Kitaplar
Haritayı TamSayfa yapmak için sağ üst köşedeki Ok simgesini tıklayınız. İncelemek istediğiniz bölgeyi fare tekerleği ile veya çift tıklayarak büyütebilirsiniz.
Haritada, grupların hakimiyet alanları ilçelere kadar, Şam ve Halep'te sokaklara kadar işlenmiştir. Teyid edilen gelişmelere göre sürekli güncellenmektedir. Yeni güncellemeleri görmek için, Haritayı her ziyaretinizde, tarayıcı sayfanızı yenilemeniz gerekebilir.


Share

SınırlarFetulla örgütünün son darbe girişimi ile toplumsal ve dinsel olarak bir ders aldık. Kendilerini dinsel bir söyleme dayandıran örgütün eylemleri hepimizi şaşkınlığa, sorgulamaya ve derin bir endişeyle birlikte nefrete yöneltti.

Bizim toplumumuzda, “Namaz kılandan zarar gelmez!” şeklinde bir inanç vardı. Bu inancımız İŞİD Terör Örgütü ile epey sarsılmıştı ancak bu örgüt nispeten çoğumuzdan uzaktı. Fetulla Örgütü ise yıllardır aramızda, içimizdeydi. Fetullacıları bilirdik, birçoğumuz için tedirgin, ikircikli, soğuk, yapışkan ve bulaşık kimlikleri ile son derece rahatsız ediciydi. Onlarla mücadele edip hiddetlerini çekenler ise bu kadar kin ve intikam dolu ve merhametsiz olabileceklerini düşünemediler. İçinde yaşadıkları topluma yabancılaşmış, ihanete varan bir casusluk şebekesine dönüşmüş olmaları hepimiz için bir şok oldu.

Şimdi büyük bir şaşkınlık ve sorgu içindeyiz. Örgütün, Din ve İslam kimliği altında yaptıkları yüzünden içten içe din düşüncesini sorgulayanlar az değil. İslam düşüncesi böyle bir insanı nasıl ortaya çıkarır? Nasıl böyle bir inanç olabilir? Asıl ve öncelikle cevap vermemiz gereken soru bu?

Doğrular ancak yanlışlarla anlaşılır. İyiliğin kıymeti kötülüğü gördükten sonra ortaya çıkar. Fetulla örgütünün yanlışları, İslam düşüncesi konusundaki hataları da gösteriyor ve doğruları yaşatmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. İslam düşüncesi bu değil. Diyanet ve İlahiyat kurumlarımızın bu güne kadar sessiz kalmaları ve bu örgütün yanlışlarını deşifre etmemeleri büyük bir eksiklikti. Bundan sonra doğruların daha yüksek sesle ifade edilmesi gerekiyor.

İslam toplumlarında uzun yıllardan beri bir Cemaat ve Tarikat merakı sürüp gidiyor. Tasavvuf Felsefesi’nin temelinde “Nefsin Islah Edilmesi ve Ahlak Terbiyesi” vardır. Ancak şimdiki Cemaat ve Tarikatlarda en az ilgilenilen husus bu. Ahlaka dayalı değil, ibadet, zikir ve hayallere dayalı bir dünya kuruluyor. Şeyhlerin çoğu temelsiz ve tekrar dolu ifadeleri her gün okunup ezberlenirken, en az okunan ise ne yazık ki Kuran! Belki de Kuran’ın tümünü anlayarak okumuş bir Müslüman bile bulmak çok zor. Elimizden tespih düşmüyor ama yalan, gıybet, dedikodu, hased, hırs, mal mülk sevgisi ve israf gibi birçok kuralı hiç ciddiye almadık ve almıyoruz. Çarşıda pazarda “Ben siftah ettim, komşuma gidin!” diyen bir Ahilik edebini arıyoruz. Yanlışlarımız gittikçe artıyor ve doğrular gözümüze batacak kadar önümüzde.

Geçmiş yıllarda bir televizyon programı vardı. Bir akrebin çevresine bir daire çizildiğinde, o sınırlar içinde dönüp duruyor ve sonunda kendisini sokarak öldürüyordu.

