ABD Derin Politika Değişikliğine Gidebilir!

ABD’nin 2000’li yılların başından bu yana yürüttüğü, Büyük Ortadoğu Projesi’nde derin bir politika değişikliği düşündüğü görülüyor. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin dün başladığı dünya seyahati bu konuda bir dönüm noktası olabilir.

Geçmişi 1990’lı yılların ortasına kadar giden Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nde beklenilen hedeflere ulaşılamadı. Aksine, aralarında ittifak kurulmak istenen ülkelerdeki istikrar yok oldu; Amerikan düşmanlığı daha da güçlendi ve ABD’nin geleceğe dönük dostluk stratejileri için önemli bir tehdit oluşmaya başladı. Özellikle Irak, İran ve Suriye’deki Şii İttifakına karşı Sünni İttifak kurma çalışmaları daha düne kadar en büyük düşman ilan ettiği El Kaide çizgisindeki radikal örgütlerin güçlenmesine neden oldu. ABD desteği ile Arap dünyasında iktidara gelen gruplar ile kısmen Batı yanlısı gruplar arasındaki ideolojik ayrılıklar, büyük çatışmalara temel teşkil etti. Bu yüzden, yeni müttefikler edinme yolundaki ABD, geleneksel müttefiklerini de karşısına aldı. Arap isyanlarıyla işbaşına gelen iktidarlar, geçmiş sorunları çözmek yerine, dinsel önyargılar ve intikam duygularıyla derin düşmanlıklara yol açtılar. Zenginlik ve iktidar gücü, ABD’nin yeni müttefiklerini yeni diktatörlükler kurma hevesine yöneltti. Birçok noktada ABD’nin bölgesel hedeflerine aykırı politikalar ürettiler ve özellikle de İsrail ile olan tarihsel düşmanlıklarını artırdılar.

ABD ve Batı’nın “Arap Baharı” olarak tanımladığı süreç, artık bazı Ortadoğulu gözlemciler tarafından “İslamcı Kışı” olarak anılmaya başlandı. Bunlardan en ilginç yorumlardan birisi Şarku’l Avsat’ta aynen şu sözlerle yer almıştı: “Arap Baharını takiben iktidara gelen Siyasal İslamcılar, Hz Muhammed’in Mekke’nin fethindeki gibi bir Barış ortamı oluşturmadılar”. Arab Baharı’nı destekleyen pek çok uzman şimdilerde Tunus, Libya ve Mısır’da Siyasal İslamcıların “Dışlayıcı ve Zorba” politikalarını açıkça eleştirmeye başladılar.

Büyük Ortadoğu’daki gelişmeler bu şekilde devam ettiği takdirde, gelecek on yıl içinde ABD politikaları daha büyük yaralar alacak ve en önemlisi de Rusya ve Çin alternatifleri daha çok konuşulur hale gelecek. Afganistan, Pakistan, Hindistan, İran, Irak gibi ülkelerin hızla Asya merkezli politikalara yönelmesi bunun en açık göstergeleri oldu. ABD, büyük bir hızla asıl çıkarlarının bulunduğu Asya’yı kaybediyor. Bu arada, Irak, İran ve Suriye’deki Şii Yönetimler, Suudi Arabistan ve Katar tarafından finanse edilen Sünni Şii düşmanlığı sebebiyle daha fazla işbirliğine yöneliyorlar. Çok daha önemlisi, Iran, Irak ve Suriye, petrol ve gaz kaynaklarını Akdeniz’e ulaştıracak yeni boru hatları kurmayı planlıyorlar.

Bir uçurumun kenarındaki Birleşik Devletler ekonomisinin güçlendirilmesi için ABD’nin hızla askeri harcamalarını kısması gerekiyor. Askeri hedeflerini bölgesel müttefiklerine, daha doğrusu Büyük Ortadoğu İttifakı’na bırakmayı planlayan ABD’nin bu konuda da yanıldığını anladığını tahmin ediyoruz. Büyük Ortadoğu Savaşı’na sürüklenen bölgedeki bir petrol krizi, Asya ülkelerinden daha fazla, önce toparlanma yolundaki Avrupa’yı, ardından da ABD’yi ölümcül bir ekonomik bunalıma sürükleyecektir. Afganistan, Pakistan ve Irak’ta beklenen hedeflere ulaşamayan ABD, hızla kötüleşen Ortadoğu coğrafyasında –Kerry ziyareti sonrasında- önemli politika değişikliklerine gidebilir. Bunlar sırasıyla şu şekilde gerçekleşebilir:

  1. Suriye krizinin Rusya ile anlaşmak suretiyle karşılıklı görüşmelerle çözülmesi. Suriye Muhalefeti ile Esad Yönetiminin bir geçiş sürecinde anlaşması.
  2. İran ile doğrudan görüşmelerin yolunun açılması ve Yakın Ortadoğu’nun Asya’ya kaymasının yavaşlatılması.
  3. Kürt İttifakı ile yapılan işbirliğinin dondurularak Merkezi Irak Yönetimi ile Batı arasındaki gerginliğin azaltılması, Güney Irak petrollerinin Akdeniz üzerinden taşınması konusunda yeni arayışlara gidilmesi.
  4. Tunus, Libya, Mısır, İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar yönetimlerine muhalefet ile restleşme yerine diyaloğun tavsiye edilmesi.
  5. Afganistan, Pakistan ve Hindistan ile Asyalı güçler arasındaki işbirliğinin gelişmesi ve Çin’in ekonomik yükselişi sebebiyle, ABD ilgisinin bu bölgeye ve Atlantik coğrafyasına yoğunlaştırılması.

Bu değerlendirme şu anda öngörülür bir ihtimal; Ama bu düşünceler gerçekliğe kavuşursa Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu bölgedeki bütün dengeler bu yıl içinde (İngiltere istemese de) büyük bir hızla değişecektir.