Cumhurbaşkanlığı Filmindeki Hatalar!

Share

CTFilm01Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün idari, askeri ve bilimsel kurumları bir Devlet bütünlüğü içerisinde Cumhurbaşkanlığı tarafından temsil olunur. Cumhurbaşkanlığı makamının Atatürk döneminden sonra tamamen sembolik bir temsiliyete indirilmesi son derece yanlıştı. Türk toplumlarının devlet yapısında askeri kurumlar kadar liderlik kurumu da son derece önemlidir. Esasen Doğu’nun tarihi, Carlyle’nin dediği gibi Liderler tarihidir ve Türk devletlerinin kaderini her zaman liderler belirlemiştir.

Konunun siyasi tartışmaları bir yana, Cumhurbaşkanlığı makamının güçlendirilmesi ve halk tarafından seçilmesi son yıllardaki en önemli idari kararlardan biridir. Milletvekillerini hür olarak belirleyip seçemeyen bir toplumun, en azından Cumhurbaşkanı’nı kendi iradesiyle seçmesi önemli bir demokratik haktır.

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da Türk toplumunun sorunları ile yakından ilgilenmiş ve çözümler üreterek önderlik etmiştir. Bugün de Cumhurbaşkanlığı makamının toplumun sorunları, eğitimi, yönlendirilmesi, önderliği konusunda gözle görülür inisiyatifler alması mutluluk vericidir. Siyasetin karmaşası içerisinde Başbakanlık ve Meclis tarafından çözüm üretilemeyen veya gözardı edilen hususlarda, Cumhurbaşkanlığı makamının rehberlik yapması son derece önemlidir. İşte bu noktada Cumhurbaşkanlığı makamının, en yetkin danışmanlar tarafından informe edilmesi, bütün seçeneklerin ortaya konulması ve ilgili devlet kurumlarından en doğru bilgilerin alınarak karar merciine sunulması çok ama çok önemlidir.

Devamını Oku / Read More...

Share

Törenlerimizde Milli Silahlar Kullanılmalı!

Share

CumhSerefBüyük devletler, milli törenlerinde, karşılamalarda ve sembolik nöbet alanlarında kendi tarihi silahlarını kullanırlar. İngiltere, Almanya, Amerika, Rusya gibi birçok ülkenin Şeref Kıtaları, Cumhurbaşkanlığı Tören Birlikleri bu ülkelerin ürettikleri tarihsel silahları taşırlar.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise ne yazık ki Milli Törenlerinde ABD yapımı M-1 Piyade Tüfeklerini kullanarak büyük bir yanlışı sürdürmektedir. M-1 Garand tüfekleri 1936 yılında ABD tarafından üretilmeye başlanmış ve II. Dünya Savaşı, Kore ve Vietnam Savaşları, Arap – İsrail Savaşları gibi birçok savaşta kullanılmıştır. ABD’den sonraki en fazla kullanıcısı olan Türk Silahlı Kuvvetleri 1970 yılına kadar 300 bin civarında M-1 tüfeği satın almış ve 1980 yıllarına kadar da kullanmıştır. Halen, Cumhurbaşkanlığı Tören Kıtası ve AnıtKabir gibi devleti temsil eden birçok yerde sembolik olarak bu tüfekler kullanılmaktadır.

Buna karşılık, Türklerin 1938 yılından sonra üretmeye başladığı Kırıkkale Piyade Tüfekleri, Türk Milli Törenleri için daha uygun bir silahtır. Kırıkkale Tüfekleri, Almanların ünlü Mavzer (Mauser Kar 98k) silahının Türkiye’de yapılan modelidir. Bu tüfeklerin atası kabul edilen Gewehr 98 tüfekleri Alman İmparatorluğu tarafından 1898’de üretilmeye başlanmış ve ABD’nin Türkiye’ye silah satmaması üzerine Osmanlı Sultanı Abdulhamid tarafından anlaşması yapılarak Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmiştir. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda bilfiil kullanılan bu tüfekler, çağının en iyi silahları olarak kabul edilmekteydi. Ankara Ulus’ta bulunan Atatürk anıtında Mehmetçik’in elindeki silah Kırıkkale tüfeğidir.

Devamını Oku / Read More...

Share

Vatikan’ın Kanlı Tarihi!

Share

VatikanTarihBarış getirmesi beklenen dinlerin neden olduğu savaş ve katliamlar, insanlık tarihinin en utanç verici örnekleridir. Dinlerin inanç ve ahlak temelinden uzaklaşıp, siyaset ve iktidar amacıyla kullanılması, dindarları da hem dinden hem de insanlıktan uzaklaştırmıştır.

