Türkiye Obama Savaşı!

1989’da Sovyetler Birliği’nin yıkılmasını takiben ABD’nin en önemli hedefi Ortadoğu’ya hâkim olmaktı. Bu tarihlerden itibaren, yakın müttefikleri İngiltere ve İsrail ile birlikte bölgeye yerleşmek için işgale kadar uzanan birçok yollar denedi. Irak işgalinin büyük bir hezimetle sonuçlanmasının ardından bu kez bölgeye savaşan askerini getirmeden yeni oyunlara girişti.

ABD 1990’lı yıllardan itibaren PKK Terör Örgütü’nü gizliden gizliye destekledi ancak bölgedeki Türk Komutanlar ve Türk Silahlı Kuvvetleri bu yardımları yakından biliyordu. Irak’ı işgal planları yaparken, Türkiye’nin imkânlarını ve topraklarını kullanmak isterken, Türk Ordusu’nun Irak’a girmesine hep karşı çıktı. ABD, ileride Suriye, Irak ve İran topraklarında Terör Örgütü’nü kullanmak için PKK’nın bu bölgelerde güç yitirmesine hep engel oldu. Irak işgalini takiben yaptığı ilk iş PKK Terör Örgütü’nü göstermelik olarak ikiye bölerek bir kısmını Sincar bölgesine yerleştirmek oldu.

ABD tarihi boyunca kendi başına girdiği bütün savaşları kaybetmiş, dünya kamuoyunu aldatarak arkasına aldığı operasyonlarda ancak bir başarı sağlayabilmişti. Körfez savaşlarında bu yüzden kısmen başarı sağlayan ABD, Irak yenilgisinin ardından yeniden dünya kamuoyunun desteğine soyundu. Bu amaçla İngiltere ve İsrail ile öyle bir korku yaratmalıydı ki bütün Dünya onu desteklesin. İşte tam da bu düşünceyle DAİŞ (İŞİD) Terör Örgütü’nü kurdu. Şimdi Trump ekibinde yer alan birçok eski asker ve istihbaratçı, İŞİD’in kuruluşunda ABD’nin önemli bir payı olduğunu ifade etmişlerdi.

Türkiye 2009 yılından itibaren ABD’ye ve Büyük Ortadoğu planlarına dur demeye başladı. Bu yüzden ABD, Türkiye yönetiminden kurtulmak ve kendisine hizmet edecek bir ekibi iş başına getirmek için yeni planlar kurmaya başladı. 15 Temmuz Darbe Girişimi, işte bu planların en sonuncusu oldu ve en büyük hezimete bu noktada uğradı. Obama ekibinin Hillary ile aynı yolu takip etmesi beklenirken, Trump’un kazanması bütün planlarını altüst etti. Trump’un özellikle vurguladığı bir husus, “ABD’nin bugüne kadar Ortadoğu’ya harcadığı 6 trilyon dolar ile bu ülkeyi iki kez yeniden kurardık” ifadesiydi.

Şu anda Obama ve Ekibi büyük bir telaş içerisinde. Görevi devretmeden önce son yapabilecekleri oyunları tamamlamaya uğraşıyorlar. Obama yönetiminin Türkiye’ye yönelik başlıca yeni ihanetlerini kısa başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz:

  • Türkiye’nin Fırat Operasyonu’nu başarısız kılmak için PKK & PYD Terör Örgütünü silahlandırmayı sürdürüyor. Menbiç’te bulunan PKK üyelerini doğuya göndermek yerine, Fırat Operasyonu kuvvetlerinin üzerine saldırtıyor. ElBab’ın alınmasını önlemek için, kuzeyden batıya doğru PKK’yı sürmek suretiyle Fırat güçlerini zayıflatmayı ve ikiye bölmeyi amaçlıyor.
  • PKK ile birlikte DAİŞ’i de yöneten ABD, Türk ordusunun baskısıyla düzenlediği Hava operasyonlarını bile dürüstçe gerçekleştirmiyor ve İŞİD’e ancak birkaç militanlık zayiatlar verdiriyor. Haberleşme konusundaki teknolojik gücü ile DAİŞ yönetimini de (Aynen Feto hainlerinin PKK Terör Örgütüne yaptığı gibi) sürekli bilgilendiriyor. Özgür Suriye Ordusu çarpışarak İŞİD işgalindeki alanları ele geçirirken, DAİŞ, PKK & PYD’nin genişleyeceği büyük alanlardan –sanki gizli bir emir almışçasına- birkaç saat içinde çekiliveriyor.
  • ABD ve İngiltere’de Büyük Ortadoğu hizmetkârı uluslararası haber ajansları ve gazeteler sürekli Türkiye aleyhinde haber ve yorumlar yapıyorlar. Önceleri Türkiye’yi sürekli İŞİD destekçisi olarak gösteren bu çevreler, Fırat Operasyonu sonrasında yeni yalan senaryolar üretmeye devam ediyorlar.
  • Ortadoğu krizi sonrası Türkiye ve Batı’ya yönelen Mülteci akını özellikle iki ülkeyi çok zor duruma düşürmüştü. Obama yönetimi, Türkiye’ye yönelik terör tehdidine karşı kör ve sağırı oynarken, Mültecilerin Batı’ya geçişini önlemek için bir anda NATO deniz güçlerini harekete geçirmişti. Şimdi ise, Türkiye’ye karşı güçlendirmek amacıyla Yunanistan ve Almanya’yı ziyaret ediyor ve ABD’nin siyasi ve ekonomik yardımda bulunacağını vaat ediyor. Bu arada, “Batı’yı mülteci akınına karşı korunmalı bir hale getirdiklerini” de özellikle vurguluyor.
  • Rusya’ya Suriye, Ukrayna ve Kırım konusunda rüşvetler sunan, İran ile Nükleer anlaşma yaparak rahatlatan ABD’nin bu ülkelere yönelik oyalama taktikleri de sona ermiş durumda. Şimdi hem Rusya, hem de İran ABD’nin zaten bildikleri ikiyüzlü politikalarını açıkça ifade ediyorlar. Irak’ta İŞİD’e karşı göstermelik Hava operasyonları ile Irak Hükümetini elinde tutan ABD, kendisinin onca askeri varlığına ve Terör örgütlerinin bölgede cirit atmasına karşı Türkiye’nin Başika’daki Barış gücünü tehdit olarak göstermeyi sürdürüyor.

Kısaca ifade etmek gerekirse, Ortadoğu’daki savaşta Rusya ve İran ile güven tazeleyen Türkiye aslında Obama Yönetimi ile savaşıyor. Ancak bu savaşın da bitmesine çok az kaldı.