Türkçe Namaz

<td “>Allahım Yüceliğin Sonsuz …

TÜRKÇE NAMAZ NASIL KILINIR?

İslam kavramı sadece Hz Muhammed ile gelen ilkeleri değil, bütün peygamberlere gelen temel ilkeleri esas alır. İslamın temel amaçları ve hedefleri aynı olmakla birlikte, zamana ve coğrafik bölgeye göre uygulamaya yönelik farklılıklar vardir. Kuran’da Salat olarak geçen ve Dua – Yakarış anlamına gelen Namaz da bunlardan biridir. Arap Yarımadasının kuzeyinde yaşayan Hz İbrahim döneminde Namaz sadece sabah ve akşam iki vakit halindedir. Sabahtan akşama kadar çalışılan bu toplumda gündüz vaktinde Dua, Namaz yoktur. Nitekim, İslamın ilk yayılma yıllarında Mekke döneminde inen ilk ayetlerden olan Müzemmil Suresi 6 ve 7. Ayetlerde şunlar söylenir: “6> ޞüphesiz ki, geceleri (kalkarak Kuran Okumak) daha uygun ve daha tesirlidir. 7> Çünkü gündüzleri senin uzun süre uğraşacağın işler vardır.” Bu durum, çalışma saatleri içerisinde Namaz, Dua olmadığının en önemli delilleridir.

Namaz şekil itibariyle ilk kez Hz Muhammed ile başlamış bir ibadet şekli değildir. Önceki peygamberler, Hz İbrahim, Hz İsmail ve hatta Müşrikler bile “ellerini kaldırarak kendi dualarına başlar, eğilip, secdeye vararak” da dualarını tamamlardı. Hz Muhammed, Cahiliye döneminde totemler karşısında yapılan bu ibadeti Allah’a yöneltmiştir. Bizim Namaz olarak tanımladığımız ibadet kavramı Kuran’da, Salat (Dua) ve Kuran Okuma olarak geçer. Yani istenilen ibadetin temel amacı Kuran ayetlerinin okunarak ruha nakşedilmesidir.

Beş Vakit’te Dua edilmesi, yani Namaz kılınması, Medine’ye Hicret’ten (Muharrem 622H) yaklaşık 6 Ay önce (Recep 621H) bildirilmiştir. Mekke döneminde Müslümanlar gizlice gece ve gündüzün değişik vakitlerinde Kabe’ye giderek Dua ederler, Rüku (Eğilme) ve Secde (Yere Kapanma) yaparak değişik şekillerde namaz kılarlardı. Genellikle toplu olarak yapılan bu Dualar sırasında, bazen inkarcılar gelerek Müslümanlara sataşırlardı. Müslümanlar ise, rahatsız edilmemek için gündüz vakitlerinde ise Kuran ayetlerini içlerinden sessizce okur, gece vaktinde ise biraz daha sesli olarak Dua ederler, Namaz kılarlardı. Gündüz vaktindeki Namazlarda, imam ve cemaatin duaları içlerinden sessizce okumalarının sebebi budur.

Medine döneminin başlamasıyla birlikte Müslümanlar daha güvenli bir bölgede yaşamaya başladılar ve günün 5 vaktinde genellikle toplu olarak Dua yapılmaya, yani Namaz kılınmaya başlandı. Daha önce ikişer rekat olarak kılınan Öğle, İkindi ve Yatsı namazları dörder rekat olarak kılınmaya başlandı. Namaz vakitleri günlük hayatın şartlarına göre belirlenmişti. Hz Muhammed‘in yaşadığı arap toplumunda günlük hayat 3 uygu vakti ile bölünmüştü. Nur Suresi’nin 58. Ayetinde bu vakitler açıkça zikredilmiş ve herkesin yatakta olduğu bu vakitlerde yatak odalarına girilirken dikkatli olunması ve izin alınması emredilmiştir.