Dindar olsak da olmasak da şimdi hepimizin çevresinde çizilmiş sınırlar var. Önderlerimiz, inanç ve ideolojilerimizin çizdiği sınırların içerisinden çıkamıyoruz. Yeni düşünceler üretemediğimiz için, eskilerin içinde bocalayıp duruyoruz. Allah’ın sonsuzluğa açılan Akıl yeteneği sınır kabul etmez. Aynen bedenimiz gibi, sürekli değişmeli, yenilenmeli ve gelişmeliyiz. Korkularımız sınırlarımızı derinleştirmemeli. Gücümüzü çevremizden ve başkalarından değil, kendimizden almalı, doğrularla yalnız kalmaktan korkmamalıyız.

Türk Devleti ve Milleti için gelecekte tehdit oluşturan iki terör örgütü vardı: PKK ve Fetulla Cemaati. İlki emperyalizmin yüz yıllık planını gerçekleştirmek için Kürdistan hayaline kapılmış, ikincisi ise emperyalizme hizmet etmek için kendi ülkesini işgal etmeyi hedeflemişti.

Türk Devleti, -İslam dünyasının işgal edildiği yıllarda olduğu gibi- emperyalizme karşı hala mazlum milletlere önderlik edebilecek tek ülkedir. Son bir yıl içinde PKK Terör Örgütü’nün 8 bini aşkın militanını bombalar, hendekler, sivil yerleşim alanları içerisinden tek tek temizleyen bu Devlet, ABD’nin hem bütün kurumlarımıza hem de 170 ülkeye yayılmış en büyük casusluk teşkilatını 15 Temmuz’da çökertmiştir. Her iki mücadele de çok büyük bir başarıdır. Zor olan aşılmıştır, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kısa zaman içinde hiç tahmin edilemeyecek kadar güçlenecektir.

Milletin gönlünden sildiği bir örgüt bu topraklarda yaşayamaz. Cemaat bu yüzden bitmiştir bunu iyi bilmeliyiz. Bu konuda, düne kadar adını sanını duymadığımız bazı uzmanlar (!) hala bir korku iklimi yaymaktadır ki, bu konuda endişeye gerek yoktur. Dileriz ki, PKK Terör Örgütünün Kürt vatandaşlarımızda yarattığı terör ve korku iklimi de bir gün son bulur ve gönüllerden silinir.

Bu tehditler ve örgütler, büyüyen ve güçlenen Türkiye’ye karşı yürütülen örtülü bir savaştır. Emperyalizm, geçmişte olduğu gibi gelecekte de bu topraklarda barınamayacaktır.

Share
Share

feto_0“Şeytan” kavramı biraz ağır gelebilir ancak, konuyu açıklığa kavuşturacak başka bir ifade olmadığı için kullanmak zorundayız. Ayrıca, adının içinde Allah kelimesi geçtiği için Feto kısaltmasının da çok yakıştığına inanıyoruz.

Türkiye’de İlahiyatçılar olarak Feto Hocaya karşı çok fazla dini eleştiri yazılmadı. Geçtiğimiz yıla kadar ciddi bir tehdit olarak da algılanmadığı için hiç kimse hedef olarak seçmedi ve Cemaatin hedefi haline gelmek de istemedi. 1980 ve 1990’lı yıllarda, Feto ve Cemaat konusunda bir makale düzeyinde bile olsa bir eleştiri yoktu. Yaşar Nuri hocanın bile Abant Flatformunun müdavimi olduğu düşünülürse, gerisini siz tahmin edin. 2000’li yıllardan sonra ise Cemaatin kılıcı epey keskinleşmiş, muhaliflerini derinden temizleyen bir Sır Cemiyeti ortaya çıkmıştı. Bu yüzden, biz de 1998’de bu konuda yayınladığımız ilk çalışmamızda hem yalnız hem de desteksiz durumdaydık. Cemaatin yayın organlarında doğrudan hedef gösterilip meslek hayatımızda sıkıntılı günler geçirdik.

Şimdi eski çalışma ve yazılarımıza ek olarak konuyu Kuran ve İslam açısından da değerlendirmenin gerektiğini düşündük . Zira bütün bu olaylara rağmen hala Feto’ya inanmayı sürdüren bir kesimin var olduğunu görüyoruz.

Kısaca ifade etmek gerekirse;

Bu şahıs temel olarak iki konuda İslam düşüncesinin dışında ve sapkınlık içindedir. Cemaat mensupları da yakından bilirler ki; Kendisini çocukluk yıllarından itibaren Allah tarafından özel olarak seçilmiş ve görevlendirilmiş olarak görmektedir. Hz Peygamber ile sürekli irtibatta olduğunu açıkça ifade etmekte ve her hafta Cuma (Perşembe) akşamlarında Peygamber ile görüştüğünü, güncel olayları mütalaa ettiğini ve doğrudan bazı tavsiyeler aldığını söylemektedir.