Vatikan’ın Katolik Lideri Papa Francis’in, siyasetin konusu olan bir olayı soykırım olarak nitelemesi ruhbanların eski alışkanlıklarını sürdürdüğünü bir kez daha gösterdi. Hâlbuki Vatikan’ın Kanlı Tarihi soykırım ve katliam konusunda unutulmaz örneklerle doluydu. Belki de Papa, 1095’ten itibaren 300 yıl boyunca süren Haçlı seferlerinin ve katliamlarının Anadolu’daki Türk devletlerince durdurulmasını hala unutmamıştı.

Bu konuda, Müslüman kaynakların taraflı olacağı düşüncesiyle tamamen Batılı kaynaklardan alıntı yapmak üzere birkaç önemli örneği hatırlatmak isteriz.

Papalık, üç asır boyunca Kudüs’ü fethetmek için Haçlı Seferleri organize etmiş, yüzbinlerce insanın ölümüne ve katliamlara sebep olmuştu. Çoğunluğu başarısızlıkla sonuçlanan Haçlı Seferleri, insanlığın en iğrenç katliam örnekleriyle doluydu. Fransız Tarihçi Frantz Funck-Brentano’nun ifadesiyle, “Haçlı Orduları Türk çocuklarını yakalayıp, pişirmek için parça parça kesiyorlar veyahut kazıklara geçiriyorlardı. Büyüklere de dehşetli işkenceler yapıyorlardı.” (F.F.Brentano, de l’Institut: Les Croisades, Flammarion, Paris, 1934.)

Devamını Oku / Read More...

Share

Barış ve Huzur Kenti Mardin

Share

MardinOrtadoğu, sadece bugün değil, tarihi haçlı seferlerinden bu yana huzur arıyor. Etnik ve dinsel ayrılıklar sürekli körükleniyor ve bu da kaos ve çatışma ortamını devamlı olarak besliyor. Bununla birlikte, Türklerin hâkim olduğu bazı OrtaDoğu şehirleri var ki, adeta bütün insanlığa örnek olacak birer Barış ve Huzur kenti özelliğine sahip. İşte Mardin böyle bir kent! Ortadoğulu dinlerin ve etnik grupların iç içe yaşadığı örnek bir şehir.

Türk, Arap, Kürt, Süryani, Ermeni kökene sahip binlerce insanımız Mardin’i bir Kültür ve Medeniyet beldesi haline getirmiş. Kürt ayrılıkçılığının bazı doğu kentlerini yaşanmaz hale getirdiği şu günlerde, biraz endişeyle gittiğimiz Mardin bizi kendisine hayran bıraktı. Yol boyunca, askeri karakolların nöbetçi kulübelerinin savaş dönemine benzer şekillerde mazgallarla tahkim edildiğini görmüşken, Mardin’e girerken bütün dağı kaplamış Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazısı yüreğimize su serpti. Kente yaşayan Kürt vatandaşlarımızın birlik ve beraberliğe yönelik sözleri içimizdeki endişeyi tümüyle silmeye yetti. Mardinli Kürtler, kendilerini diğer bölgelerde yaşayan Kürt topluluklarından da özellikle ayırıyor, terör ve ayrılığa karşı olduklarını her vesile ile dile getiriyorlardı. Terör örgütünün birçok doğu kentinde eşkıyalık yaptığını, insanların sorgusuz baskılara tabi tutulduğunu ve hatta o bölgelerden gelen Kürtlerin hırsızlık alışkanlıklarını kentlerine de bulaştırmak istediklerinden şikâyet ediyorlardı. Süryani vatandaşlarımız, hemen yanı başlarındaki Suriye’de gelişen İŞİD ve Selefi teröründen çok endişeliydiler. Suriye’den kaçıp gelen birçok insana, Mardin’in hayırseverleri yardım elini uzatmışlar, iş vermişler ve koruma altına almışlardı. Herkesin özellikle vurguladığı en önemli husus, Dürüstlük ve Çalışkanlık’tı. Adeta herkes barış ve huzur için kenetlenmiş gibiydi. Siyasi görüşlerin kendileri için bir ayrılık vesilesi olmadığını, aynı dostluk ortamını paylaşan insanların MHP’den BDP’ye kadar istedikleri partiyi açıkça destekleyebildiklerini ifade ettiler.

Devamını Oku / Read More...