Günlük hayatın bölümlerine göre Araplar, Güneş doğmadan önce kalkarlar, Güneş tepeye yükselince eve gelir yatarlar, İkindi denilen serinlik vaktide uyanırlar çarşı pazar işlerini görürler, Akşam Güneş batınca evlerine gelirler ve Yatsı dediğimiz Zifiri Karanlık ile birlikte uyurlardı. Namaz vakitleri insanların çalışmadıkları ve evde oldukları vakitlere uygun olarak bildirilmiştir. Sabah Namazı ile Öğle Namazı arasında uzun bir zaman olmasına karşın arada bir Namaz yoktur. Bu durum, ibadet kurallarının toplumun yapısı ile doğrudan ilişkili olduğunun en önemli kanıtıdır. Aynı şekilde her toplumun kendi diliyle ibadet etmesi de, Dua ve Yakarışın anlaşılması ve amacına ulaşması için en temel gereklilik ve ihtiyaçtır.

Türkçe Namaz kılmaz isteyenler tek başlarına veya Camide bir imamın arkasında iken sessizce içlerinden okuyarak şu şekilde namaz kılabilirler. Namazda okunan Kuran ayetlerine ve dualara verilen anlamlar, Arapça asıllarına ve amacına uygun olarak bizim verdiğimiz en yakın Türkçe ifadelerdir. Bir insan Arapça bilse bile ancak bu veya buna yakın bir manayı düşünerek namaz kılabilir. Arapça bilmeyenler ise, manasını bilmeden, Allah’ın ayetlerini anlamadan tekrar Allah’a okumaktan başka bir şey yapmazlar.

Hareket
Bilgi
Türkçe Namaz Duaları

Birleme

Namaza, Allah’a teslimiyet anlamında eller karşıya kaldırılarak başlanır. Buna Tekbir adı verilir ve Yüceltme – Birleme demektir. “Allahu Ekber” kavramı “Allah en Büyüktür” anlamına gelir ancak, Arapça’daki amacını tam ifade edemez. Buna en yakın ifade yandaki gibidir.

Okuma

Namazın başında Süphaneke denilen dua okunur. Allah’ı Yüceltme duasının en yakın Türkçe anlamı yandaki gibidir.

Allahım, Seni en güzel sıfatlarla över ve sana şükrederim.

İsmini ve ޞanını yüceltirim. Senden başkasına tapılamaz.

İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre, Fatiha denilen Kuran’ın ilk suresi okunmadan Namaz olmaz. Kuran’ın Başlangıcı, Anası, Özeti gibi pek çok tanımlama yapılan Fatiha Suresi, arap olmayan ilk İslam toplumlarında farklı dillerde Namaz’da okunabilmiştir. Bununla ilgili bilgileri, Türkçe İbadet sayfamızda bulabilirsiniz. Fatiha Suresi‘nin, Arapça anlamına en yakın Türkçe ifadeleri yandaki gibidir.

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın Adıyla Başlarım.

Şükür ve övgü ancak Alemlerin Hakimi olan Allah için yapılır.

O bu alemde bütün varlıklarını sever ve gözetir.

Ahirette ise inananlara acır ve bağışlar.

İnsanların hesaba çekildiği gün sadece Allah’ın sözü geçer.

Allahım, yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.

Bizleri dosdoğru yola, iyilik verdiklerinin yoluna ulaştır;

kötülerin ve azaba uğrayanların yoluna düşürme.

Fatiha’dan sonra, Kuran’dan bazı ayetler daha okunur. Bu ayetlerin kısa ve dua içerikli olması amaca daha uygundur. Bunlardan en güzel bir iki örneği yanda bulabilirsiniz.

Ey herşeyin sahibi olan Allahım.

Sen dilediğine mülkü verir, dilediğinden alırsın.

Dilediğini yükseltir, dilediğini alçaltırsın.

İyilik Senin elindedir. Sen herşeyi yapabilirsin.