Feto’nun bu tavrı İslam düşüncesinde Küfür olarak tanımlanır. İslam İnanç Sisteminde Din Kurucusu (Şari) Allah’tır. Peygamberler, Allah’ın emirlerini dosdoğruca insanlara ulaştıran elçilerdir. Peygamberlerin bile Din adına kendilerine göre hüküm koyma yetkileri olmadığı gibi Allah’ın bildirdikleri dışında (ki bunlar Vahiydir) Gaib’i bilmezler. Dürüstlük ve Güzel Ahlakları ile örnektirler ancak, onlar da birer insandır. Bu konuda doğrudan Kuran’dan birkaç delil zikredelim:

21> DE Kİ: “BEN SİZE NE ZARAR, NE DE FAYDA VERME GÜCÜNE SAHİP DEĞİLİM.” 22> DE Kİ : “BENİ ALLAH’TAN BAŞKA KİMSE KURTARAMAZ VE O’NDAN BAŞKA SIĞINACAK KİMSE DE BULAMAM. 23> BEN ANCAK, ALLAH’IN BİLDİRDİĞİ EMİRLERİ SİZLERE TEBLİĞ (EDİYORUM)…>> <CİN SURESİ:72>

6> DE Kİ : “BEN DE ANCAK SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. BANA TANRINIZIN BİR TEK TANRI OLDUĞU VAHYEDİLİYOR. O’NA YÖNELİN. O’NDAN MAĞFİRET DİLEYİN. (ALLAH’A) ORTAK KOŞANLARIN VAY HALİNE.”>> <FUSSİLET SURESİ:41>

188> DE Kİ : “BEN NEFSİME, ALLAH’IN DİLEDİĞİNDEN BAŞKA NE BİR FAYDA NE DE BİR ZARAR VERME GÜCÜNE SAHİP DEĞİLİM. EĞER GAYBI BİLSEYDİM. ELBETTE ÇOK HAYIR ELDE EDERDİM VE BANA KÖTÜLÜK DOKUNMAZDI. BEN SADECE, İNANAN BİR KAVİM İÇİN UYARICI VE MÜJDELEYİCİYİM.” <A’RAF SURESİ:7>

50> DE Kİ : “BEN SİZE; “ALLAH’IN HAZİNELERİ YANIMDADIR” DEMİYORUM. GAYBI DA BİLMEM. SİZE; “BEN MELEĞİM” DE DEMİYORUM. BEN SADECE BANA VAHYOLUNANA UYUYORUM.”.>> <ENAM SURESİ:6>

Hz Peygamber’de bile bulunmayan bazı özelliklerin kendisinde bulunduğunu iddia eden ve sürekli olarak Gaib’ten haber verir bir tavır benimseyen Feto açıkça İslam düşüncesinin dışındadır.

Feto’nun Hz Peygamber ile görüştüğünü, olayları her hafta mütalaa ettiğini ve kendiliğinden konuşmadığını ifade etmesi bir Ruh hastalığıdır. İslam düşüncesinde Hz Peygamber’in eşi, ailesi veya yakın arkadaşlarından herhangi birisinin vefatından sonra Peygamber ile rüyasında görüştüğüne ilişkin tek bir haber yoktur. Eğer böyle bir durum olsaydı, Hz Ayşe ile Hz Ali’nin ve Cennetle müjdelenen Sahabelerin iktidar kavgası yüzünden karşı karşıya geldiği savaşlar olmazdı.

Ayrıca, diğer tarikat ve cemaatlerde de çok yaygın olan “Hz Peygamber’in rüyada görülmesi” meselesi doğruluğu kesin (Mütevatir) olmayan hadislere dayandırılmıştır. Buhari ve Müslim’de yer alan aşağıdaki hadis, Hz Ömer’in uydurma hadisleri yüzünden cezalandırdığı Ebu Hureyre tarafından rivayet edilmiştir. Peygamberimize atfedilen hadiste “Rüyasında beni gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan hiçbir şekilde benim suretime giremez” denilmektedir. Bu sözün metin tenkidi yapılmamıştır. Mantıksal olarak ise, Hz Peygamber buna benzer bir söz söylemiş olsa bile kendisini bizzat görmüş ve tanıyan arkadaşlarına söylemiştir. Yıllar sonra hayatında Hz Peygamber’i görmemiş birisinin rüyasında gördüğü kişinin kim olduğunu sadece Allah bilir.

