulan NSO isimli İsrailli şirket, Kaşıkçı’nın Whatsapp üzerinden yaptığı bütün görüşme ve yazışmaları takip ediyordu. Nitekim, Kanada’da yaşayan Suudi muhalif aktivist Ömer Abdulaziz, Kaşıkçı ile yaptığı yazışmaları takip ettiği ve bilgilerin Associated Press’in eline geçtiği gerekçesiyle NSO hakkında TelAviv’de dava açmıştı. Abdulaziz ve Kaşıkçı, Whatsapp üzerinden Prens Salman’ı sert bir şekilde eleştiren görüşmeler yapmışlardı. (Sputnik, 3 Aralık 2018)

Ancak bildiğimiz gibi işler tersine döndü. Kibirli ve Cahil Suudi istihbaratçıları, kendilerine rehberlik eden İşkenceci CIA Başkanı’nın talimatlarını tam olarak yerine getiremediler. Bir bakıma Kaşıkçı’nın Türk nişanlısı belki de hiç düşünülmemişti. Sonuç hepimizin izlediği şekilde gerçekleşti.

Netice olarak şunu söyleyelim ki, aslında basit bir cinayet gibi görülen Cemal Kaşıkçı olayı, aslında neredeyse 40 yıldır bölgede uygulanmaya çalışılan Büyük Ortadoğu projesinin yüzlerce eyleminden bir tanesi. ABD, Suudi krallığını Büyük Ortadoğu yönetimini üstlenecek şekilde yönlendirmeye çalışıyor. Bu yüzden Prens Salman, bir yandan Lübnan’da kurulacak hükümete karışıyor, diğer yandan Yemen’de Husilere karşı Arap koalisyonunu yönetiyor, aynı anda Sisi’ye yardımlarını sürdürüyor, Cezayir’de girişimlerde bulunuyor, Tunus’ta Gannuşi’yi devre dışı bırakmaya çalışıyor.

Bu tür eylemler ve planlar devam edecek, biz de Türkiye ve Türkler olarak yüzlerce yıldır olduğu gibi Emperyalizm ve Haçlı Zihniyeti ile birlikte bu işbirlikçi Vehhabilerle mücadele edeceğiz.