İslam Devleti Önlenebilir mi?

Irak Suriye İslam Devleti, artık bütün dünyanın hedefi haline geldi. Herkes bu yangına kömür atmışken, şimdi söndürmeye uğraşıyor. Bütün ülkelerin kafasında tek bir seçenek var: Askeri Müdahale. Mevcut yangını söndürelim derken, ateş bütün dünyaya sıçrayacak!

İslam Devleti, temel olarak bir fikir hareketidir. Kaynağı İslam dininin anlaşılma biçimidir. Dinin anlaşılma biçimi değişmediği sürece, İslam Devleti fikri engellenemez.

Bundan yaklaşık bir asır önce, dünyada Siyasal ve Radikal İslam düşüncesi bu kadar yaygın değildi. İslam ülkelerindeki eğitimli insan sayısı oldukça azdı. Matbaanın bulunması ve baskı yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte Din ilimlerine duyulan ilgi arttı. Din kitapları, en çok basılan ve okunan yazılı kaynaklar oldular.

İslam Devleti fikri, geleneksel İslam anlayışının özünde vardı ve özellikle 1000’li yıllardan sonra sadece sembolik bir anlam taşıyordu. İslam tarihinde Hilafet Devleti düşüncesine ilk karşı çıkan Mustafa Kemal Atatürk oldu. Adalet Bakanı Seyyid Bey, 3 Mart 1924 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Hilafetin Mahiyeti Şeriyesi” (Hilafetin Dinsel Anlamı) isimli bir konuşma yaptı ve Hilafet kaldırıldı. Atatürk, Müslüman Türklerin modernleşmesi için dinsel alanda birçok reformlar gerçekleştirdi. Kuran’ı Türkçeye çevirtti, Kuran’ın bilimsel bir Tefsirini hazırlattı, Hz Peygamberin sağlam hadislerini Türkçeye çevirtti ve daha birçok projeler gerçekleştirdi. Atatürk’ün modernleşme çabaları, Afganistan ve Pakistan’dan Mısır ve Tunus’a kadar bütün İslam dünyasını kısmen etkiledi.

1950’li yılları takiben NATO’nun kuruluşu ve VARŞOVA ile soğuk savaşın başlaması, İslam dünyasındaki din anlayışını derinden etkiledi. NATO, Müslümanları Komünizm ile savaşmak için hazırlarken, bazı Müslümanlar da hem Komünizme hem de Kapitalizme karşı İslam Devleti fikrini geliştirdiler. Din anlayışı, inanç çerçevesini aşarak bir ideoloji haline geldi. Hilafet düşüncesi, bir anda Dinsel Liderlik fikrine dönüştü.

İslam toplumunu Ilımlı İslam, Siyasal İslam veya Radikal İslam diye sınıflandırmak aslında çok anlamsızdır. Ilımlı İslam’ın biraz eğitimli olanları Cemaatleri, Cemaatlerin iyi eğitimli olanları Siyasal İslamcıları, Siyasal İslamcıların eğitimsiz olanları ise Radikal İslamcıları meydana getirir. İslam anlayışının bu farklı biçimleri bir piramitin farklı kademelerine benzer. Zirvedeki radikalizm tabandaki geniş kitleye dayanır.

Siyasal ve Radikal İslamın bir tehdit olmaktan çıkması için en önemli öncelik Modern İslam Düşüncesinin yaygınlaşmasıdır. Ne yazık ki şu anda İslam Dünyasında, Modern İslam Düşüncesi yolunda hiçbir ülke kalmamıştır. Dolayısıyla, bu genel din anlayışı, gelecekte Siyasal İslam ve Radikal İslamı önleme yerine daha da güçlendirecektir.

Kısacası, en gelişmiş teknolojileri üreten insanlık ister Hıristiyan, ister Yahudi isterse Müslüman olsun ortaçağın din ve mezhep savaşlarını yeniden diriltmiştir. Bizler daha modern bir dünyada, Tek Tanrı Tek Din anlayışı içerisinde dünya barışını tartışmak yerine, özgürlük adına birlik fikrini değil ayrılıkları körüklüyoruz. Aynı dinin içerisinde mezhepler, aynı mezhebin içerisinde cemaatler ve tarikatlar birbiriyle öldüresiye savaşıyor.

Akıl ve Bilim temeline dayanan Sağlam ve Huzurlu bir Din Anlayışı en önemli önceliğimiz olmalıdır.

Paylaş / Share