Rüya yoluyla bilgi almak sadece Peygamberlere ait bir durumdur. Rüya yoluyla ilahi bilgi aldığını söyleyen ve bunun da ötesinde Kâinatı yönetme yetkisi olduğunu iddia eden kişi Son Peygamber’den sonra ortaya çıkmış Sahte Bir Peygamberdir. Bu durum tamamen bir ruh hastalığıdır ve hem Türkiye’de hem de İslam tarihinde bu tür epey meczup bulunmaktadır. İbnu’l Kayyım El Cevzi isimli ünlü İslam Bilgini bu tür iddia sahiplerine “Şeytanın Maskaraları” adını vermektedir.

Nitekim son 40 yılda nesilleri zehirleyen bu şahıs gerçekten zıvanadan çıkmış ve hezeyanlarını hala sürdürmektedir. İlahiyatçıların ve özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu şahsın din konusundaki sapkınlığını ortaya koyması büyük önem taşımaktadır.

Cemaate mensup olarak buna inananlar genellikle temel bir din eğitimi almamış, Matematik ve Fen eğilimli kişiliklerdir. Bu kişilerde dünya Siyah veya Beyaz’dır. Ara renkler yoktur. Onlar için kendilerine verilen matematiksel formül ve doğruların dışında düşünmek mümkün değildir. Sosyal yönden çift kimlikli olarak yetiştirilen Cemaat mensuplarının dışarıdan görülen soğukluk ve duygusuzluğu, hâkim ve yetkin olduklarındaki merhametsiz ve acımasızlığı çok belirgindir.

Yıllar süren telkinlerle adeta beyinleri yıkananların, kendisini Peygamber’e taraftarlarını da Sahabelere benzeten bu hasta insanı artık görmelerini dileriz.

Share
Share

obama erdoganUnited States President Barack Obama!

You know that; you have lost entirely Turkish Nation who has supported the Western alliance since 1950s and is the largest force of NATO in Europe and Asia. We wish we hadn’t sacrificed our lives for you in Korea.

After the latest bloody coup, we don’t believe your lies without turning red in your face.

We know better now the following truths:

  • In the first hours of the coup, you almost wished that the coup should be bring stability and restraint. “After became apparent that coup plotters were failed, you supported Turkiye’s democratic institutions and in the meantime warned about “the rule of law”. Don’t worry, we don’t occupy countries and we don’t kill millions of people. We don’t have many secret prisons and torture centers in any country. Try as you might to deny it, we believe that you are behind of this blood coup attempt.
  • In fact, all coups after 1960 were your masterpiece. You scared us with Communism threat for years, you rob us with your arms companies and you blocked our technological development.
  • If you remember, “Your Children” had done September 12 Military Coup. Someway “Your Children” arrested only Nationalists, Revolutionists and National Vision Movement members and they didn’t touch your religious communities.
  • You had met with the Smiling Devil (Fethullah Gulen) in the 1970s. When Khomeini set foot in Iran in 1979, you put Your Moderate Mahdi Gulen to the stage. The name of the community’s famous magazine was “Sızıntı” (Leak) and it started to publish in February 1979.
  • Immediately after the September 12 Coup, your One Dollar Followers (Turks say this: picayune) began to steal the exam questions in military schools and academy. From 1981 you started placing your men to the Turkish Armed Forces.
  • In 1980s, you protected your community and Gulen Devil with your fans Turgut Ozal’s political support. Your Kurdistan Plan failed due to the protesting of Older Generations Soldiers in this period.
  • After the fall of the Soviet Union in 1989, you began your Great Middle East Project. You have killed all political leaders and important journalists who will bring the problem in future, in the first half of 1990s.
  • You used the Turkish Armed Forces in the Gulf Wars. You set us watchman for your Kurdish allies in order that they don’t fight.
  • On February 28 Coup, you misled Turkish Army Commanders and you expelled many nationalist and conservative officers with a few Gulen followers. After Coup, Gulen Community showed the biggest improvement. You put your Community to Turkish political life.
  • After 2000s, Turkish people and Old Commanders started to know your secret aims. We did not share your occupation plan to Iraq in 2003.
  • You didn’t know what to do with your rage. You throw a hood over a small piece of Turkish soldiers’ head in Iraq. If this special army group fought with your soldiers, they could kill a hundred your soldiers. Hence, Iraqi people also throw a hood over your army head in Iraq. You lost 4500 soldiers and withdrew.
  • Since 2004, you started to psychological operations against all national elements in Turkish Armed Forces. Your Children machinated to the Turkish officers with all kinds of theft, fraud, deceit and betrayal formed. You sent your best experts to Turkiye and they guided these compasses. You trained Your Children in the United States.
  • All key institutions such as the judiciary and police, education systems almost occupied by your children. They received their instructions from their Mehdi Gulen who has been protecting for years by you in Pennsylvania.
  • You opposed to all independent project of the Turkish defense industry. You tried to steal some important weapons and killed many Turkish engineers.
  • After 2009, you pressed the button to eliminate Tayyib Erdogan who doesn’t follow your instructions. Your Children had killed Muhsin Yazicioglu that you proposed him to take over for Erdogan but you took his reply oathfully.
  • After 2010, you have made a series of provocations to drag Turkiye’s Kurdish citizens to revolt. You misled Turkish Army in Uludere, it’s possible that Your Children achieved a great job.
  • In December 17 2013, you wanted to kill Our President and to overthrow the current government. On December 25, you tried to cut aids that was going to Syrian Opposition Groups who have been trying to prevent the Kurdish Corridor in Northern Syria. Your Children Plan to kill Our President failed.
  • Except that to help Turkiye for its war on terror, you supported PKK Terrorist Organization. You didn’t fire a gun this terrorist organization in Iraq for years. You have been getting into a partnership with PYD Terrorist Organization that is training new militants to PKK Terrorist Organization.
  • You made a big effort to pit Turkiye against Russia in Syria. On the one hand while you have been provoking Russia by making promise to give Latakia and Aleppo; on the other hand, you conduced toward the shooting down of Russian aircraft. We have started to believe that this was your and Your Children plan. You didn’t want the entering of Turkiye to the Syria and Iraq.
  • Whenever Turkiye decided to restore its relationship with Russia, it downed on you! Now you have been offering many bribes to Russia.
  • The last change for you to stop Turkiye was this NATO coup. You put this bloody coup plan into action without blinking your eyes.

