Psikolojik Operasyonlar!

İnsan zihindeki kelimelerle düşünür, kurgular ve konuşur. Zihinde hangi kelimeler yoğunlaşırsa, kurgular da o yönde oluşur. Olumsuz kelimelerin yoğunlaştığı zihinlerden Olumlu kararlar çıkmaz. Bu yüzden psikolojik operasyonlarda, hedeflenen sonuçlara ilişkin kelimeler sürekli fısıldanır. Etkin kılınmak istenen kelimelerle hikâyeler, fıkralar ve hatta dualar bile kurgulanır. Gündem Evet veya Hayır ise, hedeflenen kelime daha çok vurgulanır. Amaç Hayır ise, kelimenin bütün varyasyonları kullanılır.

Kelime haznesi dar olanlar dar düşünür, basit kurgular, ya kızar veya susar, ya bağırır veya ağlar, basit duygular ve tepkiler verir. Başkasının kelimelerini kopyalayanlar, bir oraya kopyalanır, bir buraya. Kendi kelimelerini üretemeyenler, bir süre sonra üretme yeteneğini de kaybeder. Kendi kimliği yok olur, toplu kimliklerden birini edinir, popüler maskelerden biriyle gezmeye başlar. Kendi Öz kimliğini oluşturamayanlar, giydiği kimliği o kadar benimser ki, taktığı maskeyi kendisi zanneder ve bir türlü çıkarmak istemez.

Hâlbuki Öz Kimlik organiktir, değişir, gelişir, olgunlaşır, bir tohumdan yükselen ağaç gibi kökü de vardır, kendine has meyve veren yukarı yükselmiş dalları da. Kopyalanan kimlikler, bir Zırh gibi sağlam, bir Maske gibi soğuk, sabit ve kalıplaşmıştır. Benzer Kimlikler ve Maskeler hep birlikte yaşar, Maskeyi çıkarırsa dışlanır, yalnızlaşır. Öz kimlik de olmayınca adeta ortada kalır.

Organik kimliği besleyen ve yaşatan Akıl’dır. Akıl yerine duyguların hâkim olduğu zihinler sadece duyduğuna, gördüğüne inanır bu yüzden de duyurulan ve gösterilenle algılar çevreyi ve dünyayı. Ya “Biz sadece gördüğümüze ve duyduğumuza inanırız” der, ya da üç maymunu oynar gerçekler karşısında.

Akıl donuk, kararsız veya keskin değildir. Akıl ile görenler ara renkleri de farkeder, ara tonlarla resim yapabilir, dünya sadece siyah ve beyaz değildir.  Renkli dünya insana huzur verir. Renksiz dünyada insan ya kızgın, ya üzgündür, ya vardır ya da yok. Her olay, her karar bir ölüm kalım savaşıdır adeta. Ya hep hiddetle yaşar, bağırır, çağırır, suçlar, yargılar; ya da susar, kabus görür, dünyası kararır, hayatı bezginlik ve huzursuzluktur.

Aklımızı, zihnimizi, dünyamızı renklendirelim. Hiddetle, maskelerle, dış ve kopya kimliklerle yaşamayı bırakalım. Öz kimliğimizi geliştirip, dış algılara karşı psikolojik bağışıklığımızı güçlendirelim.

Psikolojik operasyonların yoğunlaştığı şu günlerde, kamuoyu araçları, sosyal medya ve dedikodularla fısıldananlara kulak tıkayıp, sakince düşünelim. Klasik düşmanlıkları, ideolojik önyargıları, hakim duyguları bir kenara bırakıp sadece kendi kelimelerimizle düşünelim, kurgulayalım ve karar verelim.

Hepsinden önemlisi, psikolojik operasyonların körüklediği duygulara değil, bu operasyonların arkasındaki gerçek kimliklere ve amaçlara odaklanalım.