Mandela, Batı, Kürtler ve Türkiye

GüneyAfrikaGüney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela 5 Aralık 2013’te öldü. İngiliz kültürünün hâkim olduğu ABD, Batı ve Arap ülkelerinde binlerce kişi bugün Mandela’yı anıyor. Birçok ülkede yas ilan edildi ve bayraklar yarıya indirildi. Dünya liderlerinin neredeyse tümü bugün Yuhannesburg’ta. Türkiye ise bu olaydan neredeyse tümüyle habersiz. Bununla birlikte, Mandela’ya başsağlığı dileyen önemli bir isim var: Teröristbaşı Abdullah Öcalan.

 Nereden tanışırlar derseniz, açıklayalım.

Güney Afrika, 1650 yıllarından itibaren önemli bir Batı sömürgesiydi. Fransa, Almanya ve İngiltere, Güney Afrika’nın zengin altın ve elmas yatakları ile yeraltı kaynakları için yıllarca birbirleriyle savaştılar. 1800’lü yıllardan sonra İngiltere ülkeye tamamen egemen oldu. Güney Afrika, İngiliz valiler tarafından yönetilmeye başlandı.

İkinci Dünya Savaşından sonra, Ortadoğu ve Asya’yı terketmek zorunda kalan İngiltere, Afrika sömürgelerindeki baskıyı daha da artırdı.  1948’den sonra Güney Afrika’da başlayan İngiliz Irkçı yönetimi, Apartheid Dönemi olarak tarihe geçti.

  • Yüzyıllardan beri, Güney Afrika’da Beyazlar Efendi, Afrika toplumları ise tam bir Köle idiler.
  • İngiltere yanlısı hükümet, Güney Afrika’yı farklı etnik gruplara göre birçok ayrı eyaletlere bölmeye çalıştı.
  • Toplum, Siyah, Beyaz, Yerli ve Renkli olarak dört ayrı şekilde sınıflandırıldı.
  • Beyazlar ile diğer halkların birebiriyle evlenmesi yasaklandı.
  • 1960, 1970 ve 1980’li yıllarda “Yeniden Yerleştirme” politikası çerçevesinde insanlar kendileri için belirlenen topraklara taşınmaya zorlandı. Milyonlarca insan bu yüzden göç etmek zorunda kaldı.
  • Afrika halkı, birçok hukuki haklardan, eğitim hakkından ve mülk sahibi olma hakkından mahrumdu.
  • Hatta İngilizce programlar Afrika dilleri için bir tehdit olarak görüldüğü için 1976 yılına kadar ülkeye televizyon bile sokulmamıştı.
  • Her yıl, 500 bin civarında kadın tecavüze uğradı ve halen 6 milyon AIDS hastası var.
  • 1980’li yıllara kadar İsrail, gelişmiş ülkeler arasında Güney Afrika’nın en yakın müttefikiydi.
  • Bunlar, günümüz araştırmacıları tarafından, Batının Irkçı ideolojisiyle birlikte bir Hristiyan Milliyetçiliği olarak görüldü.
  • Nelson Mandela, 1942 yılında Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra ırkçı yönetime karşı mücadele etmeye başlamıştı. 1960’lı yıllardan sonra Afrika Milli Kongresi’ne bağlı silahlı gruplar kurdu. 1962 yılında yakalandı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

1990’lı yıllar, dünyada yeni bir dönem başlamıştı. Sovyetler Birliği çökmüş ve İki Almanya birleşmişti. İsveç Başbakanı Olaf Palme “Apartheid reforme edilemez, ancak yok edilebilir” diyordu. Güney Afrika’yı kaybedeceğini gören İngiltere, yeni bir politika benimsedi. 1990 yılında Nelson Mandela, Devlet Başkanı Klerk tarafından şartsız olarak serbest bırakıldı ve birkaç yıl sonra demokratik seçimler yapılarak yönetim Afrika halkı ile paylaşıldı. Mandela barış kahramanı olarak ilan edildi.

Obama şu anda televizyonda, 2008’e kadar ABD’nin terörist listesinde olan Mandela hakkında konuşma yapıyor.  Batı ülkeleri bugün, Mandela için timsah gözyaşları döküyorlar. Spectator yazarı Rod Liddle -Mandela için yayını kestiği için eleştirilen BBC hakkında yazarken- bunu şöyle ifade ediyor köşesinde: “Tanrı aşkına 5 dakikalık lanet bir ara veremez misin BBC? Zavallı adamcağız, son dönem sömürgeci beyazların “kendini kamçılayan iyi insan görünümlü” bütün günahlarını üstlenmek zorunda kalacak.

Sonradan pişman oldu ama Mandela 1990’da kendisine verilen Uluslararası Atatürk ödülünü reddetmişti. Hâlbuki Atatürk, sadece Türklerin değil, bütün İslam dünyasının ve sömürgelerin kaderini değiştirmişti.

O dönemde, Mandela’nın Kürtler için bu ödülü reddettiğini söylediler. Eğer öyleyse, onlara şunları söylemek gerekir.

Türklerin tarihinde ırkçılık yoktur. Biz hiç kimsenin dinine, diline karışmadık, yönettiğimiz toprakların zenginliklerini sömürmedik. Güney Afrikalılara, Amerikan yerlilerine veya siyahlara yapılan vahşeti biz yapmadık. Biz Kürtlerle arkadaş olduk, akraba olduk, bir olduk. Bu yüzden ayrılıkçılığa karşıyız, ayrılıkçılara da karşıyız. Bizi kendileri gibi görmesinler. Çocuk katilleri de Mandela’ya özenmesin.

Paylaş / Share