Now you are lying openly. We don’t believe you. We see you as responsible for all of this.

Russia that you turned us against it, was more honest and friendly from you. When Russian aircraft downed, we understood that even NATO wouldn’t defense us. NATO was off the grid in our worst day. We know that it is trying to protect the coup plotters escaped to Greece now.

240 civilians have been killed by Your Children’s warcrafts, gunships and tanks. The Sheikh of these killers is in your country, in Pennsylvania.

This event was your latest and greatest betrayal against us. The Turkish Nation and the Turkish youth will never forget this betrayal.

You might have new plans and provocations against our country. But keep in your mind that, with the losing of Turkish People, you will lose not only Turkiye but also the Middle East and Asia.

We are Turks, not the Middle Easternian or Texan.

Share
Share

obama erdoganAmerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama! Biliniz ki;

1950’li yıllardan itibaren Batı ittifakını destekleyen, NATO’nun Avrupa ve Asya’daki en büyük gücünü oluşturan Türk milletini artık bütünüyle kaybettiniz. Biz sizler için Kore’de boşuna can vermişiz.

Bu son kanlı darbe girişiminizle sizi çok daha iyi tanıdık. Yüzünüz kızarmadan söylediğiniz yalanlara inanmadık.

Şimdi artık şunları çok daha iyi biliyoruz:

