Büyük Siyonistan : SDG & Alevi Operasyonu

Siyonist Kivunim gazetesinde İbranice olarak 1982 Şubat ayında yayınlanan, Oded Yinon’a ait 1980’lerde İsrail İçin Bir Strateji başlıklı yazıdaki ifadeler İsrail’in bölge politikasına ilişkin önemli bilgiler içerir. Söz konusu yazının ilk yarısında “Libya, Tunus, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, Irak, İran, Sudan, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin etnik ve mezhepsel olarak parçalanmışlığı; Suriye’de Şii azınlığın Sünni çoğunluğu, Irak’ta Sünni azınlığın Şii çoğunluğu yönettiği; Petrol zengini Arap ülkelerinin belirli ailelerce yönetilen kumdan kaleler olduğu ve derin bir gelir adaletsizliği bulunduğu” detaylıca anlatıldıktan sonra İslam dünyasının bu haliyle İsrail için bir tehdit oluşturmadığı ve bu durumun 1947’den bu yana ilk kez Etki Alanı Geniş Fırsatlar yarattığı ifade edilir.

1980’li yıllarla birlikte Sovyetler’in çöküşü, İran Humeyni Rejimi, Doğu – Batı Almanya’nın birleşmesi, ABD’nin Tek Kutuplu Dünya hayali Ortadoğu için de önemli bir dönüm noktası oldu. Fas’tan Orta Asya’ya uzanan Büyük Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme, Büyük Ermenistan, Büyük Kürdistan ve Büyük İsrail projelerini yeniden dirilterek Akdeniz’den Fırat Nehri’ne uzanan Büyük Siyonistan’ı kurma stratejisi hayata geçirildi. Asala, PKK, FETÖ, Alevi Federasyonları, Irak Barzani Talabani Kürt Federasyonu, İran PJAK yapılanması, onlarca Cemaat ve Tarikatlar gibi daha pek çok kurgu örgütler aynı anda ortaya çıktılar. Birbirinden farklı etnik ve mezhepsel yapı olmasına rağmen bütün bu ayrılıkçı örgütlenmelerin üst yönetimleri arasında yakın bir işbirliği ve koordinasyon mevcuttu. Bu örgütlere malzeme teşkil eden geniş halk çoğunluğu ise gerçek hedeflerden habersizdi. Takiben yaşanan Ortadoğu Suikastleri emperyalizme karşı mücadele eden her kesimden lider şahsiyeti ortadan kaldırdı. Körfez Savaşları ile askeri yapılanma ve yerleşme dönemine geçildi ve bunu Büyük Ortadoğu ve Arap Baharı Projeleri izledi. Ana planlama merkezinde CIA, MI6 ve MOSSAD vardı. Bu üçlüye Hristiyan Yahudi Siyonist İttifakı diyebiliriz ki henüz Dünya ve Türkiye kamuoyları bunları yeni tanımaya başladı.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında ulaşılamayan ve İkinci Dünya Savaşı sebebiyle ertelenen Ortadoğu yapılanması için bütün taşlar ve taşaronlar harekete geçirilmişti. Yaser Arafat’tan, Kral Hüseyin’e, Saddam’a ve Humeyni’ye; Türkiye’de ise Uğur Mumcu’dan Gaffaf Okkan’a, Turgut Özal’a, Alparslan Türkeş’e kadar sayılamayacak kadar önemli lider sahneden uzaklaştırılmıştı. Asya’da Taliban, El Kaide gibi örgütler kurulurken, Filistin’de Hamas’a ve Şeyh Ahmet Yasin’e önce yol açılıp Gazze’yi yönetmesine izin verilmiş, ardından Tehdit ilan edilmişti. 11 Eylül, Afganistan ve Irak işgallerine gerekçe olurken, Daiş ve benzeri yardımcı operasyonların tümünün hedefi aslında aynıydı.

Lafı uzatmayalım, işte bu dönemde Suriye’de de hizmete hazırlanan bir figür vardı:
Şeyh Habib Gazzal. Bugünkü Suriye Alevi Konseyi Başkanı. Lazkiye’de büyüyüp eğitim gördükten sonra Şam’daki Şeriat Fakültesi’ni bitirdi ve ardından 1988’de Londra Uluslararası İslam Bilimleri Üniversitesi’ne gitti. Aynı yıl ben Suriye’de Arapça eğitimindeydim ve Hafız Essed rejiminin en baskıcı dönemiydi. Beşşar Essed de aynı yıl Şam Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştu ve daha sonra tıp ihtisası için o da Londra’ya gönderilmişti. Hristiyan Yahudi Siyonist İttifakı için için bu figürler gelecek için yetiştirilecek önemli malzemelerdi. Beşşar, kardeşi Basil’in şüpheli bir trafik kazasında ölmesinin ardından Suriye tahtının yeni varisi oldu. Şeyh Gazzal ise Lazkiye’de kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Lazkiye Alevi Cemaati Müftüsü yapıldı. Essed’in saray korumaları, Cumhuriyet Muhafızları’nın önemli komutanları ve Muhaberat’ın neredeyse tamamına yakını artık Lazkiye kökenliydi. Unutmadan söyleyelim Essed ailesi de Lazkiye bölgesindendi ve PKK Terör Örgütü lideri Öcalan da 12 Eylül NATO darbesinden kısa bir süre önce Suriye’ye geçtikten sonra 1 yıl süreyle Lazkiye’de (Kardaha ve Ra’sul Basit) ağırlanmıştı.

