David Koridoru ve Eretz İsrail Planı’nda Son Durum

Bu konularda yıllardan beri yazılar yazıyor, haritalarla ve olayların arka planına ilişkin özel belgelerle kamuoyunu ve devleti yönetenleri bilgilendirmeye çalışıyorum.

Son yüzyıl Dünya tarihini ve stratejilerini bilmeden bunların anlaşılması zor. 1850’lerde Petrolün bulunmasıyla kurgulanan ve o yıllarda Dünyanın en büyük petrol kaynaklarının bulunduğu Ortadoğu’ya ve Ortadoğu’nun Akdeniz’e ve Batı’ya açılan kapısına egemen olmak için yapılan savaşlar ve planlar yüzlerce cilt oluşturur. Daha önceleri Hindistan’a kadar uzanan Doğu zenginliğini yağmalamak için yapılan Din gerekçeli Haçlı Savaşları da hepimizin bildiği hususlar. Batı – Doğu arasındaki en stratejik bölgeye yerleşen Türklerin asırlardır karşılaştığı sorunların da en temel sebepleri de bunlar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde kurgulanan Büyük Kürdistan, Büyük Ermenistan ve bu ikisini de içine alan Büyük Siyonistan projeleri bunlarla doğrudan ilgiliydi. İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş Dönemi sonunda 1979 İran Devrimi, Sovyetlerin Yıkılması, Büyük Almanya Avrupasının temellenmesi gibi süreçler de aynı tarihsel hedeflerin yeni projelerle devam ettiğini gösterdi.

Amerika Birleşik Devletleri, adeta Batı’nın bütün Emperyalist planlarını birleştirip öncülük ederek Büyük Ortadoğu planını devreye soktu. Cebelitarık’tan Afganistan’a uzanan Büyük Ortadoğu coğrafyası kaos, çatışma ve işgal alanlarına dönüştü. Soğuk Savaş’ta Komünizme karşı ABD ve Batının en büyük müttefikleri olan Müslümanlar, Komünizmin çöküşü ile birlikte Yeni Kurgularla Yeni Düşmanlar oldular. Taliban, ElKaide, Daiş ve daha niceleri yeni işgallerin ve ABD & Batı Emperyalist Genişlemesi’nin gerekçeleri haline geldi. Yeni Egemenlik Sahası, İslam Dünyası olunca ya kendileri adına içeriden bu ülkeleri yönetecek İşbirlikçi Krallar, Şeyhler, Diktatörler seçildi, ya Fetö gibi ilgili ülkenin din ve kültür kimliğine uygun Yumuşak Devrimler planlandı, ya da Daiş gibi -kendilerine karşı çıkacak Müslüman gruplara karşı savaşacak- Stüdyo Kurgusu gruplar oluşturuldu veya PKK gibi Etnik potansiyeli olan PKK & YPG gibi terör örgütleri isimleri değiştirilerek Batı’nın emrinde Demokratik Güçler haline geldi.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan planları zaten Büyük Siyonistan planının alt projeleriydi. Obed Yinon Planıyla Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır, Irak bütün Arap ülkeleri zaten ekonomisi çökmüş ve istikrarsız hale getirilmişti. Arap Baharı sürecinde Büyük Siyonistan planının kilitlendiği Suriye engelini aşmak için de aynı ittifaklar devreye sokuldu.

Büyük Siyonistan’ın büyük hedefi David Krallığı idi.

OrtaDoğu ile Akdeniz ve Batı arasındaki Kara Koridoru hakimiyeti için yeniden hortlatılan David (Davut kelimesini Batı literatüründe olmadığı için özellikle kullanmıyorum) Krallığı’nın üst koridoru İskenderun Körfezinden başlıyor, Hatay, Afrin, Idlib, Halep’den -Irak- Sincar’a kadar gidiyorve hemen üstünde Urfa ve Diyarbakır’a ulaşıyordu. (AraNot: Şimdi Siyonistler “Herlz Filistin’i istediğinde II. Abdulhamid Urfa’yı teklif etmişti, keşki kabul etseydi” diye hayıflanıp duruyor). Biraz ötesi zaten Barzan bölgesiydi ve Körfez Savaşı & Irak İşgali sonrasında güven altına alınmıştı.

David Krallığının üst koridoru Türk Devleti tarafından birkaç noktada kesildi. Yeni bir plana ihtiyaç vardı ve su akıp yolunu bulmalı, Akdeniz kıyısından Fırat ve Dicle’ye kadar sorunsuz bir alan oluşturulmalıydı.