  • Darbenin ilk saatlerinde neredeyse darbe girişiminin hayırlı olmasını diliyordunuz. Darbecilerin başarısız olacağı kesinleşince dil ucuyla Türkiye yönetimini desteklediniz, arkasından da “aşırı gitmeyin” diye uyardınız. Merak etmeyin, sizin gibi ülkeleri işgal edip, milyonlarca kişinin canına kastetmeyiz. Bizim her kıtada gizli hapishanelerimiz ve işkence merkezlerimiz yok. Siz ne kadar inkâr etseniz de, bu darbenin arkasında sizin olduğunuzdan adımız gibi eminiz.
  • Zaten, 1960’tan sonraki bütün darbeler sizin eserinizdi. Bizi yıllarca Komünizm ile korkuttunuz, silah şirketlerinizle soydunuz, teknolojik gelişmemizi engellediniz.
  • 12 Eylül Askeri darbesini “Sizin Çocuklar” yapmıştı hatırlıyorsanız. Nedense, “Sizin Çocuklar” sadece Ülkücüleri, Devrimcileri ve Milli Görüşçüleri tutukladı. Sizin Cemaatlerinize dokunmadılar.
  • Gülen Şeytanı ile 1970’li yıllarda tanışıyordunuz. 1979’da Humeyni İran’da yönetime gelince Ilımlı Mehdinizi fiilen sahneye çıkardınız. Humeyni Şubat ayında İran’a ayak bastığında Cemaatinizin sızma hareketi de Sızıntı dergisiyle birlikte başladı.
  • 12 Eylül darbesinden hemen sonra 1 dolarlık (Türkler buna 5 Paralık derler) müritleriniz Askeri Liselerde ve Harp Okullarında soru çalmaya başladılar. 1981’den itibaren Türk Silahlı Kuvvetlerine adamlarınızı yerleştirmeye başladınız.
  • Siyasi hayranlarınızdan Turgut Özal’ın da desteğiyle Cemaatlerinizi ve Gülen Şeytanını korudunuz ve kolladınız. Eski Kuşak askerler itiraz ettiği için Kürdistan’ı kurma girişiminiz sonuçsuz kaldı.
  • 1989’da Sovyetlerin yıkılmasını takiben Büyük OrtaDoğu projenizi başlattınız ve size gelecekte sorun çıkartacak ne kadar siyasi lider ve gazeteci varsa 1990’lı yılların ilk yarısında birer birer öldürdünüz.
  • Körfez Savaşlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kullandınız. Şimdiki müttefikleriniz Kürt Aşiretler kavga etmesin diye bizi başına diktiniz.
  • 28 Şubat darbenizde, birkaç göstermelik Cemaatçi ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki birçok milliyetçi ve vatansever subayı irtica suçlamasıyla ordudan attırdınız. Onların yerine, kendi adamlarınızı getirmeyi sürdürdünüz. Gülen Şeytanını ve Cemaatini siyasi hayata soktunuz. Cemaatiniz en büyük gelişmesini bundan sonra gösterdi.
  • Ama 2003’den sonra işler değişti. Güneydoğu’dan başlayarak uydurma gerekçelerle Irak’ı işgal suçunuza ortak olmadık. Eski Kuşak Askerler, sizleri tanımaya ve sorgulamaya başladı.
  • Hiddetinizden ne yapacağınızı bilemediniz. Çatışsalardı en azından yüz askerinizi temizleyecek küçük bir Türk birliğinin başına Irak’ta çuval geçirdiniz. Irak halkı da sizin başınıza çuval geçirdi ve 4500 askerinizi kaybedip geri çekildiniz.
  • 2004’ten itibaren, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bütün milli unsurlara yönelik psikolojik operasyonlara başladınız. Sizin Çocuklar her türlü hırsızlık, sahtekârlık, yalancılık ve ihanetle Türk subaylarına kumpaslar kurdular. En iyi uzmanlarınızı Türkiye’ye gönderip bu kumpaslara rehberlik ettiniz. Sizin Çocukları gruplar halinde ABD’de eğitimlere tabi tuttunuz.
  • Türk Savunma Sanayisinin bütün bağımsız projelerine karşı çıktınız. Planlarını çalmak, önemli uzmanlarını öldürmek için büyük gayret sarfettiniz. Türkiye’yi Ortadoğu’dan uzak tutmak için her türlü entrikaya giriştiniz.
  • Türkiye’nin Eğitim, Yargı ve Emniyet gibi bütün kilit kurumları Sizin Çocuklar tarafından adeta işgal edildi.
  • 2009 yılından sonra, sizi dinlemeyen Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek için düğmeye bastınız. Erdoğan’ın yerine geçmesi için teklif götürdüğünüz ve küfürle karşılık aldığınız Muhsin Yazıcıoğlu’nu suikastla ortadan kaldırdınız.
  • 2010’dan sonra Türkiye’nin Kürt vatandaşlarını isyana sürüklemek için bir dizi provokasyonlar yaptınız. Uludere’de TSK’yı yanılttınız, belki de Sizin Çocuklar büyük bir iş başardı.
  • 17 Aralık 2013’de mevcut hükümeti devirmek, 25 Aralık’ta Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt koridoruna engel olmak için yaptığı yardımları kesmek için operasyonlar yaptırdınız. Sizin Çocukların, Türkiye’nin Başbakanı’nı öldürmek için yaptığı planlar da başarıya ulaşmadı.
  • Terörle mücadelesinde Türkiye’ye yardım etmek bir yana, Terör örgütünü her zaman desteklediniz. PKK Terör Örgütü’ne hala militan yetiştiren PYD ile ortaklık kurdunuz. Türkiye’de patlatılan bombalar ve zamanlamalarında sizin katkınız ve yararınız olduğunu düşünmeye başladık.
  • Kuzey Irak – Suriye Kürt Koridoru planınız için Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek amacıyla büyük çaba gösterdiniz. Bir yandan Rusya’ya Halep ve Lazkiye’yi vaat edip kışkırtırken, diğer yandan Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesine vesile oldunuz. Bunu da sizin çocukların, sizin talimatınızla yaptığına inanmaya başladık.
  • Ne zaman ki, Türkiye Cumhuriyeti Rusya ile arasını düzeltme kararı aldı, sizde şafak attı. Hemen Rusya’ya Ortadoğu’da rüşvetler sundunuz. Baktınız olmuyor Sizin Çocuklarla bu son Kanlı Darbe planını devreye soktunuz. Cumhurbaşkanımızı öldürmek, ülkemizi kan gölüne çevirmek için gözünüzü bile kırpmadınız.