—–

Geceyi gündüze, gündüzü de geceye giydirirsin.

Ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın.

Dilediğine de hesapsızca rızık verirsin.

—–

Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez.

Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, işlediği kötülük de kendi zararınadır.

Ey Rabbimiz, unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma.

Rabbimiz, öncekiler gibi bize de ağır yük yükleme.

Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma.

Bizi affet, bizi bağışla ve bize acı.

Sen bizim Mevlamızsın,

İnkarcılara karşı bize yardım et.

Eğilme

Rüku olarak adlandırılan bu hareket, Yüce Allah karşısında eğilmeyi ifade eder. Yüce Allahım, Seni en güzel sıfatlarla överim.

Doğrulma

Allah kendine şükreden kimseyi işitir.

Secde

Secde olarak adlandırılan bu hareket, Yüce Allah karşısında teslimiyet ve yere kapanmadır. Ulu Allahım Seni en güzel sıfatlarla överim.

Oturma

Tehiyyat denilen oturma zamanlarında okunan dualar Kuran’dan değildir ve hatta bazıları Hz Peygamber‘den sonra ilave edilmiştir. Bu kısımda, Dua eden kişi, Hz Peygamber ve arkadaşlarına, kendisine, anne ve babasina dua eder.

Bütün iyilikler, güzellikler ve sonsuzluklar Allahındir.

Ya Muhammed, Allah’ın Selamı, Bağışı ve Bereketi Senin üzerine olsun.

Allah’ın iyi kullarına ve bizim üzerimize de olsun.

İnaniyorum ki Allah’tan başkasına tapılamaz ve Hz Muhammed O’nun elçisidir.

Peygamberlere Dua Bölümü

Allahım, Hz İbrahim’i ve Ona inananları esirgediğin gibi,

Hz Muhammed‘i ve Ona inananları da koru ve bağışla.

Şükredilecek ve övülecek Sensin.

Allahım, Hz İbrahim’e ve Ona inananlara hayır ve bereket verdiğin gibi,

Hz Muhammed‘e ve Ona inananlara da hayır ve bereket ver.

Şükredilecek ve övülecek Sensin.

Aileye ve Kendine Dua Bölümü

Allahım bize Dünyada ve Ahirette iyilik ve güzellik ver.

Yakıcı azabından bizleri koru.

Allahım, insanların hesaba çekildiği gün,

Annemi, Babamı ve bütün inananları bağışla.

Son Selam

Namazın bitişini ifade eden ve insanların sağındaki ve solundaki insanlara duasını ifade eder. Allah’ın Selamı ve Bağışı sizin üzerinize olsun.

İslam bilginlerinin bir çoğuna göre sadece Fatiha Suresi okunarak Namaz kılınabilir. Oturma bölümünde okunacak dualar konusunda zorlananlar, Kuran’da da ifade edildigi gibi kendilerine kolay geleni okuyabilir, istediği şekilde dua edebilirler. Arapça namaz kılanlar, okudukları duaların anlamını bilmedikleri için, namaz sonunda ellerini açarak kendi dillerinde yeniden dua etme ihtiyacı hissetmişlerdir.

Namaz insan ile Allah arasında doğrudan ve kalpten iletişimi sağlar. Hiçbir kanun ve kuralın disipline edemeyeceği insan nefsini, Ancak Allah‘ın sonsuz gücü ve varlığı disipline edebilir. Namazın manevi faydası yanında maddi faydaları da vardir. Namaz’dan önce, en çok kirlenen organların düzenli olarak yıkanmasi (Abdest) çok önemli bir temizlik disiplinidir. Düzenli spor alışkanlığı olmayan insanlar için de, Namaz’daki hareketler önemli yararlar sağlar. Her gün, günün belirli vakitlerinde yürüyerek Cami’ye giden yaşlı insanlarımızda, Alzheimer denilen yaşamsal ve bilişsel aktivitelerde azalma neredeyse yok denecek kadar azdır.