Müslümanlığımız, Milliyetçiliğimiz, Demokratlığımız ve Dolar Sevdamız

Hangi ideolojik açıdan bakarsak bakalım, Dolar Sevgisi kadar Milli, Ahlaki veya Vicdani bir sorumluluk yoktur. Özellikle 1980’li yılları takiben başlayan Dolar Sevdası, gelişmekte olan ülkelerdeki gibi Türk toplumunu da derinden sarmış durumda. Uluslararası dönüşüm aracı olarak ithalat, ihracat gibi alanlarda Yabancı Para kullanımı konumuzun tamamen dışında. Doların ne ölçüde mal veya altın karşılığı olduğu, karşılıksız basılmış trilyonlarca kâğıt paranın dünya ekonomisini adeta sömürdüğü ve emperyalizmin bir ekonomik kontrol mekanizması haline geldiğini artık herkes tartışıyor. Konumuz…

"Müslümanlığımız, Milliyetçiliğimiz, Demokratlığımız ve Dolar Sevdamız"

Kan Kokan Sokaklar ve Kurban!

Yaygın kentleşmenin olmadığı yıllarda, Kurban adeta bir Bayram havasında kesilirdi. Kurban kesilirken çocuklara gösterilmez, Kavurmalar hazırlanır ve sabah kahvaltısına yetiştirilirdi. Kesilen kurbanların hiçbir parçası zayi edilmezdi. İşkembelerine kadar temizlenir, Kafa ve Ayaklar geleneksel tabirle Ütülür, Derileri ise Türk Hava Kurumu’na veya bir Cemiyete bağışlanırdı. Artık etler ve akıtılan kanlar mutlaka derin bir çukur kazılarak toprağa gömülür, yeraltı canlılarına yem olurdu. Şimdi, çok katlı hapishaneler şeklinde yoğunlaşan kentlerde Kurban Kesimi tam bir eziyete dönüştü. Toplu kurban…

"Kan Kokan Sokaklar ve Kurban!"

Akıl ve Duygu

Duyularım bilgi kaynağımdı… Gözüm, kulağım bilgileri alır zihnim onu ilgilendiğim konulara göre yerlerine kaydederdi.  Değilse çöp kutusuna yollardı. İlgi duyduklarım nefsimin hallerine uygun olanlardı. Nefsim her yaşta farklı ilgi alanlarına yöneldikçe duyularımı oraya çevirdi. Görülmeyenin bilgisi dıştan elde edilir zannıyla, Marifetullah arandı hep bir yerlerde. Hatıralarım oldu, zaman ve mekânla birleşik. Şimdi olmadı. Ya geçmiş ya gelecek vardı. Algıladığımı ya zaman ya da mekânla birleştiriveriyordu zihnim, salt anı yaşamama müsaade etmeden. Gözüm gördü ama gördüğüm…

"Akıl ve Duygu"

Basitçe: İnsan, Dünya, Ahiret

Her zaman derin felsefeler yapmaya, süslü cümleler kurmaya gerek yok hayatı anlamak için. Bedenimiz, her türlü doğal yakıtla çalışan bir binek vasıtası sanki. Ruhumuz bu vasıta ile bir yolculukta. Vasıtanızın ne olduğu, modeli, gücü, zenginliği önemli değil, her vasıta menzile varacak. Yetkinleşen Akıl ve Ruh, menzilde ömrünü tamamlayan binekten inecek ve yoluna devam edecek. Nasıl ve Ne ile henüz bilmiyoruz mahiyetini. Yeni bir Binek’ten söz edilir ama kimse bilmediğini, görmediğini tanımlayamaz. Bu yüzden bineği, bedeni…

"Basitçe: İnsan, Dünya, Ahiret"

Psikolojik Operasyonlar!

İnsan zihindeki kelimelerle düşünür, kurgular ve konuşur. Zihinde hangi kelimeler yoğunlaşırsa, kurgular da o yönde oluşur. Olumsuz kelimelerin yoğunlaştığı zihinlerden Olumlu kararlar çıkmaz. Bu yüzden psikolojik operasyonlarda, hedeflenen sonuçlara ilişkin kelimeler sürekli fısıldanır. Etkin kılınmak istenen kelimelerle hikâyeler, fıkralar ve hatta dualar bile kurgulanır. Gündem Evet veya Hayır ise, hedeflenen kelime daha çok vurgulanır. Amaç Hayır ise, kelimenin bütün varyasyonları kullanılır. Kelime haznesi dar olanlar dar düşünür, basit kurgular, ya kızar veya susar, ya bağırır…

"Psikolojik Operasyonlar!"