Artı Değer!

Maksadımız Marks’ın “Artık Değer” kavramı değil, politik anlamda. Marks’ta üreticinin kendine ödenenden “Artı Üretimi”ne el konulur. Artı Değer, modern anlamda Ekonomi, Reklamcılık ve Pazarlama konusu olmakla birlikte aslında hayatın her alanını ilgilendirir. Bizim niyetimiz de üretime değil üretene Artı Değer katmak.

İnsan Artı Değer ile farklılaşır, seçilir ve tercih edilir. Daha akıllı bir telefon, daha yetenekli bir cihaz gibi. Keşki İnsandaki Artı Değerler de, elektronik veya mekanik bir aksamla eklenebilseydi! Bir anda ve kolayca! Gerçi o zaman da bir kıymeti olmazdı, aynısından binlercesinin üretildiği kapitalist bir düzende.

İnsan, daha doğmadan Artı Değerler kazanır. Anne karnında bile sevgiyle, müzikle ve huzurla beslenir. Gelişmiş bir toplumda doğarsa artı bir şansı vardır, bir savaşın içinde doğmuşsa bir eksiyi çoktan almıştır. Bebeklik ve çocukluk yıllarında hep dış etkiye göre şekillenir değerleri. Modern bilim insan bedeninin her yedi yılda bir tümüyle yenilendiğini ifade ediyor. Sanırım, değerlerin yenilenmesi de aynı gibi. 0-7 Bebeklik, 7-14 Çocukluk, 14-21 Ergenlik, 21+7 Gençlik derken bir ömür yaşanıp gidiyor. Ancak insanın ilk başkaldırışı Ergenlik ile başlıyor Dış Etkilere karşı. Ve ancak kendinin sorguladığı, benimsediği ve inandığı değerlerle yaşamak istiyor. Kimi başarıyor bu ayağa kalkışı, kimiyse oturduğu yerde oturup kalıyor.

Başarısızlığın nedeni Çaresizlik gibi görünse de, en zor şartlarda bile Başaranlar oldukça, pek de oturup kalmanın savunulacak yanı kalmıyor. Hatta birçokları birkaç adım öne geçiyor, yarışta –doğuştan veya çevreden- önünde olanları. Hangi çevrede doğarsak doğalım, Ergenlik ve Gençlikte teraziye asılanlar ibrenin yönünü değiştiriyor.

Tembellik ve Keyifdarlık başımızın belası! Ya varolanları da tüketiyoruz, ya da zaten fazla yoksa “Neylesin Sultan Mahmut”! Sıradanlaşıyoruz, çoğunluktan biri oluyoruz. Ne kadar süslensek de, dilimiz söylediğinde, elimiz işlediğinde gerçek değerimiz ortaya çıkıyor. Ne yazık ki Patron, babamız ya da dayımız değilse, Artı Değer arıyor. Artı Değer de neymiş, Babam var Dayım var dediysek, kıymetimiz de sadece Babamızın Dayımızın yanında.

Artı Değerlerimizle seçiliyor, tercih ediliyoruz, başta söylediğimiz gibi. Ancak bu sadece Yetenek gibi algılanmasın ve konumuz eksik kalmasın. Ahlak, Adalet, Evrensel İlkeler de birer Artı Değer, her ne kadar kıymet verilmese de. Özümüzdeki mutluluk, huzur ve inancın Artı Değerleri, Güç Kaynakları; bunlar olmadan ayağa kalkmak kadar ayakta durmak da oldukça zor.

Artık diyebiliriz; insan için Artı Değer sıradan olanın üzerine –çalışarak, didinerek, emekle- konulandır. Bu bir vakitte olmaz, geçen her vakit kaybolan bir değerdir. Artı Değer için zamanımız var: Goethe’nin dediği gibi “Bugün hayatımızın geri kalanının ilk günü” ve Kaufman gibi “Hayat kısa” sayılmaz, altı aydan çok daha fazla…

Paylaş / Share