Share

The Last Situation in Iraq and Syria – April 1

Share

YOrtaDogu0104EnThere were many important developments during the past month in Syria and Iraq. The clearing of Tikrit City from the ISIL terrorist organization was the most important development in Iraq. Shiite militias and Iraqi government forces with the support of Coalition Aircrafts gave a long struggle in Tikrit. On the other side, The Mosul Operation has not shown a marked improvement during the last month. Sunni tribes in Mosul have complained about looting and harassment of Shiite militias in Sunni areas for a long time. US-led coalition has disturbed about the growing role of Iran in the Middle East. For this reason, we can say that the Mosul Operation is on hold. ISIL (The Islamic State in Iraq and Syria) partially stopped their attacks in the Northern and Southern Iraq and went on the defensive.

Important events had been taking place in Syria in the last days. ISIL Terrorist Organization continues to progress especially in central and southern Syria. ISIL which shifted some forces from Raqqa to BirKasap, began to control a large area in the southern Damascus. Finally, it seized Yarmouk Camp near the Damascus and made an appearance. Yarmouk was an area inhabited by Palestinian refugees and had been under siege of Assad’s Army for a long time. We will see in the coming days how this situation has happened, did Assad Army withdraw for using this threat in next days or was this success of ISIL?

Devamını Oku / Read More...

Share

Irak ve Suriye’de Son Durum : 1 Nisan

Share

YOrtaDogu0104

Son bir ay süresince Yakın Ortadoğu olarak tanımladığımız Suriye ve Irak’ta önemli gelişmeler oldu. Irak’taki en önemli gelişme Tikrit kentinin İŞİD örgütünden tamamen temizlenmesiydi. Koalisyon uçaklarının desteğindeki Irak Hükümetine bağlı güçler ve Şii milisler Tikrit’te uzun bir mücadele verdiler. Musul’a yönelik operasyon konusunda henüz net bir ilerleme sağlanamadı. Musul bölgesindeki Sünni aşiretler, İran özel kuvvetleri tarafından koordine edilen Şii milislerin ele geçirdikleri bölgelerdeki yakma, yağmalama ve tacizlerinden şikâyet ediyorlar. ABD öncülüğündeki Koalisyon, İran’ın bölgedeki genişlemesinden rahatsız ve bu yüzden Musul Operasyonu konusu şimdilik beklemede diyebiliriz. İŞİD Terör Örgütü, Irak’ta Kuzey’de ve Güney’deki saldırılarını kısmen durdurdu ve savunma durumuna geçti.

Suriye’de çok daha önemli gelişmeler oldu. Irak’taki gerilemesine karşın, İŞİD Terör Örgütü özellikle Suriye’nin Orta ve güneyinde ilerlemesini sürdürüyor. Rakka’dan, BirKasab bölgesine önemli bir güç kaydıran İŞİD, burada geniş bir alanı kontrol etmeye başladı. En son olarak Şam’ın güneyindeki Yermuk kasabasını ele geçiren İŞİD militanları büyük bir gövde gösterisi yaptılar. Yermuk, Filistinli göçmenlerin yaşadığı bir bölgeydi ve uzun süredir Esad Ordusu’nun kuşatması altında tutuluyordu. Bu durum, çaresiz durumdaki Esad yönetiminin izniyle mi gerçekleşti, yoksa İŞİD örgütünün bir başarısı mıydı, bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Devamını Oku / Read More...

Share

US Wins Over Kurds, Loses Turks and Arabs!

Share

Kurd_USAWhen the Soviet Union collapsed in 1989, the United States had aimed to occupy Iraq. It gave priority to save Kurds in the First Gulf War in 1990 as well as in the invasion of Iraq in 2003. US had kissed its historical allies, Turks and Arabs off and closed its eyes to interests of its old friends. While on the one hand it was leaving Iraqi Turkomans to Saddam’s tender mercies after the 1990s, on the other hand it was establishing the Kurdish Federation boundaries as No Fly Zone and United Nation Safe Area in Iraq. The United States both strengthened the Barzani’s Kurdistan and implicitly protected the PKK Terrorist Organization following the 2003 invasion of Iraq.

When the United States defeatedly and ineffectively left Iraq in 2011, it gave not only Iraq but also Syria to Iran on a silver platter. After the few years, The United States and Western countries began a guest due to the expansion of Russia and Iran from Bahrain to Yemen and the becoming a key actor of Hezbollah in Lebanon.

Devamını Oku / Read More...

Share

Sosyal Medya

İnteraktif Harita

Gruplar

İslam Felsefesi

DinBilim

Manaz Panoramio

Konferans

Arşivler