David Koridoru Planı devreye sokuldu.

(NOT: Yukarıdaki Harita ve konulara ilişkin 2018-2019 yıllarında yayınladığım yazıları https://www.manaz.net/?s=David+Koridoru&submit=   linkinden okuyabiliriniz.)

Kuzey Koridoru için oluşturulan güçlerden Daiş zaten göstermelik çatışmalarla bütün hakimiyet alanlarını PKK & YPG’e devretmişti. Fırat’ın doğusunda Büyük Kürdistan’ın yeni parçasının kuruluşu için bütün hazırlıklar tamamdı. Stalinist de olsa PKK kullanışlı bir elemandı ve Müttefik olarak İsrail bayrağını çoktan sallamaya başlamıştı.

Büyük İsrail’in Fırat’a Ulaşması için Eretz Planından başka yol kalmamıştı. Gazzeliler Sina’ya, Batı Şeria’daki Filistinliler Ürdün’e sürülürse ve Lübnan’ın güneyi Litani’ye kadar -Hizbullah gerekçesi ile- işgal edilirse Akdeniz kıyısı hem Körfez hem de Ortadoğu petrollerinin akışı için yeni rota haline gelebilecekti. Ancak yine de Fırat’a ulaşmak için yeni bir koridora ihtiyaç vardı.

Davit Koridoru Büyük Siyonistan’ın Yeni Umudu Oldu.

Suveyda – Deraa bölgesinde Dürziler vardı. İsrail’in kuzeyindeki 100 bine yakın Dürzi ile Suriye’nin güneyindeki 700 bin Dürzi birleşir de burada bir otonom bölge kurarlarsa ve üstelik İsrail’in himayesini isterlerse -zaten daha önce buna göre işgal edilmiş bulunan- Tanif bölgesi ile birleşilebilirdi. Tanif’ten sonrası zaten çöldü, bir tek insan bile yoktu ve Deyrozor’a ve Fırat’a ulaşmak sorun olmayacaktı.

Ama olmadı!..

Eretz İsrail Planı da mı boşa gidecek?

(Not: Benim Harita’nın sağında yer alan Haritalar halen İsrail’de ilkokul düzeyinden itibaren eğitim sisteminde yer alan ve çocukluktan itibaren ezberletilen Büyük İsrail haritalarıdır.)

Türkler bu kurguyu da bozdular. 60 yıllık Essed Rejimi devrildi. Suriye yeniden yapılanıyor hem de Türkiye’nin desteğinde ve kontrolünde. Dürziler, İsrail’e ayak diriyor. Deyrozor’un yani Fırat’ın batısı -ABD & İsrail & Batı Müttefiki- PKK & PYD’den kurtuldu. Fırat’ın doğusunda büyük emeklerle kurulan -Silahlı- Demokratik Suriye Güçleri dağılıyor. Rakka, Haseki bölgelerinde isyanlar sürüyor. Arap Aşiretleri, yıllardan beri yıllardan beri yaşadıkları Essed zulmünden sonra -kendilerinin ifadesiyle- Kandilin Köpeklerinin egemenliği altına girmek istemiyor.

ABD & İsrail & Batı şimdi kara kara düşünüyor.

Yeni Oyunlar, Yeni Planlar lazım.

Daiş hikayesi de artık yürümüyor.

İsrail işgal ettiği ve Trump sayesinde ilhak ettiği Golan’ın ötesine geçip Suriye ile Güvenlik Bölgesi’ni de işgal etti. Bununla kalmadı, sık sık Eretz İsrail hedef (Mavi Çizgi) alanlarına girip dünyayı yeni işgaline alıştırmaya çalışıyor. Güney Lübnan’da işgal ettiği alanlardan henüz çekilmedi. Gazze’yi tümüyle ilhak edip etmeyeceği belirsiz. Batı Şeria’nın yeni bir Gazze olma ihtimali de gelişiyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Ürdün’ün batısını işgal için kurulmuş olan Erakim Tugayı da yeni eğitimlere başlıyor.

Bekleyip görelim!..

Abdullah Manaz

Dr. Abdullah Manaz; araştırmacı, yazar, yönetmen ve belgesel yapımcısıdır. TRT'de 1985-2011 yılları arasında 500'den fazla televizyon programı üretmiş, 40'tan fazla kitap ve makale kaleme almıştır. Ortadoğu, istihbarat ve güvenlik alanlarında uzmanlaşmış olan Manaz, akademik çalışmalarını belgesel ve dijital içerik üretimiyle sürdürmektedir.