Şimdi karşımıza çıkmış yalan söylüyorsunuz. Sizlere inanmıyoruz. Bütün bu olanların sorumlusu olarak sizleri görüyoruz.

Yıllardır bizi düşman ettiğiniz Rusya, sizden daha dürüst ve dostça davrandı.

Türkiye gibi büyük bir NATO ülkesinde bu olaylar olurken NATO’nun hiç haberi yok muydu? Rus uçağı düşürüldüğünde NATO’nun bile bizi savunmayacağını anlamıştık. Ama sizlerin bu hainlerle birlikte böyle bir kanlı plana başvuracağını hiç tahmin etmemiştik.

Bu olay bize karşı en son ve en büyük ihanetinizdi. Türk Milleti ve Türk Gençliği bu ihaneti hiç unutmayacak.

Yeni planlar, provokasyonlar peşinde olabilirsiniz. Ama şunu unutmayın ki, Türkiye’yi kaybetmekle sadece Ortadoğu’yu değil Asya’yı da kaybedeceksiniz, bir köşeye yazın… Türkiye’yi işgal planınız başarısız oldu. Stratejik Suç Ortağınız İngiltere ile birlikte bu topraklarda asla kalıcı olamayacaksınız.

Biz Türk Milletiyiz, Ortadoğulu ya da Teksaslı değiliz.

Ek: Bu yazıdan bir gün sonra ABD Milli İstihbarat Direktörü James Clapper “Muhataplarımızın çoğu ya tasfiye edildi, ya da tutuklandı” diye söyledi. Bloomberg’in konu ile ilgili başlığı aynen şöyleydi: “Widening Turkish Purges Sweeping Up U.S. Allies, Clapper Says”, yani “Clapper diyor ki: Türklerin genişleyen tasfiyesi, ABD’nin dostlarını temizliyor.” ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel de darbecilerden ziyade tasfiyeden kaygılı olduğunu kaydetti ve “Türkiye, askeri varlıklarımızı konuşlandırabildiğimiz ve yönetebildiğimiz bir yerin olmasının ötesinde.” diye söyledi.

Share
Share

Gulen Seytanıİnsanların gözünün içine baka baka büyük bir soğukkanlılıkla yalan ve telkinlerini sürdüren bu şahsı, içinde Allah kelimesinin bulunduğu bir isimle anmak yanlış olur. Kendisi gibi hastalıklı bir ordu kuran, aynı yüzsüzlük ve soğukkanlılıkla kendi ülkesine, insanlarına saldırtan bu kişiye bir isim bulduk: ABD’nin Gülen Şeytanı. Gülen Şeytanı yıllar önceki bir sohbetinde bakın neler söylüyordu:

“Arkadaşlarımızın mevcudiyeti bizim İslami geleceğimiz adına işin garantisidir. Bu açıdan adliyede, mülkiyede veya bir başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti böyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Bunlar, gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bunlar bir ölçüde bizim varlığımızın teminatıdır. Şimdiden mevcut olanlar burada mevcudiyetini korumasa da, arkadan gelenlerin mevcudiyetini mutlaka korumalıyız. Yoksa korumada şimdi onları korumaya çalıştığımız gibi zorlanırız ve geleceğe de o müessese olarak yürüyemeyiz. Mevcut muhafaza edilmeli… Acaba daha bunun neye ihtiyacı var, nasıl takviye edilmeli, bu denmeli. Daha bir takviye edilmeli fakat mevcuttan bir ölçüde taviz verilmemeli derken, katiyen zayiata gidilmemeli. Bu açıdan bizim ister bu dairede ister diğer dairede arkadaşlarımızın korunması çok önemlidir.

