Fetö’nün Kerameti Yetmedi!

Donald Trump’un ABD Başkanı seçilmesiyle, Fetö Terör Örgütü büyük bir darbe daha yedi. Türkiye’den himmetlerle topladığı milyonlarca doları, Hillary Clinton’a yatıran ve Obama bürokrasisine rüşvet veren Fetö’nün korunma ve barınma umudu da sona erdi.

Muhtemelen ABD Savunma Bakanı olacağını düşündüğüm Emekli İstihbaratçı General Michael Flynn, seçim sonrasında yaptığı açıklamada ABD’nin Fetö’yü barındırmayacağını açıkça ilan etti.

Eminim ki, taraftarları Fetö’nün dua ve kerameti ile Hillary’nin kazanacağından ve kendilerini koruyacağından emindiler. Fetö, aynen Türkiye Cumhurbaşkanı ve yönetimine çirkin beddualar yaptığı gibi, aynı hararetle Hillary için de büyük dualar etti. Ancak, bir Din Sahtekârı ve Vatan Haini olarak taraftarlarını yine yanılttı. Artık hangi umutlarla inananlarını bir arada tutacak, dua ve kerametleri ne kadar inandırıcı olacak?

ABD Seçimleri, şu gerçeği bir kez daha ortaya koydu. Toplum bilgiye eriştikçe, Elitlerin ve Mutlu Azınlıkların yanlışlarını daha iyi görmeye başladı. Kendilerinin toplumu yönetmek ve yönlendirmek için doğduklarına, düşünce ve kanaatlerinin en iyisi ve en doğrusu olduğuna inanan Elitler toplumdan uzaklaştıkça daha da bencilleştiler. Toplumun değer ve hedeflerini önemsemeden, kendi doğrularının ve inançlarının peşine düştüler. Karşı inanç ve fikirleri cahillik, aptallık ve gerilik olarak tanımladılar. Hâlbuki her insanın sosyal ve ekonomik şartlarına göre belirli eğitim imkânları vardı ve bunlara erişebildiler, kendilerini buna göre geliştirdiler. Bir insan ne kadar eğitimli ve bilgili olsa da, Doğru Akıl ve Ahlak sahibi olması farklı bir konudur. İyilik, doğruluk ve güzellik değerleri her insanda doğuştan vardır. Dünyayı felakete sürükleyen Kesin İnançlıların önemli bir bölümü de eğitimlilerdir.

Farabi’nin Faziletli Şehir (Medinetu’l Fazıla) teorisindeki yöneticiler Filozoflardır. Filozof, bir doğruya bilgiden ziyade önce Akıl ve Muhakeme yoluyla ulaşır. Medeniyet ve Bilgi kaynakları bugün bu kadar gelişmişken bundan yüzlerce yıl önceki filozofların fikir ve teorileri bu yüzden ölümsüzdür. Ziya Gökalp ve Atatürk, köylerimizdeki Öğretmen ve Din Görevlisi ile birlikte herhangi bir eğitimi olmayan Feraset sahibi toplum liderlerini birleştirmeye çalışmıştır.

İnsanın temel karakteri ve duyguları aynıdır. Önemli olan duyguların yani nefsin Akıl ve Muhakeme ile kontrolü ve dengelenmesidir. Bilgi, Akıl ve Muhakeme gücünü güçlendirdiği gibi aynı ölçüde ve belki de daha fazla Nefis ve Bencillik kimliğini de güçlendirir. Ve ne yazık ki, insanda Nefis ve Duygular, Akıl ve Muhakeme’den daha güçlüdür. Akıl ve Muhakeme’nin sınırları ve kuralları vardır, Nefis ve Duyguların ise sınırları ve kuralları yoktur. Bu yüzden, ne kadar eğitimli olursa olsun, ölene kadar insanın iç mücadelesi hiç bitmez.

Fetö’den daha eğitimli binlerce insanın, sadece Nefis ve Duygular ile Kesin İnançlı olmalarının temel nedeni budur. Bilgi sadece malzemedir, onu çözümleyecek, işleyecek ve sonuca varacak olan İnsanı diğer varlıklardan ayıran Akıl gücüdür.

Akıl inancı sorgulamadıkça ne ölçüde Doğru olduğu bilinemez.

Paylaş / Share