Şeyh Gazzal, Essed ailesinin iktidarı süresince bölgedeki Aleviler üzerindeki etkisini ve otoritesini güçlendirdi. İran İstihbaratı ile de yakın ilişkiler kurdu ve İmam Muhammed Bakır Camii’ni üs olarak kullandı. Asıl görevi, Türkiye tarafından desteklenen Kuzey’deki grupların 40 yıllık Baas Rejimi’ni devirmesinden sonra başladı:

* Beşşar Essed’in düştüğü kesinleşince bütün alevilerin silahlanmasını ve bölgedeki askeri teçhizatları güvenli depolara taşımasını istedi.

* Suriye Hükumeti tarafından yapılan bütün yapıcı tekliflere bölgedeki uzlaşma komisyonlarına karşı çıktı.

* Bir yandan Mossad için çalışırken diğer yandan İsrailli Mossad Subaylarının önerisiyle DGSE (Fransız Gizli Servisi) ile ilişki kurdu ve Suriye devriminin daha ilk günlerinde Uluslararası Müdahale çağrısında bulundu. Amacı özellikle Avrupa hükumetlerini ve kamuoyunu harekete geçirmekti.

* Aynı merkezden yönetildikleri için SDG gibi o da Merkeziyetçi yapıya karşı çıkıyor ve girişte sözünü ettiğimiz Obed Yinon planı çerçevesinde Lübnan’dan Hatay’a kadar sahil boyunca bir Alevi Devleti kurulmasını istiyordu.

* Suriye Hükumetinin bölgedeki kontrolünü geliştirmesi üzerine ittifak içinde olduğu SDG sahasına geçti ve Malikiye’de CIA ve MOSSAD’in bölge ofislerine yakın bir villaya yerleştirildi. Suriye Alevi Yüksek İslam Konseyi adıyla bir örgüt kurdu.

* Aynı süreçte, Türkiye ve Suriye Hükumetleri PKK Terör Örgütü’nün bir uzantısı olan SDG’nin tasfiyesi için 2026 yılı başına kadar bir süre tanımışlardı. Şeyh Gazzal, bölünmeden yana olan SDG ile paralel hareket etti. Yayınladığı videoda Federalizm çağrısı yaptı.

* PKK & SDG için son tarih yaklaştıkça Şeyh Gazzal da Lazkiye bölgesindeki eylemlerini artırmaya başladı. 25 Kasım 2025’te Humus’daki gerilimleri bahane göstererek Oturma eylemleri yapılması çağrısında bulundu.

* Suriye halkının Devrimin Birinci Yıldönümü’nü kutladığı 8-12 Aralık 2025 tarihleri arasında 5 gün süreyle genel grev ilan ettirdi. Çıkan gerginliklerde güvenlik güçleri ile çatışmalar yaşandı ve can kayıpları oldu.

Gazzal, SDG’ye yönelik bir tasfiye operasyonu sırasında Lazkiye bölgesinde isyan başlatmak için mezhep tabanını canlı tutarken; Essed’in Cumhuriyet Muhafızları komutanlarından Süheyl Hassan da askeri birlikler kurmak için kolları sıvamıştı. Giath Dalla gibi eski Essed komutanlarıyla birlikte hareket eden askeri komitenin finansmanını Essed ailesine yakın akraba olan Rami Mahluf’un karşıladığı belirtildi. Aynı ekip, Suriye genelindeki bütün askeri mühimmat depolarının koordinatlarını Mossad’a teslim etmiş ve İsrail savaş uçakları günlerce bu depoları vurmuştu.

Bu yapı ve yaptıkları hazırlıklar geçtiğimiz gün deşifre oldu. Planlar deşifre olunca, Mossad habercisi bazı haber siteleri yardım talebinin Alevi Yüksek İslam Konseyi ve Süheyl Hassan ekibi tarafından yapıldığı haberini yaymaya başladı.

SDG, hala Federatif yapı konusundaki tavrını sürdürüyor ve Fırat Nehri boyunca karşıya geçilebilecek bütün köprülere yığınak yapmış durumda.

Abdullah Manaz

Dr. Abdullah Manaz; araştırmacı, yazar, yönetmen ve belgesel yapımcısıdır. TRT'de 1985-2011 yılları arasında 500'den fazla televizyon programı üretmiş, 40'tan fazla kitap ve makale kaleme almıştır. Ortadoğu, istihbarat ve güvenlik alanlarında uzmanlaşmış olan Manaz, akademik çalışmalarını belgesel ve dijital içerik üretimiyle sürdürmektedir.