Şimdi bir taraftan onu yaparken, diğer taraftan o kurallara, kaidelere, yine hukuki prensiplere, ne kadar esnekliğe müsaade ediyorsa, işte onun için de biraz kural kanun adamı olmalarıyla istikbale yürüyebilirler. Yoksa siz burada adliyede karar verirseniz, orada mülkiyede bir kısım icraatta bulunursunuz. Fakat yukarı hep bunu bozarsa… Yargıtay, Danıştay sizin karşınıza çıkarsa, yüksek mahkeme bizim verdiğimiz kararların hilafına kararlar verirse… Öbür tarafta tetkik amirleriniz hep böyle aleyhinizde kararlar isnat ederlerse, siz istikbale yürüyemezsiniz yani. Takılır yollarda, kalırsınız. Ve sizin ileride daha önemli, daha hayati yerlere gelmenizin arkasında da bu vardır. Sezilmeden, mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerilere gitme, işte bu iki müessesede olduğu gibi hayati, dinamik bir kısım müesseselerde de söz konusudur. Ta ilerilere gitme, böyle can damarları içinde dolaşma. Ve sonra eğer dönülüp gelinilecekse, yara alınmadan hissedilmeden dönüp, geri gelmeli.

Çok dikkatli, çok tedbirli ve temkinli hareket etme mecburiyeti var. Bu hizmetin içinde bulunanlar, bu hizmete göre hizmet vermek isteyenler her birisi dünyayı idare edebilecek birer diplomat gibi hareket etmeli. Bir yanlışlık bize falso yaşatır. Ve bu falsoyla yediğimiz mağlubiyeti sonra telafi edemeyiz. Bu defada onlar sizi kıskıvrak derdest ederler bir daha da belinizi doğrultmanıza fırsat vermezler. Dünya firavunlar çağını yaşıyor. Toprak firavun bitirmek için pek mümbit. Böyle bir dönemde tam özünüzü bulacağınız kıvama ereceğiniz ana kadar dünyayı sırtınıza alıp taşıyabileceğiniz güce ulaşacağınızı ana kadar, o kuvvete temsil edeceğiniz şeyler elinizde olacağı ana kadar, Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır. Her adım 20 gününü doldurmadan yumurtayı kırmak gibi bir şeydir.

Biz bu imana ve kurana hizmet düşüncesini evlerimizde gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Sizin de aşina olduğunuz ışık evlerinde, ışık komplekslerinde gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu evler sizin bildiğiniz gibi minaresi olan öyle ezan okunduğu zaman herkesin içine gittiği malum evler değildir. Meçhul evlerdir, belirsiz evlerdir. Bunlar belirli olamazlar. Çünkü o evlere girip çıkanlar yakın takiptedir. Elden geldiğince o evler kamufle edilmelidir.”

Share

Kısaca Son Durum

Efrin'in doğusunda, PYD'nin bir oldu bitti ile aldığı Menag Havaalanı ve Till Rifat bölgesi de ateş altına alındı.
Özgür Suriye Ordusu bünyesindeki Türkmen ve Türk dostu Arap Muhalifler, El Bab ve Menbiç kentlerini de almayı planladıklarını kaydediyor.
Türkiye'den moral kazanan Arap Aşiretler TelAbyad'ı geri almak için silahlanıp hazırlık yapmaya başladılar.
Kürt militanlar (PYD) Menbiç'ten çekilmeye başladı.
Muhalifler ve Türk Özel Kuvvetleri, Yusuf Bayk kasabasını PYD'den temizledi. Aynul Beyda'ya müdahale devam ediyor.

Terörle Mücadele

Türk Güvenlik Güçleri tarafından öldürülen Terörist Sayıları

20 Temmuz 2015 - 22 Ağustos 2016 arasında öldürülen PKK Terörist Sayısı:

7932

Rakamlar resmi sayılardır, dağlarda, mağaralarda, tünellerde ölüp kalanlar dahil değildir.
Öldürülen İŞİD Terörist Sayısı :

1786

İslam Felsefesi

DinBilim

Gallery

1920-1933 Şam Sokakları

Manaz Contact

Konferans